Diyarbakır Yenigün

Helin’in ailesine ‘kusur’ tazminatı

Helin’in ailesine ‘kusur’ tazminatı
Osman Ergun
Osman Ergun( oergun21@gmail.com )
29 Ocak 2019 - 8:55

Sokağa çıkma yasağı sırasında Sur ilçesinde 12 Ekim 2015 tarihinde sokakta açılan ateş sonrası öldürülen 12 yaşındaki Helin Hasret Şen’i hatırlarsınız. Annesinin gözyaşları içinde “Kızım aç karına öldü” sözleri hala aklımda.
Helin Şen’in ailesinin İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davası geçtiğimiz günlerde sonuçlandı.
Ailenin yaklaşık üç yıllık hukuk mücadelesinin seyrinde yaşananlar çok ilginç. Aile çocuklarının öldürülmesinin ardından, İçişleri Bakanlığı’ndan “idarenin hizmet kusurundan” dolayı tazminat talebinde bulunmuştu.  Bakanlık talebi reddederek dosyayı Diyarbakır Valiliği’ne geri göndermiş, bunun üzerine aile, “idarenin hizmet kusuruna dayanarak” İçişleri Bakanlığı aleyhine Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açmıştı.
İçişleri Bakanlığı mahkemeye gönderdiği savunmada, ailenin tazminat talebinin, başvurunun süresinde olmadığı için talebin reddedilmesini istedi. Bakanlık, olay hakkında başlatılan soruşturmada gizlilik kararı bulunduğu, Şen’in ölüm sebebi ve sorumluların henüz belirlenmediğini ve soruşturmanın sonuçlanmadığını belirterek, adli soruşturmanın sonucunun beklenmesini, olayda personelin “terörle mücadele” kapsamında görevlerini yerine getirdiği, hizmet kusurunun bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini istedi.
Mahkeme ise, Bakanlığın davanın açılmaması yönündeki talebini, Anayasa’nın 125’inci maddesinin ilk fıkrası, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmüne dayanarak reddetti.
Bakanlığın davanın süre yönünden reddi talebine ilişkin, 2577 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesini işaret eden mahkeme, ihlalin öğrenilmesinden bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurma hakkına sahip olduğunun ilgili yasa tarafından belirttiğini ifade etti. Söz konusu yasada, isteklerini idarenin kısmen veya tamamen reddi durumunda, bu konuda tebliği izleyen 60 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde, dava açılabileceğine atıfta bulunarak, İçişleri Bakanlığı’nın davanın süre yönünden reddedilmesine ilişkin talebini reddetti.
Bakanlığın olayın “sorumluların henüz belirlenmediği için davanın kabul edilmemesi” yönündeki talebini ise mahkeme, olaydan sonra Şen’in öldürülmesinin faili olarak 24 ay kademe durdurma cezası verilen polis A.E. hakkında yürütülen idari soruşturma sonucunu gerekçe göstererek, kabul etmedi. Mahkeme, olaya ilişkin 10 Şubat 2016’da soruşturma başlatıldığını, soruşturmada gizlilik kararı bulunduğunu ve dosyadan belge verilmediğini, ancak 28 Temmuz 2016’da ilgili personel hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının tamamlandığını ve ilgili personele disiplin cezası verildiğini hatırlatmış.

Mahkeme, disiplin soruşturmasında aracın kamera görüntüleri, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü raporları ve diğer belgelerle birlikte değerlendirildiğini, olayın meydana geldiği saatlerde, Kobra 11 aracından etrafa ateş açıldığını, Şen’in vurulduğu saatlerde, sokakta herhangi bir olayın olmadığına işaret etti. A.E. hakkındaki disiplin soruşturmasında, Kobra 11 tarafından olay günü saat 08.40.11’de açılan ateş sonucu hemen akabinde trafo arkasının yan tarafında bir karaltının düştüğü ve daha sonra bu karaltının Helin Hasret Şen’e ait olduğu oraya gelen kadınların cesedi kaldırdığı zaman anlaşıldığı belirtildi. Elde edilen bilgi ve belgeler ışığında Şen’in, Kobra 11’de görevli silahçı polis memuru A.E. tarafından açılan ateş sonucu ölmüş olabileceği sonucuna varıldığının altını çizen mahkeme, operasyonlar sırasında polis panzerinde bulunan polis memuru A.E.’nin silahıyla dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu davacılar yakını Helin Hasret Şen’in ölümüne sebep olduğunu, idare tarafından polis memuru A.E.’nin kusurlu bulunarak disiplin cezası verildiği dikkate alındığında idarenin hizmet kusurunun bulunduğuna yer verdi.

Mahkeme, Şen’in anne ve babasının sokağa çıkma yasağı bulunmasına rağmen 12 yaşındaki çocuklarını ekmek alma amacıyla göndermesinin “çocuk üzerindeki gözetim ve bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği” dikkate alınarak yüzde 15 oranında, idarenin de yüzde 85 oranında kusurlu olduğunu belirterek, ailenin tazminat isteminin kabulüne karar verdi. Mahkeme, Helin Şen’in annesi, babası ve kardeşlerine yasal faiziyle birlikte 314 bin TL maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Bu tazminat, aileye çocuğunun acısını unutturmayacak ancak, hukuki açıdan vicdanları biraz da olsun rahatlatan bir karar olması açısından önemli…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım