DOLAR 8,5703
EURO 10,1393
ALTIN 495,93
BIST 1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Çar 39°C
Per 40°C
Cum 40°C
Cts 40°C

Örnek bir yaşam: Vedat Dalokay I

31.07.2019
A+
A-

Osman ERGÜN
oergun21@gmail.com

Vedat Dalokay renkli bir kişilik.

10 Kasım 1927 tarihinde Elazığ’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Elazığ’da tamamlayan Dalokay, 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. 1950-1951 yılları arasında PTT ve Bayındırlık Bakanlığı’nda mimar olarak görev yaptı. 1951-1952’de Paris’teki Sorbonne Şehircilik Enstitüsü’nde lisansüstü çalışması yaptı. 1954 yılında Ankara’da kendi mimarlık atölyesini kurdu. 1964-1968 yılları arasında Ankara Mimarlar Odası şube başkanlığı ve Mimarlar Odası genel sekreterliği yaptı.

Dalokay, yurt içi ve yurt dışında birçok proje yarışmasında ödüller almış bir mimar.

Aynı zamanda edebiyatla da ilgilenmiş. “Kolo” adlı çocuk romanı ile 1980’de TDK Çocuk Yazını Ödülü’nü kazannış. Bu romanıHawarTornêcengitarafindan,Tij Yayınları’nca 2000 yılında “BızaKole” (Boynuzsuz Keçi) adıyla Zazaca’yaçevirilmiş.

Dolu dolu bu örnek alınası yaşam,21 Mart 1991’de Kırıkkale yakınlarında geçirdiği trafik kazasıyla(eşi Ayça Dalokay ve oğlu Barış Dalokay ile birlikte) son bulmuş…

1995 yılında dönemin Büyükşehir Belediyesi tarafından Diyarbakır Dağkapı Meydanında yapılan çarşıya (yanılmıyorsam Diyarbakır’da yapılan ilk yeraltı çarşısıydı) ismi verilen Vedat Dalokay’ı neden anlattım?

Yüksel Işık’ın 29 Temmuz’daki yazısı neden oldu bu girişi yapmama. Gerisini (mevcut tüm yöneticilerin örnek alması dileğiyle) O’nun yazısından yaptığım alıntıyla kendisine bırakıyorum.

Anadolu insanı, metaforun anlamını bilmez.

Bilmesi şart da değil!

Ancak öyle metaforlar yapar ki bir cilt dolusu kitabın anlatmak istediğini bir cümlede özetler.

Örneğin, “yiğit, biraz deli gerek” derler.

Güçlünün karşısına çıkmayı “delilik” olarak görürler ama “delilik” yapanı da içten içe sevmeyi insanlığın bir parçası olarak beller.

Ankara’nın 1973-1977 döneminin Belediye Başkanı Vedat Dalokay’ın tarihe geçmesine de bu “deliliği” neden olmuştu.

Pek çok deliliği vardı.

Göbek yapmak için Genel Kurmay’ın bahçesine kepçe ile girmişti.

Hop oturup hop kalkan Genel Kurmay yetkililerini, “Kıbrıs’tan o kadar yer aldınız; 8 metrenin lafı mı olur” esprisiyle yumuşatmıştı.

Kendisine “Göbek Vedat” lakabı da, yaptığı o göbeklerle trafiği rahatlattığı için verilmişti.

Malum, “yiğit lakapsız olmaz!”

İşte o “biraz deli”, Vedat Dalokay, seçildiğinin ertesi yılı, yani 1975’de, iki ay üst üste, mayıs ve haziran aylarında işçilerin maaşını ödeyemez hale gelmişti.

Çünkü hükümet, Dalokay’ı (ve İstanbul, İzmir ve İzmit Belediye Başkanlarını) çalıştırmamak için kaynaktan kesinti yapma yoluna gitmişti.

Ecevit, Hükümetin bu tutumunu, o dönem halk açısından hassas bir kavram olan “ambargo”ya benzetmişti.

Ecevit, “Türk’ün Türk’e ambargosu”nu zulüm olarak yorumlamıştı. (Devam edecek)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.