DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,54
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Paz 16°C
Pts 15°C
Sal 14°C
Çar 15°C

Güney Afrika; Bir barışın anatomisi – 4

26.06.2019
A+
A-

Hakikat ve Uzlaşma Enstitüsü’nün 17 yıl direktörlüğünü yapan Dr. FonieDuToit da adaletin tam olarak yerini bulmadığını düşünenlerden. Geçmişle yüzleşme kararlılığında olduklarını söyleyen Toit, “O dönem kovuşturma yürütecek siyasi irade yoktu. 3 bin ismin hiçbiri soruşturulmadı. Bu büyük sorun oldu. Af edilenler ‘Biz niye geldik?’ dedi. Hükümetin soruşturma açması için lobi çalışması yaptık ancak başarılı olamadık. Bu günlerde aktivistler bunu tekrar gündeme getiriyor. Mağdurlara tazminat ödenmesi talebi geldi. Hükümet 21 bin kişiye 3’er bin dolar teklif etti. İki taraf ta kendi hatalarını tam olarak anlatmadı. Ancak komisyon iki tarafa da hatalarını anlattı. Adalet sistemi geçmişin suçlarını kovuşturmuyor. Gençler buna karşı çıktı. Siyahlar öfkelendi. Eğer kovuşturulsaydı daha farklı bir barış olurdu. 20-25 kişi bile kovuşturulsaydı, genel bir huzur açısından fark yaratırdı. Yapılması gerekiyordu ama yapılmadı” dedi.

Peki sürecin faturası ne kadar ağır? Şimdiye kadar kayıplardan sadece 100 kişinin kemiklerinin bulunduğuna dikkat Toit, “Öldürülenlerin çoğu nehirlere atılıp, yok edildi. Komisyon raporlarına göre 21 bin mağdur var. Ancak bazı sivil toplum kuruluşlarına göre 100 bin civarı mağdur var. Pek çok insan kayboldu ve hala bulunamadı.  Apartheid rejiminin resmi mağdurları 10 bin civarında ama yarattığı sorun çok fazla. 3 milyon kişi yerinden edildi. Kaybedilen insan sayısı hala bile tam bilinmiyor. İnsan hakları ihlal edilen 80 ile 100 bin arasında” diye konuştu.

Mandela’nın hükümetle görüşme yapmak üzere görevlendirdiği ilk üç kişiden bir olan DrMathewPhosa, sorunun başka boyutuna dikkat çekti. Apartheid dönemini yaşayanların topluma adapte olamadığın anlatan Phosa, “Bu açıdan durumu idare edemedik. Bu insanların çoğu hayatta ve hala savaşın yarasını taşıyor” dedi.

Bana göre barış sağlandı ama huzur hala çok uzak… Siyahlar hala yoksul… Ülke içinde sanki faklı bir ülke var… Cape Town’da milyon dolarlık evlerde oturanların yanında Soweto’ta derme çatma barakalarda yaşayanları da gördüm. Siyahların yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında. Bu nedenle suç oranları oldukça yüksek… Dilencilik revaçta…. Hizmet sektöründe çalışanların tamamına yakını siyah… Siyah müzakereciler ekonominin müzakere dışı tutulmasından bin pişman… Şimdi kalkınmanın yollarını arıyor…

Adalet duygusunun da tam tesis edildiğini söylemek zor… Geçmişin muhasebesinin yapılması için kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu da huzur tam getirmedi. Komisyonun çalışma prensibi, suçunu itiraf edenin affedilmesi şeklindeydi. 1888 gün çalışan komisyona 7 bin 116 başvuru yapıldı. Yapılan yargılamalarda 1167 kişi, suçunu itiraf ettikten sonra affedildi… Suçların birçoğu kovuşturulmadı… Mağdurların adalet arayışı sonuçsuz kaldı…

Ülkede eşitsizlik ve yolsuzluk almış başını gidiyor…. Gücün getirdiği kaçınılmaz problem olan yolsuzluk burada da en önemli sorunlardan bir. Eski bir milletvekili ‘Ahlaki üstünlüğü kaybettik’ diye üzüntüsünü dile getiriyor.

Günün sonunda, barış sağlandı, ölümler durdu, iki toplum bir biriyle yaşamayı öğrendi… Ama geride çözülmeyi bekleyen dağ gibi sorunlar kaldı… Çözülür mü? Yakın gelecekte zor gibi… O yüzden çatışma çözümleri için iyi bir örnek… Planlama yaparken, ‘Maksimum barış, maksimum huzur, maksimum adalet’ diyerek yola çıkmak lazım…

Güney Afrika’ya Türkiye penceresinden baktığımda, umut ve umutsuzluğu bir arada yaşıyorum. Umutluyum çünkü her çatışma çözüm potansiyelini içinde barındırıyor. Umutsuzum çünkü bizde öyle bir irade yok.

Toplantılar arasında gezdiğimiz Apartheid Müzesi ve Mandela’nın 20 yıl tutuklu kaldığı Robben Adasındaki cezaevi de, insanın insana yaptığı zulmün ne kadar sınırsız olabileceğini gözler önüne seriyor. (SON)

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."