DOLAR 8,7231
EURO 10,3985
ALTIN 497,98
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 36°C
Sıcak
Diyarbakır
36°C
Sıcak
Cum 38°C
Cts 40°C
Paz 40°C
Pts 41°C

Video Haber- Kuraklık, artan yem fiyatları ve yüksek faizler besicileri endişelendiriyor

Bu yıl yağışların yeteri miktarda olmaması ekili alanlarda verimi büyük oranda düşürdü. Verim kaybının toplum üzerinde etkisinin olacağına vurgu yapan Ziraat Mühendisi Vedat Elibal, yem fiyatlarında yüzde 100’e varan artışlar olduğuna vurgu yaparak, devletin acil tedbirler alması çağrısında bulundu. TMO’nun acil bir şekilde kamu adına depoculuk yapması ve karaborsanın önüne geçmesi için adın atması gerektiğini belirten Elibal, “Üreticinin girdi maliyetleri düşürülmeli. Banka faizleri düşürülerek, vergiler tüketici lehine düzenlenmelidir” dedi

 

Mesut FİDANÇİÇEK/YENİGÜN ÖZEL HABER – Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yeterli miktarda yağış alınmamasından kaynaklı kuraklık sorunu yaşanıyor. Sivil toplum örgütleri, “Bölgenin ‘doğal afet alanı’ ilan edilmesini talep ederken; kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi, hasat yapmayan çiftçilerin girdi maliyetlerini karşılayacak şekilde nakdi destek sunulması, çiftçilerin geçmiş döneme ait tüm destek primlerinin bir an önce ödenmesi, elektrik ve yakıt destek primi ödenmesi” çağrısında bulundu.

Çiftçilerin bu taleplerine henüz bir karşılık verilmezken, kuraklıktan dolayı yem hammaddelerinde de sıkıntılar baş göstermeye başladı. Kuraklıktan etkilenen meraların da yeterince verimli olmaması, karaborsacılıktan kaynaklı yem fiyatlarında yaşanan fiyat artışları besicilerin de yaşadıkları sıkıntıları gündeme getirdi.

Bölgedeki küçükbaş hayvan besicilerin birçoğu mera alanlarının yetersiz kalması sebebiyle Bingöl, Muş, Erzurum gibi illere gitmeye başladı. Besiciler, bu illerdeki mera alanlarında aylığı 5-7 bin TL arası kiralar ödüyor. Üstüne saman ve yem fiyatlarındaki yükseliş ile zor durumda kalan ve yeterli desteği alamayan besicilerin sorunlarını Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Elibal ve besicilik ve süt üretimi yapan yapan Ebedin Akın ile konuştuk.

Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Elibal

Yüzde 70’lere varan verim kaybı söz konusu

Ziraat Mühendisi Vedat Elibal, hasat sezonunun başlamasıyla özellikle Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Şanlıurfa bölgelerinde çiftçilerin yüzde 70’lere varan oranlarda verim kaybı yaşandığına şahit olduklarını söyledi.

Bu verim kaybının toplum üzerinde olumsuz etkisinin olacağına vurgu yapan Elibal, şunları söyledi:

“Tarımsal üretimdeki bir dilimlik gelişme tarım dışındaki endüstriyel sanayide yaklaşık 1,3 birimlik bir gelişme demektir. Ancak tarımdaki bir birimlik gerileme ve aksaklık çok daha fazla gerilemeye, zarara neden olacağı kesindir. Tarım sadece kendi alanıyla ilgilenen bir sektör değil. Kendi dışındaki endüstriyel sanayi başta olmak üzere birçok alana katkı yani hammadde tedariğinde bulunan bir sektördür. En büyük etkisi hayvansal üretime hayvansal üretim üzerinden de insanların gıdaları üzerindeki çok fazla etki oluşturacaktır. Hayvansal üretim noktasında gelişmiş toplumlara baktığımız zaman bireyler için günlük olarak kişi başına düşen hayvansal kaynaklı protein miktarının artmasıyla birlikte daha zeki ve gelişmiş bir toplum dolayısıyla daha zeki ve gelişmiş bir ülke meydana gelmektedir.

