Diyarbakır Yenigün

Kelimenin kifayeti

Kelimenin kifayeti
Yûsif Bedirxan
Yûsif Bedirxan( Bedirxan@diyarbakiryenigun.com )
09 Eylül 2020 - 0:05

Mardin’den Sakarya’ya fındık toplamak için giden 16 kişilik aile, 4 Eylül’de işverenle aralarında yaşanan tartışma sonrası, işveren, işverenin akrabaları ve bazı köylüler tarafından saldırıya uğradı.

Videoyu çeken ve kucağında çocuk olduğu için içeri kaçan kadının beyanına göre, olayda patronla tartışma yaşanıyor ve patron küfür ettiği için işçiler çalışmayacaklarını söylüyor. Bunun üzerine patron, köydekilere de haber vermiş.

Hatta aile, köyden gelenlerin tartışmayı yatıştıracağını düşünmüş ancak onlar da sopalarla saldırmaya başlamışlar. Daha sonra jandarmayı arıyorlar, hatta jandarma konum istiyor. Ancak jandarma gelmeden aile arabalarıyla bulundukları yeri terk ediyorlar ve Mardin’e dönüyorlar.

İşçiler, olayın önceki gün yaşandığını söylerken, Sakarya Valiliği de olayla ilgili açıklama yaptı ve fındık bahçesinde yaşanan olayın iddia edildiği gibi “ırkçılık” yüzünden yaşanmadığını, görüntülerin 22 Ağustos’ta fındık bahçesi sahipleri arasında yaşanan bir kavgaya ait olduğunu açıkladı.

Kılıf aramadan olayı kınamak için nasıl bir cümle kurmamız gerekiyor.

Bilemedim.

Bu ve benzeri her türlü şiddet karşısında kelimeler kifayetsiz kalıyor.

İlk değil, son da olmayacak bereketli toprakların yoksullarının yaşadıkları.

Ernest Hemingway’ın Çanlar Kimin İçin Çalıyor filminden bir diyalog:

– Ülkenizde faşist var mı?

– Faşist olduklarını bilmeyen ama zamanı geldiğinde bunu öğrenecek bir sürü insan var. /

***

Yer Urfa’nın Ceylanpınar ilçesi.

18 yaşındaki NurbariMircihan ağabeyi Salih Mircihan tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Büyük bir trajedi.

Trajedinin arka planında bir ilçenin uyuşturucu ile imtihanı var aslında.

Mircihan ailesinin çocukları kıtkanaat geçinebilen bir babanın mucize yaşam mücadelesini de barındırıyor.

55 yaşındaki Münir Mircihan, yıllardır gündelik işlerde çalışıp çocuklarını büyüten ve okutan bir baba. Yedi çocuğu var.

Bir kızı eczacılık fakültesinden, diğer kızı ise tıp fakültesinden mezun oldu. Diğer oğlu da tıp fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi. Eczacılık okuyan oğlu ise ikinci sınıfta.

Abisi tarafından öldürülen Nurbari de, matematik öğretmenliğini kazanmıştı ve bir kafede garson olarak çalışıp aileye de katkı sunuyormuş.

Gelelim ilçenin uyuşturucu ile imtihanına.

Baba 15 yıldır uyuşturucuya karşı verdiği mücadele bilinciyle “Bu ilçede uyuşturucu alışkanlığına kapılmak zor değil” diyerek şunları anlatıyor: Bütün Ceylanpınar’da her evde bir uyuşturucu müptelasını bulabilirsiniz. Oğlum için çok girişimde bulundum. Fakat baş edemedim.Oğlum bir yerden sonra çok tehlikeli olmaya başladı. Uyuşturucu içmek, bizim toplumuzda çok ayıp bir şey. Bundan kaynaklı onunla beraber içtiği arkadaşlarının ailelerine gidip ‘oğlunuz, oğlumla uyuşturucu içiyor’ diyemiyordum; çünkü utanıyordum. Eğer öyle deseydim, benim oğlum da kötülenecekti düşüncesindeydim o zamanlar. Fakat ben bu durumu aştım ve oğlumu şikayet ettim.

Oğlu daha önce diğer kardeşlerine ve annesine saldırmış, her seferinde kısa aralıkların ardından eve geri dönmüş.

Ceylanpınar’da her evde, sokakta, mahallede uyuşturucu kullanıldığını ve adeta şeker gibi satıldığını iddia ediyor baba Mircihan.

Peki, devletin uyuşturucu ile mücadelesi ne durumda…

Koca bir hiç.

Uyuşturucuyu yok etmenin tek yolunun devletin uyuşturucunun kaynağını kurutması olduğunu dile getiren Mircihan, devletin istemesi durumunda 24 saat içerisinde satıcıları da içicileri de tespit edebileceğini iddia ederek, devletin uyuşturucu ile yeterince mücadele etmediğini savunuyor.

Artık kifayetsiz kalan kelimler kurmaya mecalim yok.

Yazık, yazık, yazık…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım