DOLAR 7,4310
EURO 9,0522
ALTIN 420,67
BIST 1.488
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 15°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
15°C
Az Bulutlu
Cts 16°C
Paz 16°C
Pts 13°C
Sal 15°C

Dr. Şakir Diclehan Yazdı: Diyarbakır Türkücülerinin Aymazlığı

10.12.2020
A+
A-

 

Dr. Şakir DİCLEHAN/sdiclehan@yahoo.com

 

Sanatkârın sorumluluğu, dıştan gelen bir sorumluluk, empoze edilmiş bir sorumluluk değil, içten gelen, kendi toplum kültüründen, kişilik formasyonundan kaynaklanan bir sorumluluk olmalıdır. Böyle olursa, yani doğal olursa, zorlama ve yapay olmazsa, ondan bir fayda beklenebilir.

Sanatkâr olmayı, seçilmişliği, egosunu şişirme, egosantirizmini büyütme, halka yabancılaşmasını artırma, toplumda ve insanlıkta yaşayan evrensel gerçeği görmezlikten gelme şeklinde anlayan ve yorumlayanlar, sonunda topluma karşı görevlerini unutur ve sorumsuzluk bataklığına yuvarlanırlar.

Dicle ve Fırat arasındaki bereketli topraklar üzerinde yer alan Diyarbakır, tarih boyunca büyük uygarlıklara beşiklik etmiş ve çeşitli alanlarda değerli sanatkârların boy göstermesine ev sahipliği yapmıştır. Bu bölgeye egemen olan duygu, hüzün ve keder olmuştur hep. Bu nedenle Tanzimat döneminin önemli şairlerinden olan Ziya Paşa, şair Fuzuli için:

“Yanıktır o aşığın kitabı/Nazmında kokar ciğer kebabı”…

diyerek Mezopotamya şairlerinin duygu dünyalarına ve sanat anlayışlarına ayna tutar. Türkülerin yapısında genel olarak hep bu hüzün ve dert egemendir. Diyarbekir, binlerce türkücüye mekân olmuş bir kültür, bilim, düşünce ve sanat kentidir, çeşitli din, dil ve ırktan oluşan insanların yaşadığı bir mozaik şehirdir.

Diyarbakır’da yetişen ve sanatının hakkını veren türkücülerin başında merhum Şark bülbülü Celal Güzelses gelir. Kendi görevini bihakkın yaptıktan sonra Mevla’sına yürür.

Son zamanlardaki türkücülerden Bedri Ayseli’yi ayrı ve bir kenarda tutarak İzzet Altınmeşe, İzzet Yıldızhan, Küçük Emrah, Mahsun Kırmızıgül, Coşkun Sabah, Yaşar Özel (merhum), Hozan Beşir, Pınar Ayhan ve benzeri türkücülerin üne kavuşmaları ve ünlenmeleri, Diyarbakır sayesinde olmuştur hep. Mahalli türküler okumak suretiyle şöhrete ulaştıkları tartışılmazdır. Ancak şöhrete ulaştıktan sonra, bir daha doğdukları, suyunu içtikleri, ekmeğini yedikleri ve havasını teneffüs ettikleri bu güzel kente gelmemiş, aidiyet ve bağlarını koparmış, dillerini unutmuş ve sesleriyle kazandıkları servetlerinden buraya en ufak bir harcama yapmayı, akıllarının köşesinden bile geçirmemişlerdir. Sanatçıların en önemli görevi, toplumsal hayata yeni bir yön ve şekil vermektir. Özellikle halkın içinden çıkan ve o halkın inancına sıkı sıkıya bağlı olan sanatçılar, hayatın sonsuz derinliklerine inerek ve sanatın sağlam binasını güçlendirerek, yeni bir ses, yeni bir anlatım gücü ve ifade kudreti ile gizli sırları tekrar meydana çıkarmak, fizikötesi âlemden esintiler taşımaktır. Sanatçı, etrafını aydınlatmak için yoğun bir çalışma içine girmeli, bakış açısını, etkili sözlerini, susamışlara çevirerek ümit ırmağından gürül gürül akan suyun varlığına işaret etmekle yetinmemeli, duygu ve hayal kanatları ile havalanan ve kanat çırpan müjdeci kuşların ufuklardaki belirtilerinden söz açmalıdır. Halkın, sevgisinin ve öyküsünün tahtına oturan sanatçı, bu fani dünyaya gözlerini kapayıncaya kadar oradan inmemelidir.

İnsanın fizik sesinin ötesinde bir sesi daha vardır. Bu da eyleminin ve düşüncesinin sesidir ve toplumda yankılanır durur. İnsandan insana yansıyarak, dağlarda tepelerde değil, kasabalarda, şehirlerde yankılana yankılana, kâğıt yüzeylerinden ve yansıtıcılardan yayıla yayıla, yaşantımızı derleyen ses olur ve hedefine ulaşır.

Hayat, hakikatin şekillerini yanlış çizen, kuru bir harita değildir. Canlı bir görüntü olarak insanın gözü önünde bulunmalıdır daima. Hayat,  sadece var olmak değil gelişip olgunlaşmaktır. Tam ve kâmil bir makam değil daima tamamlanabilecek ve kemale yaklaşan bir kıymettir. Durgun, statik, sakin ve değişmeyen bir varlığı, evrende bulmak imkânsızdır. Her şey, daha hızlı ve daha sürekli bir akış, bir cereyan, bir gelişme, bir değişimden ibarettir. İnsan, hayat ırmağının hareketine pasif olarak katlanamıyor, o ırmağın sürekli ve gürül gürül akmasına yardım ediyor.

Bedri Ayseli: Türkücüler içinde, doğduğu kentin hakkını vererek ve halktan kopmayarak bugünlere kadar gelmiştir bir sanatkârdır. Söz konusu olan müthiş bir ses, o sese tarz katmış bir yapı, üç aşağı beş yukarı tanıdığımız kadarıyla mütevazı ama aynı zamanda dik duruşlu, nazik ve cana yakın, sahnede ulaşılmaz görünen bir sanatçı olmaktan çok etrafıyla ilgilenen birisi. Onun, zamanında çok farklı kültürleri barındıran Diyarbakır doğumlu oluşu, “azınlık” mensubu bir aileden gelişi, kişiliğinde bir kompleks oluşturmamıştır hiçbir zaman.1946’da, Diyarbakır’ın Fatih Paşa Mahallesi’nde, nam-ı diğer Hançepek Sabuncu Sokak, 37 numaralı evde dünyaya gelmiş Bedri Ayseli. Kendisinin bizzat anlattığına göre: “Çok değer verdiği ninesinin (Neno diyor) Dicle (Piran) tarafında bir köyü varmış. Köydeki bağlar, bahçeler, değirmenler, bostanlar hepsi Neno’nunmuş. Çok değerli ve cesur olan güzel Neno, köylülerle iç içe kala kala çok güzel Kürtçe ve Zazaca konuşurmuş. Ama anadili olan Ermenice’yi de unutmamış.” Yıllar sonra kendisini şöhrete taşıyacak türkü, o çevrenin ve yaşantının bir ürünüdür.

“Bu bağ bizim olaydı

Koruk üzüm dolaydı

Ortaklı malı nedim

Hepsi bizim olaydı”

Bir edebiyat profesörü olan Kaya Bilgegil, öğrencisine: “Evladım, hayatınızı fiyatlar cetveline göre değil, kıymetler cetveline göre ayarlayın” dermiş.

windows 10 pro lisans satın al

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."