DOLAR 7,7964
EURO 9,4723
ALTIN 460,15
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Parçalı Bulutlu
Cts 14°C
Paz 14°C
Pts 13°C
Sal 12°C

Diyarbakır Otogarı’nda mülteci dramı yaşanıyor

Diyarbakır Otogarı’nda mülteci dramı yaşanıyor


20.10.2020
A+
A-

Afganistan’dan İran’a, oradan Türkiye’ye geçen göçmenler, Diyarbakır Otogarı’nda kötü şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. İstanbul’a gitmek için onlarca kişinin beklediği Otogar’da mültecilere seyahat firmaları kimlik ve pasaportları olmadığı için bilet satmıyor.

Foto: Arşiv

YENİGÜN HABER – Afganistan’da yıllardır devam eden savaş ve akabinde gelişen ekonomik istikrarsızlık nedeniyle birçok göçmen, İran üzerinden Türkiye’ye geliyor. 150-200 kişilik gruplarla sınırı geçmeye çalışan göçmenler, geçiş güzergahlarında çoğu zaman her iki ülkenin askerleri tarafından geri gönderiliyor. Göçmenler bu nedenle sınırı aşmak için insan kaçakçılarına yöneliyor. İnsan kaçakçılarına 300 ila bin dolar arasında bir ücret ödeyen göçmenler, Türkiye sınırından geçtikten sonra yolculuklarının büyük bir bölümünü otostop çekerek ya da yürüyerek geçiriyor. Ağrı ve Van üzerinden Diyarbakır’a geldikten sonra Şehirlerarası Otobüs Terminalinin bahçesinde toplanan göçmenlerin, ilk rotası İstanbul oluyor.
Diyarbakır Otogarının bahçesinde serdikleri ince kilimlerin üzerinde bekleyişe koyulan göçmenlerin, otogarın içerisine girmeleri yasak. Lavaboya erişemeyen göçmenler, yemek ihtiyaçlarını da imkanları doğrultusunda karşılarken, bazı göçmenler de günlerce aç kaldığını ifade ediyor. Otogar içerisinde çalışan işçilerin yardımıyla günde 2 veya 3 defa bir hortumla su ihtiyaçlarını gideren göçmenler, yine bulundukları yerde yatıyor. Seyahat firmaları da kimlik ve pasaportları olmadığı için göçmenlere bilet satmıyor.

150 TL’LİK BİLET BİN TL

MA’nın haberine göre, sınırdan Diyarbakır’a varıncaya kadar birçok tehlike atlatan göçmenler, Diyarbakır otogarında, kendilerini para karşılığında İstanbul’a götüreceğini vaat eden kişilerle tanışıyor. Bilet satışı yapılmadığı için göçmenlerin başvurduğu bu kişiler, normalde 200 TL olan biletler yerine bin TL’ye İstanbul’a götürülüyor. Çaresizlikten bu duruma razı olan göçmenler, İstanbul yolculukların da ise gece saatlerinde “Burası İstanbul” denilerek çoğu zaman İç Anadolu’daki şehirlerin kırsal kesimlerine bırakılıyor.

İŞKENCE VE ÇIPLAK ARAMA

Otogarda kalan ve ismini açıklamaktan kaçınan bir göçmen, İran sınırından Van’a geçiş yaptıklarını, Diyarbakır’a ulaşana kadar yaklaşık 10 gün geçirdiklerini aktardı. Afganistan’da yaşanan savaştan kaynaklı ülkelerini terk etmek zorunda kaldıklarını ifade eden göçmen, bir taraftan Taliban, diğer taraftan ülkenin kirli siyasetçileri arasında sıkışıp kaldıklarını söyledi.
Göçmen, İran ve Türk askerleri tarafından işkence, çıplak arama ve kötü muameleye maruz kaldıklarını belirterek, sınır dışı edilmeleri halinde aynı durumun tekrar yaşanmamasını istedi.

2 AYDIR GİDEMEDİ

Göçmenlerden Ahmed Aşeman, kaçakçıların kendilerini rehin aldığını ve para istediklerini dile getirerek, “Paramızın olmadığını söyleyince, ailemizi aramamızı ve para istememizi söylediler. Doğubayazıt’a yakın olan Gürbulak Sınır Kapısından geldik. Sınırdan geçiş yaptıktan sonra Doğubayazıt’a gittik. Geldiğimiz gibi polisler bizi yakaladı ve tekrar sınırın öbür tarafında İran askerlerine teslim ettiler. Bir şekilde tekrar sınırdan geçebildik. Hırsızlar (insan kaçakçıları) 8 kişiden 800 dolar aldı ve bizi sınırdan geçirdi. İstanbul’a gitmek için 2 ayımız doldu ama hala gidemedik” diyerek yaşadıklarını anlattı.

SUYU DA KAPATTILAR

Kendi grubunun 16 kişiden oluştuğunu, İstanbul’a gitmek için yüzlerce kişinin beklediğine dikkati çeken Aşeman, “Terminal içine almıyorlar. Biz de insanız, savaştan kaçtık, mecburduk. Otogar yetkilileri suyu bile kapattılar. Benim mesleğim fırıncılık. Biz buradan İstanbul’a gitmek ve orada iş bulup çalışmak istiyoruz. Bizim yetkililerden istediğimiz şey şu: Bizi İstanbul’a yollasınlar. Burada açız ve kimse yardım eli uzatmıyor” diye konuştu.

‘ÖLÜMDEN KURTULMAK İÇİN TERK ETTİM’

İran sınırından Türkiye’ye geçiş yapan göçmenlerden biri de 24 yaşındaki Yusuf Kureyşi. Afganistan’dan Türkiye’ye gelene kadar yaşadıkları zorlukları anlatan Kureyşi, “Kimisinin eli kesiliyor, kimisinin ayağı kopuyor, kiminin kafası yarılıyor, kaldı ki bu yolda ölenler bile oluyor. Ülkemizi, şiddet ve ölümden kurtulmak için terk ediyoruz. Ancak gittiğimiz her yerde sorunlarla karşılaşıyoruz. Türkiye sınırına giriş yapıp buraya varana kadar, 9 saat yürüdüm. Ara ara arabalara bindiğimiz oluyordu. Sadece biz genç erkekler olsak hadi neyse ama kadın, çocuk ve yaşlılar var, yaşadıklarımız zor ve kötü şeyler” dedi.
Otogarda kaldıkları süre boyunca yaşadığı zorluklara değinen Kureyşi, yetkililere yardım yapılması çağrısında bulundu.

‘HAYALİMİZ GERÇEKLEŞMİYOR’

50 yıldır Afganistan’da süren savaşa değinen İsmail Hasan isimli göçmen ise şunları söyledi: “Buraya geldik yemek ve su yok, kalacak yer yok, geceleri soğuk oluyor. Gördüğünüz gibi dışarıda kalıyoruz ve burada çocuklar var, yazık günah. Biz buraya çalışma hayaliyle geldik ve çalışıp ailemize para yollayacaktık. Yolladığımız parayla kendilerine erzak alacaklardı ve şu an hayalimiz geçekleşmiyor. Ne biz bir şey alabiliyoruz ne de ailemize para yollayabiliyoruz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."