Bayram Öcal yazdı: Sevmiyorum hayatı

Hepi topu 30 yıllık bir geçmişi olan yeni zamanı sevmiyorum.

Arabaları, korna seslerine, eksoza boğulmuş asfalt yolları.

Tarım alanlarının yok edilmesini, dikey yapılaşmaya hapis betonarme yapıları, kentsel dönüşümü.

Yıkımı, talanı, liyakatsizliği.

Bilcümle metropolleşmeyi, koca koca avmleri, doğalgaz şirketlerini, elektrik dağıtım şirketlerini.

Bankaları, kredileri, sağı, solu…

Eğitim sistemini, üniversiteleri, yurtsuzlukları, kiralık insanları.

Sevgisiz parkları, ışıksız gözleri, asık suratları.

Hıza odaklanmış yaşamı.

Modayı, şarkılardaki yozluğu, evlilik öncesi hazırlıkları, evlilik sonrası mutsuzlukları.

Düğünlerdeki salya sümük dekolteleri.

Sözde tatil beldeleri, parmak arası terlikleri, düşük bedene sıkıştırılan etleri.

Sorgusuz sualsiz çürümüşlüğü, yok olan benlikleri.

Yaşamı yok eden tümden dayatmaları; sözde dini, modernist, reformist yozlaşmayı.

Savaşı, yıkımı, kadın cinayetlerini, cinsiyet ve tercih eşitsizliklerini, insanlara kendi sözde doğrularını dayatan, zorlayan anlayış(sızlığ)ı.

Siyaseti, çözüm deyip dayatılan çözümsüzlüğü, alternatifsizliği, baskıyı, zorlama önerileri.

Zamları, karaborsayı, enflasyonu, artan kiraları, asgari ücretsizliği, köleliği, sağlık sistemini, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini, ez cümle eğitim sistemini.

Dünsüz yarınları, yarınsız bugünleri…

Fiyakalı politik yalanları, eyy halkım diye başlayan seçim nutuklarını, dilleri, kültürleri yok eden ulus devletçiliği, milliyetçiliği, şovenizmi, düğün konvoylarını, trafik magandalarını, kaldırıma mahkum yayaları, sırasızlığı, eşitsizliği, farkındasızlıkları, engele engel anlayışları.

Bilcümle insansızlığı, çok kültürlüğün inkarına dayalı, dayatan, buyuran eşitsiz anlayışı, forbesin zengin listelerini, halkları ezenleri, ezmeye hizmet edenleri, sorgusuz sualsız insanlığı…

Velhasıl aşkı azımsayan, insanları, hayvanları metalaştıran, doğayı katleden, mütefekkirlikten ziyade boş beyinler yaratan hayatı dayatan sistemi sevmiyorum.

Ne çok sevmediklerimiz var değil mi?

Polisimiz, askerimiz, yargımız, meclisimiz de tüm bunları korumanın telaşında bir de.

Ne demiş şair; oysa türkü tadında yaşamak isterdim…

Türkülerin, şarkıların tadında doyasıya aşklar, eşitlik, tercih haklarınızın olduğu, yozlaşmanın olmadığı bir hayat zor mu?

Hepi topu 30 yıllık bir geçmişi olan yeni zamanı sevmiyorum. Tasarlayanların pazarlayanların gözündeki anlayışını; tükettiği kadar var sayılan insan siluetleri ruhsuz gölgeler gibi dolaşıyor içimizde.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi