Diyarbakır Yenigün

Elçi cinayetinde 4’üncü yıl: 150 talep yanıtsız kaldı

Elçi cinayetinde 4’üncü yıl: 150 talep yanıtsız kaldı
27 Kasım 2019 - 15:43

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetinin üzerinden geçen 4 yılda açılan soruşturma dosyasında bir arpa boyu yol alınmış değil. Kurulan komisyon üyesi Av. Gamze Yalçın, fiili bir gizliliğin uygulandığı dosyaya ilişkin bugüne dek 150 talepte bulunduklarını, ancak yanıt alamadıklarını söyledi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmalardan zarar gören Dört Ayaklı Minare’nin önünde 28 Kasım 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti 4 yılı geride bıraktı.  Diyarbakır Barosu’nun kurduğu Tahir Elçi Cinayeti Soruşturma Komisyonu avukatlarından Gamze Yalçın, geçen 4 yılda karşılaştıkları pratikleri ve cinayeti aydınlatmaya dair atılmayan adımları Mezopotamya Ajans’a değerlendirdi. Özellikle Elçi’nin öldürülmesinden sonra 30 Kasım 2015’te yapılan olay yeri incelemesinin ‘güvenlik’ gerekçesiyle tamamlanmaması üzerinde duran Av. Yalçın, operasyon bölgesinin devletin hakimiyet alından olması dolayısıyla bu gerekçeyi kabul etmediklerini belirtti. Yarım kalan olay yeri incelmesinde 1’den 83’e kadar sıralanan delilerden sadece Tahir Elçi’nin vurulduğu alana çok uzak bir mesafede olan 43 delil toplandığını kaydeden Yalçın, geriye kalan 40 delilin toplanması  için tüm çabalarının sonuçsuz kaldığını savundu.

“150 talep karşılıksız kaldı”

Yine olay yerini gören Mardin Kebap Evi’ne ait kamera görüntüsünün kendi talepleriyle soruşturma dosyasına alındığını belirten Yalçın, “Şu an bile Mardin Kebap Evi’nin 4 nolu kamerasının görüntülerini izleyebilmiş değiliz. Bu bizde ‘Acaba deliller karartılıyor mu? Adli makamlar tarafından faillere ulaşma yönünde engeller mi konuluyor?’ şeklinde şüpheler yaratıyor. Bu Tahir Elçi’nin faillerinin ortaya çıkarılmasındaki isteksizliğin göstergesidir” diye konuştu. Soruşturma dosyasına dair bazı talepleri kabul edilse de şu ana kadar 150 taleplerine cevap verilmediğini paylaşan Av. Yalçın, “Londra Üniversitesi’ne hazırlatılan rapor, savcılık tarafından ATK’ye teyit ettirilmek istendi. ATK, üniversitenin aksini ortaya koyamadı. Üniversitenin verileri bilimsel değil, bu verilerle bu kişiler şüpheli olamaz şeklinde bir tespit yapılmadı. ATK sadece ilk raporunu tekrarladı. Biz bunu da Ceza Usul Kanunu açısından raporun onaylanması olarak kabul ettiğimiz için ikinci kez üç şüpheli polis memurunun ifadeye çağrılarak tutuklanması yönünde talebimizi sunduk. Ona ilişkinde henüz bir işlem yapılmadı” ifadelerini kullandı.

‘Soruşturma tarafsız yürütülmüyor’

“Dosyada bugüne kadar resmi bir gizlilik kararı uygulanmamışsa da şu an itibariyle savcılık makamı ve başsavcılık tarafından dosyaya uygulanan fiili bir gizlilik var” diyen Yalçın, tüm evrakların kendileri ile paylaşılmamasının dosyada avukatların görmeleri istenmeyen evraklar olduğu şüphesi yarattığını dile getirdi.

Av. Yalçın, Tahir Elçi soruşturma dosyasında adli birimlerin ve siyasi iradenin faillerin ortaya çıkarılması konusunda isteksiz olduğunu da ileri sürdü. Yalçın, iddiasını şöyle açıkladı:

“Tahir Elçi öldürüldükten hemen sonra dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlarının cinayetin çözümü konusunda yapılan açıklamalarında samimi olmadıkları ortaya çıktı. Bu açıklamalar samimi olsaydı, tüm deliler üzerinden etkili bir soruşturma yürütülür, fail veya faillerin ortaya çıkarılması sağlamış olurdu. Bu dosya sadece soruşturma savcısının inisiyatifiyle yürüyen bir soruşturma değil. Bu aslında dosyanın tarafsız yürütülmediğini bize gösteriyor.”

