DOLAR 7,7935
EURO 9,3501
ALTIN 444,37
BIST 1.297
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Sal 13°C
Çar 14°C
Per 15°C
Cum 15°C

Meme kanseri görülme yaşı gün geçtikçe düşüyor

Meme kanseri görülme yaşı gün geçtikçe düşüyor
31.10.2020
A+
A-

Meme kanseri günümüzde kadınlarda en sık rastlanan kanser türü ve gün geçtikçe daha genç yaşlarda görülüyor. Gelişmiş ülkelere oranla Türkiye’de meme kanseri görülme yaşının daha düşük olduğuna dikkat çeken Genel Cerrah Prof. Dr. Neşet Köksal, genç yaşta Görülen meme kanserinin, ileri yaşa oranla Daha Hızlı ilerleyebileceği ettik tekrarlama olasılığının da fazla olabileceği uyarısında bulundu.

 

YENİGÜN HABER – Yaşamının herhangi bir döneminde yaklaşık her 8 kadından meme kanseri daha çok ileri yaş olarak sanılsa da 40 yaş altı kadınlarda görülme sıklığı ülkemizde gittikçe artıyor. Bu tür 20’li yaşlardan başlayarak genç kadının kendi kendine muayeneye başlaması gerektiğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. dedi.

GENÇ YAŞTA GÖRÜLEN MEME KANSERİ ÜREME SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR

Meme kanserinin yüzde 25’i menopoz öncesi dönem, bir diğer ifade doğurganlığın olduğu dünyada geliştiğinin altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal, “Genç yaşlarda meme kanseri tedavisi kadının üreme sağlığını etkiliyor. Meme kanserinin kendisinin değil, kelimesini kullanarak ve ilaçların yumurtalık fonksiyonlarına olumsuz etkileri olabiliyor ”dedi.

GENÇ YAŞTA GÖRÜLEN MEME KANSERİ ÜREME SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR

Meme kanserinin yüzde 25’i menopoz öncesi dönem, bir diğer ifade doğurganlığın olduğu dünyada geliştiğinin altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal, “Genç yaşlarda meme kanseri tedavisi kadının üreme sağlığını etkiliyor. Meme kanserinin kendisinin değil, kelimesini kullanarak ve ilaçların yumurtalık fonksiyonlarına olumsuz etkileri olabiliyor ”dedi.

“Meme kanserinin gelişmesi daha genç yaşlarda görülmesi ile evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının yükselmesi, meme kanseri hastalarının üreme sağlığı ve doğurganlık devamlarının edip etmeyeceği konusunda akıllarında soru işaretleri doğmasına neden oluyor” diyen Prof. Dr. Neşet Köksal, şu bilgileri verdi: “İşte” Alkilleyici ajanlar ”adı verilen bazı kemoterapi ilaçlarının kadınlarda akut yumurtalık yetmezliği veya erken menopoza yol açabiliyor. Bu ilaçların erkeklerde ise geçici veya kalıcı azospermi, yani canlı sperm olmamasına olabiliyor.

Kemoterapi sırasında veya sonrasında sıklıkla kadınlar adet göremez ve yumurtalık fonksiyonları azaldığı için erken menopoz belirtileri görülür. Tedavi bittikten sonraki iki yıl içinde, yürümek yeniden adet görmeye başlar. Ancak soru adet görmeye başlaması, doğurganlık potansiyeli yanlış yorumlama yol açmamalıdır. Adet görme ve doğurganlık arasında mutlak bağlantı yoktur. Hastanın düzenli adet görmemesi doğurganlığın olmayacağı gelmeyeceği gibi tersine adet görmesi garanti etmez. Bazı meme kanserleri östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarına duyarlı tümörlerdir. Bu tür meme kanseri olan en azından belirli bir süre, bu hormonların azaltmak bir ilaç kullanılır. Hormonal tedavi adıyla kullanılan bu ilaçların da üreme sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir. ” Bazı meme kanserleri östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarına duyarlı tümörlerdir. Bu tür meme kanseri olan en azından belirli bir süre, bu hormonların azaltmak bir ilaç kullanılır. Hormonal tedavi adıyla kullanılan bu ilaçların da üreme sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir. ” Bazı meme kanserleri östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarına duyarlı tümörlerdir. Bu tür meme kanseri olan en azından belirli bir süre, bu hormonların azaltmak bir ilaç kullanılır. Hormonal tedavi adıyla kullanılan bu ilaçların da üreme sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir.”

“OLABİLDİĞİNCE MEMEYİ KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ ”

Özellikle memenin tamamının alındığı durumlarda kadının psikolojik olarak etkilenebildiğini dolayısıyla cinsel yaşamanın da olumsuz etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Neşet Köksal, bu nedenle de olabildiğince memenin korunduğu cerrahi yöntemleri uygulamaya çalıştıklarına işaret etti. “Memenin tamamının alınması zorunlu olduğundaysa değişik yöntemlerle yeni bir meme oluşturulmaya ve böylece organ kaybı nedeniyle oluşacak olumsuz psikolojik etkiler ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.” diye konuştu.

MULTİDİSİPLİNER BİR YAKLAŞIMLA ÇALIŞILMALI

“Meme kanseri tedavisinde sağ kalımı artırmak amaçtır ancak bunun yanı sıra yaşam kalitelerini yükseltmek de bir o kadar önemli” diyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, sözlerine devam. “Bu bazen meme kanserli hasta hastaları üreme sağlığı ile ilgili talepleri alınmalı ve multidisipliner hastala ilgili branşların bir arada çalışması gerekiyor. Meme kanserinin biyolojik yapısının biyolojik anlaşılmasıyla birlikte ilaç tedavisinde gelişen gün gelişen gelişme yaşanıyor. Hedefe ilaç yönelik kanserinde kullanılmaya başlanıp, kemoterapinin etkinliği artarken üreme sağlığı da dâhil oluşturduğu yan etkiler azalmıştır. Üreme dönemindeki programları kemoterapi programları yumurtalıkları bazı ilaçlar verilerek kemoterapiden daha az etkilenmesi sağlanıyor. Tüm yanı sıra yumurtaların veya spermlerin elde edilmesi, canlılığının ve işlevlerinin yapılması, araştırışlar da devam ediyor.” (Haber Merkezi)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."