DOLAR 7,8397
EURO 9,3633
ALTIN 448,55
BIST 1.341
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 13°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
13°C
Çok Bulutlu
Cts 14°C
Paz 16°C
Pts 15°C
Sal 14°C

Şaka Gibi

23.08.2019
A+
A-

Değerli okurlarım.

Bu yazımda ortada olan bir hukuksuzluğa değinmek istiyorum.

Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Karataş mevkiinde “Etibakır Fosfat İşletmesi” bulunmaktadır.

1990’lı yıllarda bölgedeki terör vakaları nedeniyle kapatıldığı bilinmektedir.

Uzun yıllar işletilmedi. Herhangi bir faaliyeti yoktu.

Ancak 2011 yılında  “Cengiz holding A.ş” bünyesine geçerek tekrardan aktif hale getirildi.

Bölge halkı için aslında ekonomik güç olarak görülmekteydi. Fakat açıldığı günden beri haksızlık üstüne haksızlıklar yapıldığı söylenmektedir.

Nasıl mı?

En başında fabrika tarafından dumanın doğaya bırakılmasından dolayı, tarımdaki verimliliğinin azalmasına sebebiyet teşkil etmektedir.

Yine ara ara bırakılan bu dumanın kokusundan dolayı zehirlenen vatandaşların olduğu da iddialar arasında yer almaktadır.

Bir diğeri ise, maden rezervlerinin olduğu yerler tespit edildi.

Bu bölgede bulunan Karataş, Kocakent, Arısu ve Balpınar köyleri başta olmak üzere, yakındaki tüm köylülerin topraklarına haksız bir şekilde el konulmaya çalışılıyor.

Köylülerin iş makinelerini durdurma eylemlerine ise maalesef sessiz kalındı.

Çoğu vatandaşın bilgisi olmadan dönemin muhtarlarının gizliden aldıkları rüşvetler karşılığı imza verdikleri de iddia söz konusu.

Yine yüz yıllardır köylü tarafından işletilen (dededen kalma ) topraklara tapu verilmemektedir. Birileri tarafından engel çıkartılarak vatandaşlar mağdur edilmektedir.

Özellikle maden rezervlerinin olduğu tarlalara tapu verilmeyip, taşlık, dağlık ve ağaçlık (maden rezervi yok buralarda tabiki) alanlara tapu verilmesi ise vatandaşla dalga geçilmesinin en büyük kanıtıdır.

Bu işin sorumluları ve yetkilileri bölge halkının sesine kulak vermesi ve mağduriyetlerini gidermesi adına detaylı bir inceleme yapmaları gerekmekte ve bu hukuksuzluğa derhal son vermeleri, vicdanları rahatlatacaktır. Aksi takdirde bu bölgede istenilmeyen olayların yaşanılmasının müsebbibi olacaklardır.

Maden rezervinin olduğu topraklara tapu verilmeyip, rezervin olmadığı topraklara tapu verilmesi akıl karı değildir.

Başta Mardin Belediyesi, Tapu Kadastro müdürlüğü ve Orman genel müdürlüğü olmak üzere, tüm yetkili mercilerin elini taşın altına koyması gerekmektedir.

Derhal bölge halkının mağduriyetinin giderilmesi ve hukuksuzluğa son verilmesi için, kurulacak tarafsız ve adil bir heyet tarafından bu bölgede gerekli incelemeler yapılmalıdır.

Vatandaşın tek geçim kaynağı olan arazilerinin ellerinden alınacak olması ve haklarının verilmemesi büyük bir hukuksuzluktur. Zalimliktir.Vicdansızlıktır.!!!

Dalga geçer gibi uygulamalarla emektar köylü milletinin hakkının gasp edilmesine izin verilmemelidir.

Bugüne kadar bu konu ile ilgili izlenen yol ve uygulanan politikalar “ŞAKA” gibi.

Birileri rüşvetle susturulmaktadır. Çoğu çiftçinin ise “haklarına tecavüz ediliyor” iddiaları gün geçtikçe güçlenmektedir.

Yetkililerin, vatandaşların sesine kulak vermesi gerekmektedir.

Haksızlık yapanların, güçlü olanların yanlarında değil de hakkın yanında yer alarak adaleti sağlamaları ümidiyle…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."