DOLAR 8,6697
EURO 10,3444
ALTIN 496,67
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 35°C
Sıcak
Diyarbakır
35°C
Sıcak
Per 36°C
Cum 38°C
Cts 38°C
Paz 39°C

Buğday ekim alanları 24,5 milyon dekar azaldı

Buğday ekim alanları 24,5 milyon dekar azaldı
17.02.2021
A+
A-

Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, “Buğday ekim alanları 2004 yılında 93 milyon dekar iken, ithalata dayalı politikalar ve yerli üreticinin ısrarla desteklenmemesi sonucu 2019 yılında 24,5 milyon dekar azalarak 68,5 milyon dekara düşmüştür” dedi.

 

YENİGÜN HABER – Gazete duvarda yer alan habere göre Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2020 yılının ilk 11 ayında 4 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 1 milyar dolar para ödendi. 9 milyar dolarlık canlı hayvan, 3 milyar dolarlık ise ormancılık ithalatı yapıldı.1975’te 1 kilo buğday ile 1,07 litre mazot alınabilirken, 2020 yılında 1 kilogram buğday fiyatının karşılığının 0,16 litre mazot olduğunu belirten Cahit İncefikir, Cumhuriyet tarihinin ithalat rekoru kırılırken buğday ekim alanlarının da 24,5 milyon dekar azaldığını kaydetti.
Türkiye’de tarımsal yapıdaki bozuklukların, tarımsal ürünlerin pazarlama organizasyonuna da yansımakta olduğunu kaydeden İncefikir, “Genellikle çok sayıda aracının yer aldığı uzun pazarlama kanalları ile pazarlama hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle yüksek pazarlama kârlarının görüldüğü bir pazar yaratıyor. Tarımsal üretimde doğa koşullarının egemen olması nedeniyle arz esnek değildir. Tarımsal üretimde temel üretim faktörü olan toprağın sınırlı olması, üretim miktarını zorunlu olarak sınırlandırıyor” diye konuştu.
Ekilen araziden elde edilecek üretimin gerçek değerinin, mevsim etkilerine, üreticilerin bilgi ve birikimine bağlı olarak değişim gösterdiğini anlatan İncefikir, sözlerine şunları ekledi:
“Pandemi döneminde gıdanın önemi artarken ülkeler tarımsal üretimlerini artırmanın çabasına girmişlerdir. Yine aynı dönemde Türkiye ise tarımsal ithalatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştır. 2003-2020 arası dönemde; 105 milyar dolarlık bitkisel ürün, 9 milyar dolarlık canlı hayvan ve 3 milyar dolarlık ormancılık ürünü ithal edildi. Tarım, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde öncelikli olarak desteklenen sektörlerden biridir. Bu nedenlerle, sürdürülebilir üretimi sağlamak ve çiftçi gelir seviyesini yükseltmek amacıyla gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde, çeşitli politika araçlarıyla tarım sektörü desteklenmektedir. Türkiye’de 1975 yılında 1 kilogram buğday ile 1,07 litre mazot alınabilirken, 2000’lerde bu değer 0,32 litre, 2008 yılında 0,17 litre ve 2020 yılında ise 0,16 litreye düştü.”

‘Çiftçi, banka ve kooperatiflere 142 milyar borçlu’

İncefikir, artan girdi maliyetlerinin yanında çiftçinin en büyük sorununun kamu ve özel bankalara olan borcu olduğunu belirtti.
Çifçilerin bankalara 130 milyar lira, tarım kredi kooperatifine ise 12 milyar lira olmak üzere 142 milyar lira resmi borcu olduğunu hatırlatan İncefikir, “Tohum, ilaç, mazot, elektrik, su ve diğer borçlarıyla birlikte bu borç 180 milyar lirayı aşıyor. Birçok tarımsal üründe olduğu gibi tarım girdilerinde de dışa bağımlıyız. Çiftçimiz yılda 6 milyon ton gübre kullanmaktadır. 2019 yılında 5 milyon ton gübre ithal edilerek 1,3 milyar dolar, 2020 yılının ilk 11 ayında ise 4 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 1 milyar dolar para ödendi” dedi.

‘Gübredeki artış 2 kata yaklaştı’

Üre gübresi fiyatında Aralık ayından bu yana yüzde 30,4’lük, geçen yılın Ocak ayına göre ise yüzde 70’lik bir artış yaşandığını ifade eden İncefikir, şöyle devam etti:

“Geçen yıl ocak ayında tonu 1765 lira, aralık ayında tonu 2 bin 300 lira olan üre gübresi bugün 3 bin liradan satılıyor. Diğer gübrelerden amonyum nitrat (yüzde 26) fiyatı aylıkta yüzde 17,9, yıllıkta yüzde 63,4, kompoze gübre fiyatı ise aylıkta yüzde 16,2 ve yıllıkta yüzde 54,8 arttı. AKP iktidarı döneminde devlete ait 7 gübre fabrikası özelleştirildi. Bu özelleştirmeler sonucunda 266 milyon dolar gelir elde edildi. Yine AKP iktidarı döneminde toplamda 72 milyon ton gübre ithal edilerek karşılığında 20 milyar dolar ödendi. Kamu kuruluşları gübre fiyatlarını düzenleyici bir rol oynamakta, böylece gübre tekellerinin aralarında anlaşarak fiyat karteli oluşturmalarını engellemekteydi.”

‘İthal tarim politikalari buğday ekim alanlarini 24,5 milyon dekar azaltti’

Türkiye’nin 2019 yılında buğday üretiminin 19 milyon ton olarak gerçekleştiğini de hatırlatan İncefikir, “2020 yılı tahmini de 20 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Yine 2019 yılında ülkemiz 9,8 milyon ton buğday ithalatına 2,3 milyar dolar para ödedi. Buğday ekim alanları 2004 yılında 93 milyon dekar iken, ithalata dayalı politikalar ve yerli üreticinin ısrarla desteklenmemesi sonucu 2019 yılında 24,5 milyon dekar azalarak 68,5 milyon dekara düşmüştür” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.