DOLAR 8,5570
EURO 10,1439
ALTIN 496,22
BIST 1.361
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 39°C
Sıcak
Diyarbakır
39°C
Sıcak
Per 40°C
Cum 40°C
Cts 40°C
Paz 40°C

Farkında mısınız? eziliyoruz

23.11.2019
A+
A-

Son 15-20 günde yaşanan üç ayrı toplu intihar vakası, toplumu ne kadar etkiledi bilemem ama benim tüm hücrelerime nüfuz eden bir acı yarattı.

Tüm yoksuk(n)luğuma rağmen; bu acıyı hafızamın derinliklerine atmak gibi bir lüksüm yok.

 

İkisi çocuk 9’u yetişkin 11 insanın ölümünü bir yerlere bağlamak bir yana toplumsal bozulmaya işaret eden ölümlerin, toplumda bulamadığı karşılıklığa daha çok üzüldüm.

Cüneyt Alphan’ın sosyal medyada paylaştığı yazısı bana toplumda “diğerkâmlık”ın geldiği durumu göstermesi açısından önemli.

Yara henüz sıcakken paylaşmak istedim.

 

Son günlerde topluca el ele tutuşup zamansız ölümü selamlayıp sonsuzluğa yelken açanların yaşadıkları tek ve sonsuz geceyi düşündükçe aklıma, ‘Bir yeryüzü çocuğu ne kadar özgürleşirse, insanlığımıza o kadar güçlü dokunur’ sözü gelir.

 

İstanbul’da dört kardeşin, Antalya’da dört kişilik ailenin, Burhaniye’de el ele tutuşarak hayata veda eden iki kardeşin hayattan neden çekildiklerini, çekilme anında düşündükleri, çekilmeye götüren nedenleri, hayata dair kurdukları ve yıkıldıkları hayalleri düşündükçe içimden kopan ateş, gözümde pınarlara dönüşüyor. Kirli medyanın, münafık müminlerin ve amigoların edepsizce yorumlarını okuyunca da, bu toplum ne zaman canavar hislere sahip oldu diye düşünmeden de edemiyorum.

 

Son dört yılda dört yüzden fazla insan intihar etti. Bu insanların tamamı aciz miydi, Manisa kaymakamının inancı zayıf mıydı, doktorlar, hemşireler, öğretmenler, polisler Allah’a inanmıyorlar mıydı, sadece Allahsızlar mı intihar eder? gibi soruları uzatabilirsiniz.

Medyanın menkul münafıklarına bakarsanız intihar eden bu insanlar aciz oldukları için intihar etmişlerdir. Kirli havuzlardan beslenenler onurlu ve haysiyetli yaşamanın erdemini bilemezler.

 

Yazınsal alanda dünya tarihine damga vuran ve eşiyle birlikte intihar eden Stefan Zweıgaciz ve cahil miydi? Hayır, değildi

Yaşanan savaşlara ve insanlığın yaşadığı dramlara dayanamayacak kadar duyarlı ve hassas oldukları için yaşamdan çekildiler. O halde bizim sorgulamamız gereken tek ve önemli şey, önce kendi insanlığımız ve insanlara, insanlığa sığmayacak dayatmalarımız ve insanları neden sefil hayata sürmemizi sorgulamamız ve çözüm bulmamızdır. Bunu yaptığımızda ancak insan oluruz!

Özetle; dünyaya örnek bir inancın “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinin varisi Müslümanlar olarak, nedenvicdandan, adaletten bu kadar uzaklaştık?

Haktı, hukuktu, eşitlikti, kardeşlikti derken, bunların esemesinin bile okunmadığı bir toplumu hangi bahanelerin arkasına sığınıp yarattık?

Bir güzel dinin itibarı ve haysiyetiyle oynarken, hangi bahanenin, hangi kahramanlık öyküsünün bizi gururlandırmasını bekliyoruz?

Yazık, farkındayız, görüyoruz ve eziliyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.