DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 17°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
17°C
Az Bulutlu
Pts 14°C
Sal 13°C
Çar 14°C
Per 15°C

Mim Yavuz Binbay Yazdı: İbadethane şahsi mülk olur mu?

31.10.2020
A+
A-

 Tarih boyunca ibadethaneler tanrının evi olarak kabul edilmiş ve kutsanmışlar. İbadethanelere saygısızlık edenler lanetlenmiş, hoş görülmemiştir.

Krallar, sultanlar, tarihi kişilikler ve zenginler veya bağış toplanarak yapılan ibadethanelerin hiçbiri sembolik olarak yaptıran kişinin ismi verilse bile kişisel mülkiyet kapsamında ad edilmemiştir.

20 Ekim tarihinde medyada “Mardin’de bulunan 1700 yıllık tescilli kilisenin, tapusunu elinde bulunduran İbrahim Aycun tarafından 7 milyon 250 bin TL fiyatla satışa çıkarıldı. Yıllardır depo olarak kullanılan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da kültür varlığı olarak tescillediği Mor Yuhanna Süryani Kilisesi’nin satışa çıkarılmasına kentte yaşayan Süryaniler tepki gösterdi.”  Haberini okuyunca bende kardeşim Mardin Kırklar Kilisesi Ruhanisi Gabriyel Akyüz gibi, Allah’ın evi olarak addedilen ibadethanelerin parayla satılmaması gerektiğini düşünüyorum. Aslında toplumsal vicdan ve hukukta çok net olarak aynı kanaattedir.

Türkiye’de toplumsal vicdani rahatsız eden ve inançlarımıza aykırı bu olayların yaşanmasına sebep olan uygulamaların ilki 1928, ikincisi 15 Kasım 1935 yılında çıkarılan 2845 sayılı ibadethanelerin Tasnifine Dair Kanunla en büyük yıkım yaşandı. Bu kanun çerçevesinde binlerce tarihi camii, kilise ve tapınak on binlerce dönüm arazileriyle birlikte yağmalandı üç beş kurusa bazı çevrelere peşkeş çekildi.

Bilindiği gibi 766 sayılı Tapulama Kanununun 36.ncı maddesi; namazgâh, mezarlık, yunak ve cami gibi yerlerin, içinde bulunduğu köy tüzel kişilikleri adına tescil edileceği hükmünü amirdir.

Belediye kuruluşu bulunan yerlerde; Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce inşa edilmiş camiler ile bu tarihten sonra vakıf arazileri üzerine inşa edilmiş veya halen Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde bulunan ibadethanelerin Vakıflar Genel Müdürlüğü adına. 4 Ekim 1926 tarihinden sonra, mülkiyeti kişilere ait taşınmaz mallar üzerine inşa edilen ibadethaneler ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerine inşa edilmiş ibadethanelerin, resmen oluşmuş (Yaptırma ve yaşatma Derneği) mevcut ise bu dernek adına, aksi halde de Maliye Hazinesi adına, tespit edilmeleri icap eder denilmektedir.

Hükümler çok açık ve net olarak ibadethanelerin devletin güvencesi ve koruması altındadır hükmünü belirtmektedir. Tarihin en karanlık dönemlerinde bile bir ülkeyi ele geçiren ne sultanlar ne de krallar o ülkenin ibadethanelerini satışa çıkarmamıştır. Varsa da çok nadirdir.

Vatandaşların ibadetini ve ibadethanelerini güvence altına almış bir ülkede tarihin bir döneminde yapılan hatayla ibadethaneler ve arazileri peşkeş çekilerek ahıra dönüştürülerek toplumun vicdanini sızlatan, uluslararası camiada olumsuz bir intibah yaratan bu ayıptan, kültür varlığı olarak tescillenmiş bu ibadethanelerin devletin ilgili kurumlarınca asıl sahiplerine iadesi yapılarak kurtulması gerektiği kanaatindeyim. Dilerim ilgili kurumlar bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir.   

Belirli dönemlerin koşullarından kaynaklanan Saiklerle her ne şekilde olur olsun mülkiyetini edindikleri ibadethaneleri benimde vesile olduğum Siirt’teki Mor Yakup Manastırının mülkiyetini birinden satın alarak edinen Sayın Mihemed Emin Evin’in yaptığı gibi asıl sahipleri olan Keldani vakfına karşılıksız bağışta bulunmasının asil davranışı örnek olmalıdır. Bu asil davranış onun torunlarına ve tüm ailesine toplumsal saygınlık kazandırmıştır.   

Allah’ın evi, nizamin sembolü olan devletin güvencesinde ona ibadet etmesi gereken tüm kullarının olmalıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."