DOLAR 7,9033
EURO 9,5986
ALTIN 468,01
BIST 1.320
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 16°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
16°C
Az Bulutlu
Cum 15°C
Cts 15°C
Paz 14°C
Pts 14°C

Dağkapı’da surların yapımı tarihi yapıya ikinci kez zarar

Dağkapı’da surların yapımı tarihi yapıya ikinci kez zarar
23.10.2020
A+
A-

Dağkapı Surlarının yeniden inşası ile ilgili  yapılan açıklamada konuşan TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Doğan Hatun, “1930 yılında yıkımla gerçekleşen durum tarihi yapıya ne kadar zarar vermiş ise bugün aynı yerin yeniden inşa edileceği mantığı ikinci kez bu tarihi yapıya aynı derecede zararı verecektir” dedi.

 

 

ŞEHRİBAN ELEFTOZ/YENİGÜN HABER – Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyonu Kurulu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilecek ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek olan Dağkapı Meydanı Projesi kapsamında meydanda bulunan surların yeniden inşası ile ilgili basın açıklaması yaptı.

1930 yılında dönemin valisi tarafından yıkımı gerçekleştirilen tarihi yapının tekrardan inşa etme projesine ilişkin Dağkapı’da düzenlenen açıklamada konuşan TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Doğan Hatun, gündeme getirilen ‘sur duvarının yeniden inşa edilmesinin, akıllara durgunluk veren bilimden uzak talihsiz bir açıklama olduğunu kaydetti.

‘Sur içinde yıkım ve talan projesi yürütüldü’

“Son yıllarda artarak yaygınlaşan tarihi ve kültürel miras alanlarının tahribatı ve belki de katliamları tüm bu medeniyet izlerinin silinmesinin kimliksizleştirme ve talan politikasının uygulamaları olduğu ortadadır. Bu zihniyetin yaygınlaşması, geliştirilmesi, farklılıkları yok sayan, kendine yontan ve her alanı ranta çeviren mevcut iktidar düzeninin zihniyetidir “ ifadelerini kullanan Hatun, şunları söyledi:

“Bu yaklaşım koruma ve geliştirme kültürü yerine, yok eden-tahrip eden, Kentsel Sit Alanı olan Sur içi bölgesinde yıkılan tescilli ve tescile değer tarihi -kültürel yapılara ait taşların dahi çalınması pratiğini ortaya çıkarmıştır. 2015 yılından bu güne değin bilimsel yaklaşımdan ve teknikten uzak keyfi karar ve uygulamalar ile Sur içinde bir yıkım ve talan projesi yürütülmüştür. İktidarın her kademesi de bu projeye kendi imzasını atmak için adeta yarış içerisine girmiştir. 2015 yılında bölgedeki çatışma ortamı gerekçe gösterilerek Sur içi Bölgesi insansızlaştırılmış, tarihi dokusu değiştirilmiş ve tabiri yerindeyse ucube yapılar yapılmıştır. Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP) 2016 revize planı ile Dicle Vadi projesi gibi miras alanı ve tampon bölgelerinin bütünlüğünü bozan plan ve projelerin koruma kurulundan ve UNESCO Dünya Miras Merkezi’nden gerekli onaylar alınmadan uygulamaya sokulmuştur. 2016 Yılında dönemin başbakanı sur ilçesini “Toledo” yapmaktan bahsetmiştir. Tarihi Sur kentinin büyük bölümü çatışmalı ortamın sona ermesi sonrasında yerle bir edilmiş, ağır iş makineleriyle bir dünya kültürel miras alanı yok edilmek istenmiştir. Yer üstünde görünen tarihi, tescilli yapılar kadar yer altındaki tarihi suyolları ve kanalizasyonlar da geri dönüşü olmayacak şekilde yok edilmiştir. 2018 yılında Diyarbakır valisi ve kayyumu millet bahçesi adı altında hevsel bahçelerine müdahalenin yolunu açmıştır. Surların dicle vadisine bakan çevresi araç trafiğine açılmış, tarihi yeni kapının açıldığı merdivenler kesme bazalt plaklarla kaplanmış ve sur duvarlarına ucube ahşap balkon çıkmalar çakılmaktadır.” dedi.

Tarihi yapıya ikinci kez zarar!

1930’da yıkılan tarihi yapının tekrardan inşa edilmesine ilişkin kararın akıllara zarar olduğunu ifade eden Hatun, “Yıktırılan sur duvarının yeniden inşa edileceği ise akıllara durgunluk veren bilimden uzak talihsiz bir açıklamadır. Diyarbakır Kalesi’nin 1930 yılında yine bir vali eliyle bilimden ve gerçeklikten uzak yaklaşımlarla yıktırılmış olması iktidar ve gücün kullanılma biçiminin ifadesidir. Ve şimdilerde tarihi kentin geçiş noktası olan Dağkapı Meydanından geçtiği bilinen kalıntısı dahi kalmamış olan sur duvarlarının yeniden inşa edileceği açıklanmıştır. 1930 yılında yıkımla gerçekleşen durum tarihi yapıya ne kadar zarar vermiş ise bu gün aynı yerin yeniden inşa edileceği mantığı ikinci kez bu tarihi yapıya aynı derecede zararı verecektir diyoruz. Bu sebepledir ki sur duvarlarının yeniden inşa edileceği beyanın olabilirliği bizlerde ciddi endişeler yaratmıştır. Var olanı en sade ve doğru biçimiyle korumak asıl hedef olmalıdır. Bu yeniden inşa çalışmaları süresince Dünya Mirası olan Diyarbakır Surlarının tahrip edilmeden yapılabilmesinin mümkün olmadığını biliyoruz.” şeklinde konuştu.

‘Diyarbakır Surları ortak mirasımızdır’

Diyarbakır Surlarının dünyanın özgün ortak mirası olduğunu, Surların özgünlüğü kişisel tatminleri uğruna zarar verilemeyecek kadar önem arzettiğini ifade eden Hatun, “Yapılacak herhangi bir yanlış uygulama surların tarihi ve evrensel değerine zarar verecektir diye tekrar üstüne basa basa ifade ediyoruz. Diyarbakır surlarının, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 06.07.2020 tarihinde ihale edilen ve 10.08.2020 Tarihinde yer teslimi yapılan restorasyon projesi şu anda uygulanmaktadır. Surların hala ayakta kalan kısımlarında ciddi restorasyon çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu kuşkusuzdur. Ancak tarihi varlıkların rölöve, restitüsyon ve restorasyon, çalışmalarının bilimsel temellere dayandırılması ve kültür varlığına olumsuz etkilerine mahal vermemek adına; aceleci bir yaklaşımla, eksiklikleri olan, sürekli ve yeterli denetim yapılmayan uygulamaların yürütülmemesi açısından yapılacak restorasyon uygulamaları şeffaf, denetlenebilir olmalıdır diyoruz. 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine kaydedilen ‘’Diyarbakır Kalesi ve Kültürel Peyzaj Alanı’’ insanlığın ortak mirasıdır. Geçmişten günümüze gelen bu miras, üzerindeki izlerle korunarak geleceğe aktarılabilmelidir. Bu sebeple valilerin hayali projelerine değil Surları olduğu gibi koruyacak ve geleceğe aktaracak projelere ihtiyacımız vardır. Diyarbakır surları ortak hafızamız, ortak mirasımızdır. Surlarımıza çakılacak her çivinin takipçisi olacağız.”   diye kaydetti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."