‘Sürdürülebilir tarımsal üretim şartları oluşturulmalı’

Gelişmiş ülkelere oranla kişi başı hayvansal kaynaklı protein oranımız çok gerilerde. Aynı şekilde et, süt ve yumurta insan sağlığı bakımından elzem olan ve alternatifi olmayan besin maddelerinin başında geliyor. Dünya var oldukça bu ürünlere ihtiyaçta olacaktır. Kaliteli, ekonomik ve sürdürülebilir tarımsal üretim şartlarının oluşturulması gerekiyor. İnsanların daha kaliteli sürdürülebilir ve temiz gıdaya ulaşması kaliteli, ekonomik ve sürdürülebilir tarımsal üretimle sağlanabilir.”

‘Süt, sudan ucuz fiyatla çiftçiden alınıyor’

Bu yıl gıda fiyatlarında ve hayvansal ürünlerde yaşanan kuraklık tehlikesinden dolayı kıtlık yaşanabileceği öngörüsünde bulunan Elibal, “Hayvansal yemlerde kullanılan ham maddelerin fiyatlarının yüksek seyirde seyretmesi en etkili nedenlerden. Çiftçinin elindeki hayvansal ürünlerde yeteri oranda fiyat artışı gerçekleşmediği gibi sofralara ulaşana kadar aradaki komisyoncuların kârından olayı daha yüksek fiyatlara geliyor. Çiftçiden 40-45 lira arasında alınan kırmızı et kasaplarda 60 liraya ulaşan fiyatlarla tüketicinin sofrasına ulaşıyor. Marketlerde 1 litre suyun yaklaşık satış fiyatı 3 lira iken, çiftçiden 3 Liraya alınan 1 litre süt marketlerde yaklaşık 6-7 liraya satılıyor. Toplumumuzdaki sudan ucuz tabirindeki gibi süt şu anda sudan ucuz fiyata çiftçi tarafından üretilmekte.

Çiftçi toplumun tüm ağır yükünü omuzladığı halde yeterli miktarda desteği, hak ettiği ilgiyi maalesef göremiyor. Çiftçiler, bu yükü omuzlayabildikleri sürece devam edeceklerdir ama yükü yere attıkları zaman toplumsal olarak büsbütün yükün altında kalacağımız aşikardır” ifadelerini kullandı.

‘Yem fiyatlarında yüzde yüz artış söz konusu’

Çetin geçen pandemi sürecinin tüm sektörler gibi besiciliği ve süt üretimini de etkilediğini dile getiren Elibal, yaşanan istikrarsızlığı şu sözlerle dile getirdi:

“Geçen yıl bu vakitlerde 39-40 liradan bantlarında seyreden et fiyatları şuanda 43-45 liradan seyrederken yaklaşık yüzde 5’lik bir artış yaşanıyor. Yem fiyatları geçen yıl bu zamanlarda 70 liradan seyrederken, şimdilerde 140 liradan alıcı buluyor. Yüzde 50-60 zarara varan yem fiyatlarında artış varken et, süt ve süt ürünleri fiyatlarında fiyat artışı gerçekleşmediği gibi tam aksine geçen yıla oranla gerileme yaşanan hayvansal kaynaklı ürünler var. Hayvanların beslenme kaynağı olan yemlerde fiyat artışının yüksek seviyelerde olması çiftçinin zarar etmesine, işini yapmamasına ve hayvansal kaynaklı üretimin aksamasına sebep oluyor. Hayvansal üretim diğer sektörlerden farklı olarak işi bırakının bir daha geri dönemeyeceği bir alandır. Kırsal bölgelerde yıllarca zarar eden üreticiler zarardan dolayı köyden kente göç ettikleri zaman bir daha dönüp bu işi yapmaları çok zor oluyor.”

‘Sürdürülebilir bir devlet politikası yok’

Uzun yıllardan bu yana çiftçilerin, üreticilerin sıkıntı yaşadığına dikkat çeken Ziraat Mühendisi Vedat Elibal, devletin girdi maliyetlerini düşürmesi gerektiğini belirterek, “Hayvancılık anlamında gelişmiş ülkelere baktığımızda devletin misyonu daha çok girdi fiyatını düşük tutarak daha ekonomik üretim yapılmasına teşvik yönünde oluyor. Elbette tüm dünyada verilen tüm teşviklerin amacı kayıt dışı üretimi ortadan kaldırarak büsbütün üretim zincirini kayıt altına almaktır. Gelişmiş ülkelerde kimi vergilerden muaf tutularak, üretimdeki girdilere destek verilerek üretim maliyetleri düşürülüyor, kredi oranında faizsiz anlamda teşvikler verildiğine şahit oluyoruz. Bizim ülkemizde destek adı altında birçok başlık varken bir türlü sürdürülebilir bir politikaya dönüştürülemediğini görüyoruz.

