DOLAR 8,3468
EURO 10,1165
ALTIN 491,94
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 31°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
31°C
Az Bulutlu
Per 33°C
Cum 35°C
Cts 34°C
Paz 33°C

Sabahattin Ali’den Peyami Safa’ya 10 Türk Klasiği

Sabahattin Ali’den Peyami Safa’ya 10 Türk Klasiği
04.05.2021
A+
A-

YENİGÜN HABER- Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken kitaplar vardır. Türk klasikleri de bunları başında geliyor. Reşat Nuri Gültekin’den Halid Ziya Uşaklıgil’e, Sabahattin Ali’den Peyami Safa’ya kadar büyük ustaların iz bırakan eserlerini henüz okumadıysanız mutlaka okunacak kitaplar listenize almanızı öneririz.

1) Acımak – Reşat Nuri Gültekin

Acımak Türk edebiyatı klasikler denilince akla ilk gelen eserlerdendir. 1928 yılında basılan ve Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Acımak, çok çabuk bitebilecek kısa soluklu bir roman. Eserin konusu şöyle: Küçük yaşta gördüğü kötü muameleler sonucunda acıma duygusunu kaybeden bir öğretmenin hayatı, babasının ölümüyle değişir. Babasının vefatından sonra babasının günlüğü eline geçer ve okumaya başlar. Bu günlük sayesinde babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenmeye başlar.

2) Çalıkuşu – Reşat Nuri Gültekin

En bilindik klasiklerden biri de Reşat Nuri Gültekin’in Çalıkuşu romanı. Sinema filmi, televizyon dizisi, tiyatro ve bale olarak da uygulanan kitap, günümüzde en popüler olan eserlerden bir tanesi. 1908 – 1918 yılları arasında geçen zaman dilimini anlatan roman 1922 yılında tefrika edilmeye başlayıp, 1923 yılında kitap olarak yayınlandı. Çalıkuşu’nun hikayesi şöyle: İstanbullu köklü bir ailenin kızı olan ve çocuk ruhuyla tanınan Feride, nişanlısı tarafından ihanete uğrar. Sonrasında kendini öğretmenlik mesleğine verir ve hayatını kazanmak için Anadolu’da şehir şehir gezmeye başlar. Melodram öğelerinin yoğun olarak kullanıldığı eser aynı zamanda kadınların Osmanlı toplumunda var olma mücadelesi, öğretmenlik mesleğinin icrası gibi konulara da yer veriyor.

3) Aşk-ı Memnu – Halid Ziya Uşaklıgil

Çekilen dizi versiyonu ile Türkiye’nin gündemine oturan ve çok konuşulan bir eser olan Aşk-ı Memnu, edebiyat tarihçileri ve araştırmacıları tarafından Türk edebiyatının batılı anlamda ilk ‘‘büyük’’ romanı olarak kabul ediliyor. 1899 yılında tefrika olarak yayınlanmaya başlayan roman, 1900 yılında kitap olarak basıldı. Yasak bir aşkın konu edildiği eser, önemini hala korumaya devam ediyor.

4) Araba Sevdası – Recaizade Mahmud Ekrem

1898 yılında yayınlanan eser Türk edebiyatının ilk realist romanı olma özelliğini taşıyor. Eserde her ne kadar Bihruz Bey’in Perives Hanım’a olan aşkı anlatılıyormuş gibi görünse de içinde bulunduğu dönemin toplum ve sosyal yapısıyla ilgili önemli eleştirileri konu alıyor.

5) Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Türk klasikleri denildiğinde ön sıralarda yer alan eserlerden biri de Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı eseri. 1943 yılında yayınlanan romanın baş karakterlerini Maria Puder ve Raif Efendi paylaşıyor. Eserin konusu şöyle: Raif Efendi içine kapanık, sessiz, melankolik ve dünyaya uyum sağlayamayan bir yapıya sahip. Hayatı boyunca karşılaştığı hiçbir kötü olaya karşı koymamış, sevmediği bir kadınla evlilik yapmış, kendi hayatına başkalarının yön vermesine izin vermiş bir adam. Hayatı boyunca gerçekten hissedebildiği bir anısı olmuş ve bunu günlüğüne yazmıştır. Hikaye de bu günlük üzerinden devam ediyor.

6) Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa

Otobiyografik bir roman olarak kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa’nın en özel eserlerinden biri. 1930 yılında basılan eser 15 yaşında hasta bir çocuğu konu alıyor. Kitabın en büyük özelliklerinden biri de yazarın hasta çocuğun ismini kullanmadan ondan ‘‘Hasta Çocuk’’ olarak bahsetmesi. Bir hatıra defteri şeklinde kaleme alınan romanda yazarın değil, roman kahramanının gözlemleri kaleme alınıyor. Peyami Safa, kitabın ilk baskısını yakın arkadaşı Nazım Hikmet’e armağan etti. 1967 yılına gelindiğinde ise roman aynı isimle sinemaya uyarlandı.

7) Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

1937 yılına kadar bir öykü yazarı olarak bilinen Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf ile ilk romanını yayınladı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere tavsiye edilen ilk 100 eser arasında yer alan Kuyucaklı Yusuf, 1985 yılında sinemaya uyarlandı. Kitabın baş kahramanı olan Kuyucaklı Yusuf, Türk edebiyatının en romantik karakterinden biri olarak kabul ediliyor. Eser, Türk edebiyatında başkaldırış romanlarının öncüsü olarak kabul ediliyor. Sabahattin Ali’nin bir üçleme düşüncesiyle yazdığı Kuyucaklı Yusuf, yazarın erken ölümü nedeniyle tek olarak kaldı.

8) Sinekli Bakkal – Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar’ın ölümsüz eserlerinden biri olan Sinekli Bakkal ilk olarak The Clown and His Daughter (Soytarı ile Kızı) adıyla İngilizce olarak Londra’da yayınlandı. Türkçe olarak 1935 yılında Haber gazetesinde tefrika olarak yayınlanmasının ardından 1936 yılında kitap olarak basıldı. Abdülhamid dönemi Osmanlı’sında geçen olayların anlatıldığı roman doğu – batı çekişmesini konu alıyor. Sinekli Bakkal daha sonrasında birçok farklı dile çevrildi.

9) Eylül- Mehmet Rauf

Olaylardan çok kahramanların ruh halinden bahsedilen kitap Türk edebiyat tarihinin ilk psikolojik romanı olma özelliğini taşıyor. Türk edebiyatında zamana direnç gösteren kitaplar arasındaki yerini alan Eylül, 1900 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayınlanmaya başlayıp, 1901 yılında kitap haline getirildi.

10) Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun en sevilen eserlerinden biri olan Yaban, kendi dönemi içinde gerçeklik anlayışına uygun olarak yazılan bir eser. Romanın hikayesi şöyle: Ahmet Celal ismindeki karakter bir paşanın oğludur. Yedek subay olarak I. Dünya Savaşı’na katılıyor ve savaş sırasında kolunu kaybediyor. Bunun yaratmış olduğu psikolojik baskıyı üzerinden atamayan Ahmet Celal, kendini oldukça bitik hissediyor. İstanbul’a İngilizlerin girmesi üzerine oraya geri dönemiyor ve emir eri Mehmet Ali’nin daveti üzerine Orta Anadolu’nun Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne yerleşiyor. (Kaynak: anadolu Hayat)(Kaynak: anadolu Hayat)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."