DOLAR 8,8002
EURO 10,4816
ALTIN 505,02
BIST 1.399
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 39°C
Sıcak
Diyarbakır
39°C
Sıcak
Sal 37°C
Çar 36°C
Per 37°C
Cum 38°C

Mevlüt Mergen Amidi yazdı: “Mesire Şehriydi” Diyarbekir’im

27.05.2021
A+
A-

ŞİİRİMİZ

 

Bakmayın şimdiki yıkılmışlığına,

Mesire şehriydi Diyabekir’im.

Adları yaşarken yok olmuşluğuna,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Göğsu güzel” diye bir yeri varmış,

Burada göğüsler aşkla çarparmış,

Seven sevdiğine durmaz koşarmış,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Gam götürmez” gamzedelerindir,

Kalpte gam yaresi hayli derindir,

Her yanı ağaçlık çokta serindir,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

Bilirsin “şemsiler” Dicle’ye karşı,

Çimlere oturan seyreder arşı,

Sonradan kabristan oldu yukarsı,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Kumarhane” ise surların dibi,

Mesken tutar imiş şehrin garibi,

Kuştüyü yatağa benzermiş çimi,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Küncülü bahçe”yi görenler bilir,

Burada ağaçlar göğe yükselir,

Şehrin hanımları her Cuma gelir,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Osman ağa” dahi bir ünlü bahçe,

Dalında bülbül var, konamaz serçe,

Elvan elvan güller, kim neyi seçe?

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Cin Ali” bahçesi daha dün vardı,

Kara höbüründen şehir doyardı,

Kaybolan kültürün özlemi sardı,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

Hele o “benusen” nasıl anlatsam,

Kaybını kalbime dert edip katsam,

Yine çocuk olsam, “has” alıp satsam,

Mesire şehriydi Diybekir’im.

 

“Erdebil’e” halkım “berdebil” dedi,

Meyan şerbetine hep sebil dedi,

Dede torununa bunu bil dedi,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

“Keşiş değirmeni” ilk kez işittim,

Bilir diye “Musa Tutka”ya gittim,

Ağzından bal akar, dinlerken bittim,
Mesire şehriydi Diyarbekir’im.

 

Yaşayan sadece “Gazi köşkü” var,

Onarım çok görmüş, yıkmamış yıllar,

Dicle kenarında bir de “Esfel” var,

Mesire şehriydi Diyarbekir’im!..

Diyarbekir, 13.03.2006

 

HASBİHALİMİZ

Hep dile getirdiğimizdir Diyarbekir için “yitik şehir” sözümüz, YenigünGazetenizde yer alan ve yer alacak olan şiirlerimizde ömrümüz boyu aradığımız ve fakat tam bulamadığımız yitik şehirden bulabildiklerimizi anlatırken bu şehirde yaşadıklarımızı daha doğrusu hatıralarımızı da katacağız, zaten bizim kitaplarımızın tamamında “hatıralar” hep öne çıkmıştır.

Biz şu sözümüzü tekrarlayıp durmaktayız, “Diyarbekir’de yaşamak başkadır Diyarbekir’i yaşamak başkadır” şu anda iki milyon civarında insan bu şehirde yaşamaktadır, acaba ne kadarı bu şehri yaşamakta veya yaşamak istemektedir?

Diyarbekir gibi tarihi özelliği ve tabii güzelliği olan yerler “turizm” yönünden önemlidirler, turistler ya da şehrin içinde yaşayanlar gezip gördükleri yerlerin “fotoğrafını” yani “selfie” veya “öz çekim” yaparak hatıralarını oluştururlar, bunu yaparken düşünmezler o tarihi yapının “öz geçmişi” nedir, içinde neler yaşanmış, kimlerin ruhu o yapının içine sinmiştir?

Hâlbuki biraz merak etseler, öğrenmekte güçlük çekmezler, biz ne zaman sur içine girmişsek oradaki tarihi yapılara, kutsal mekânlara gittiğimizde elimizi o yapının taşlarına sürmüş ve onlarla deyim yerinde ise konuşmuşuzdur, şuna kendimizi inandırmışızdır bu şehrin taşları bile konuşur.

Biz bu şehri yaşarken yalnızı yaşamamışız, mabetlerini, diğer tarihi yapılarını hatta küçelerini yanımızda görmüşüzdür, onlardan öğrenmişiz geçmişlerini, tarihi değerlerini, gezmek, görmek, fotoğrafını çekmek artık fazla önem taşmıyor, bize göre teknoloji, daha doğrusu “internet” her soruya cevap verebiliyor, her yapıyı ve şehri görüntüleyebiliyor.

Geçenlerde bu şehirde doğmuş elli yaşını çoktan aşmış birisine. “Velikeethüda sokağı nerdedir?diye sordum boş gözlerle yüzüme baktı, oysa o, “Sahabeler Camisine” giderken o kadar çok sokaktan geçmiş ki başını kaldırıp sokağın başındaki levhaya bakmamış, meraklılara öğrensin isteyelim: Velikethüda sokağı eski un fabrikasının biraz aşağısında ve surun karşısındadır.

Bu duygu ve düşünceler içinde yazmış bulunduk “Mesire şehriydi” Diyarbekir’im şiirimizi… Şimdi evlerde “piknik kararı” alınsa, eğer özel araç varsa şehrin dışındaki piknik alanlarına gidilebilir, oysa şiirde adı geçen yerleri biz “Ali Emiri” efendinin anlatımından öğrendik, şunu söyleyebiliriz, bu yerlerin bir kısmı Diyarbekir’in çok uzağında olmayan yerlerdir, hatta Gazi Köşkü’ne bile yürüyerek gidilirdi yakın zamanlara kadar…

Selam ve dua ile.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.