Küçük işletmelere destek verilmeli

Çok büyük işletmelere yüksek oranlarda destekler verilirken, aile olarak geçimini buradan sağlayan küçük işletmeler bundan faydalanamıyor. Küçük işletmeler bu işi düzenli şekilde yapıp para kazandığı, sektör kârlı hale geldiği zaman, büyük işletmelere destek verilmese bile sektör karlı sektör olacağı için sektöre girip çalışmak isteyenler olacaktır. 6-7 milyonluk işletmeler kuruluyor ama bunun 3,5-4 milyonunu devlet destek olarak veriyor. Oysa zaten yüklü yatırım yapanların o desteğe ihtiyacı olmuyor.

Bu tür işletmeler yerine, aile işletmeleri olan 30-40 başı geçmeyenlere işletmelerde geçimini sağlayan bir çoğunluk var. 30-40 başla geçimini sağlayan insanlar desteklenmeli. Bu insanlara daha sürdürülebilir destekler verildiği zaman sektör daha karlı bir sektör haline gelir. Sermaye sahiplerine destek verilmese bile sektör karlı bir hale geldiği için yatırım daha fazla olacaktır.

‘Meralar kullanılır hale getirilmeli’

Hayvancılıkta kuraklık gibi yem fiyatlarına etkinin olduğu doğal felaketlerin en büyük sorunu Diyarbakır’da da, Van’da da, Edirne’de de Antalya’ya da kaba yem bitkisi sorunudur.  İnsanların her karış araziyi endüstriyel sanayide kullanmak yerine meraları kullanılır hale getirmek, daha kaba yem bitkisi ekilmesinin sağlanması, kendi hayvanlarına yetecek yemleri üretmeleri en büyük hedef olmalıdır. Maksimum düzeyde kaba yem hedeflenen bir politika olmuş olsaydı kuraklığın çiftçiler ve insanlar üzerindeki etkileri bu kadar şiddetli olmazdı.

Karaborsanın önüne geçilmeli

TMO’nun acil bir şekilde kamu adına depoculuk yapması ve bunun karaborsa haline gelmemesi için adın atması gerekiyor. Geçen yıl bakanlığa sektörle alakası olmayan insanların tarımsal ürünlerde depoculuk yaptığına dair yazı yazdım. Geçen yıl artan hammadde fiyatlarında edinilen tecrübeyle hareket ederek tarımla ilgisi olmayanların depolamasının önüne geçilmesi ve çiftçilere TMO aracılığıyla satış yapılması gerekiyor. Devletin yetiştiriciden uygun fiyatlarla yem hammedeleri olan arpa, buğday, mısır alarak, üretim yapan firmalara uygun fiyatlara vermeli ve karaborsacılığın önüne geçmelidir.” dedi.

Ebedin Akın

Akın: Kazancımız banka faizlerine gidiyor

1993’ten beri besicilik ve süt üretimi ile uğraşan Ebedin Akın ise, eskiden sermaye olmadığı halde Ziraat Banka kredisiyle hayvan alabildiklerini belirterek, şunları anlatıyor:

“Son 5-6 yıldan beri maliyetlerin yüksek olmasından dolayı para kazanamıyoruz.

Sermayemiz bankadan faizle alınan paralara gidiyor. Bu süreçte besicilikten vazgeçip sütçülüğe geçtim.1 çuval yemi 130 liradan, 50 kilo kuru samanı 800 liradan alıyorum. Kirası, boş çuvalı, nakliyesi bir milyonu geçiyor. Sütümü de 3 liradan veriyorum. Bir litre su bir lira iken bir kilo sütümüz sadece 3 lira.

‘Devlet stokçuluğun önüne geçsin’

Etlerimizi Et Balık Kurumu’na veriyoruz ama 3 ay, 4 ay, 5 ay para verilmiyor.  Sermayemiz yok, Ziraat Bankasından faizle para alıyoruz. Et balıkta aylarca kalan paramız için neden bize faiz ödenmiyor. Şuan perişanız para kazanmıyoruz ve böyle devam ederse süt ineklerimizi kesip evimizde oturacağız.

Çiftçi olmayan, parası olan stokçular arpa, buğday, mısır stok ediyorlar. Devletimiz konuya el atarak bu insanları ortadan kaldırsın. Türkiye Malzeme Ofisi alıp çiftçilere düşük fiyata versin.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.