‘Dosya bir bütün olarak inceletilmiyor’

Elçi cinayetinin politik cinayetlerden biri olduğunun altını çizen Yalçın, “Etkili bir soruşturma yürütülmüş olsaydı bugün farklı düşünüyor olabilirdik. Şu ana kadar Tahir Elçi soruşturma dosyasını avukatlarına bir bütün olarak inceletmiş değiller” dedi. İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı rapora da değinen Av. Yalçın, Londra Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda tespit edilen şüpheli üç polisten biri olan polis yönünden, müfettişlerin de tespitte bulunduğuna dikkat çekti. Tahir Elçi’nin vurulmasından hemen sonra İçişleri Bakanlığı tarafından Mülkiye Başmüfettişleri görevlendirildiğini ve İdari Rapor hazırlandığını belirten Yalçın, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na 3 yıl boyunca defalarca talepte bulunmalarına rağmen hazırlanan  Tevdi veya Araştırma Raporu’nun kendilerine verilmediğini kaydetti. Yalçın, bunun üzerine 2017 ve 2018 yıllarında İçişleri Bakanlığı ile yazışmalara başladıklarını ve dönem itibariyle Mülkiye Başmüfettişlerini görevlendirdiklerini, müfettişlerin raporu sonuçlanmışsa eğer bu raporun bir örneğinin kendilerine gönderilmesini istediklerini belirtti. Bakanlıktan bu taleplerine raporun Başsavcılığa gönderildiği şeklinde yanıt verildiğini aktaran Yalçın, bunun üzerine Baro olarak raporun bir örneğinin kendilerine verilmesi talebinde bulundukları Başsavcılık’tan, “rapor yok” yanıtı aldıklarını ileri sürdü. Bu yanıt üzerine ikinci kez İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdıklarını söyleyen Av. Yalçın, Bakanlığın bu kez Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına evrakları hangi barkot numarası, hangi posta yoluyla gönderdiğine ilişkin tüm bilgileri kendileriyle paylaştığını söyledi. Yalçın, ancak savcılığın buna rağmen dosyada böyle bir rapor olmadığı konusunda ısrar ettiğini kaydetti.

Tevdi raporu bakanlığa açılan davada

Kendi çabaları sonucu raporun bir kısmına Temmuz 2019’da ulaştıklarını dile getiren Yalçın, “Tahir Elçi öldürüldükten sonra Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı’na açılmış davaya müfettişlerin Tevdi Raporu gönderildi. Tevdi Raporunu İdare Mahkemesi dosyasından edinmiş olduk. Bu tevdi raporunda aslında Londra Üniversitesinin tespitinde de geçen ve üç polisten biri olan bir polis yönünden tespit yapıldı” bilgilerini paylaştı. Raporda, Dört Ayaklı Minare’nin hemen gerisinde bulunan araç önünde 3 polisten ortada bulunan polis memurunun silah atışlarının kesilmesinin hemen akabinde diğer polis memurları tarafından sokağın gerisine gönderilmesine dikkat çekildiğini belirten Yalçın,  “Bu husus İçişleri Bakanlığı tarafından ‘şüpheli bir durum’ olarak değerlendirilmiş ve savcılık makamından, aracın ön tarafında bulunan 3 polis memurunun ortasında bulunan polis memurunun sokağın gerisine gönderilmiş olması bakanlık tarafından şüpheli görülmüş olup, bu konuda polis memurlarının kendi aralarında yapmış oldukları konuşmaların ses çözümünün yapılması talebinde bulunmuş” diye konuştu.

Duyarlılık çağrısı

Polislerin o esnada ne konuştukları, polisin Elçi’yi vurma şüphesiyle mi sokağın gerisine gönderildiği yönünde tespitin yapılması için Tevdi Raporu’nun Başsavcılığa gönderildiğini kaydeden Yalçın, 2017 yılında savcılığa gönderilen raporda belirtilen hususlara ilişkin savcılık tarafından herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sonucunun ne olduğu, ses çözümüne ilişkin analizin yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi istediklerini, ancak henüz bir bilgi verilmediğini ifade etti.  Tevdi Raporu’ndan bakanlık tarafından Araştırma Raporu’nun da hazırlanmış olduğunu öğrendiklerini belirten Yalçın, ancak 3 defa talepte bulunmalarına rağmen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyada herhangi bir rapor olmadığını ileri sürdüğünü ifade etti. İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı Araştırma Raporu’nun Tahir Elçi Cinayeti Soruşturma Komisyonu’na bir an önce verilmesi için kamuoyuna duyarlılık yaratma çağrısında bulunan Av. Yalçın, “Bu raporun ısrarla tarafımıza verilmemesi aslında orada bulunan bir veya birkaç faile işaret ediliyor olabileceğine dair  kanaatimizi güçlendiriyor. Çünkü defalarca kez bu yazışmaları yapmamıza rağmen ve İçişleri Bakanlığı defalarca bu rapor Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına gönderildi demesine rağmen Başsavcılık tarafından bu raporun tarafımıza verilmemesi şüphelerimizi güçlendiriyor” diye konuştu.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım