DOLAR 8,5703
EURO 10,1393
ALTIN 495,93
BIST 1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 40°C
Sıcak
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Çar 39°C
Per 40°C
Cum 40°C
Cts 40°C

“Bir soğanı bin kızıl elmaya değişmem” 2

17.08.2019
A+
A-

(Burada Orhan Miroğlu araya giriyor: Cumhuriyetin kurulmasından sonra yaratılan bir şeydir. İşe yarıyor ama bu yaratılan şey.)

Yarıyor tabii. Ama Jakoben bir mantık var. Halktan uzak. Halkı hep yönetilecek, kendini yönetmekten aciz bir varlık olarak görme anlayışı. Kuvvete dayanır ve devletin bekası esastır. Mustafa Kemal’in yaptığı tek şey, devletin bekasını sağlamak. Devlete süreklilik ve hukuku işletecek kurumlar kazandırmak. Asayişi sağlamak bu bakımdan çok önemli. Kürtler de bu asayiş meselesinin temel düşmanları, onu ‘ihlal eden bir halk gibi görünüyor. Çalkeoğulları, AbdurrahmanêBenê çetesi, Muşlu Fesihçetesi… Derik’ten, Diyarbakır’a gelinceye kadar, eşkıyalar yedi yerde adam soyarlarmış. Meşhur diyar-ı akubederler, köprü vardır, işte orada soygunlar hiç bitmezmiş. Hakikaten o dönemde anarşi had safhada. Merkezi bir otorite zorunlu oluyor. Yoksa o milliyetçilikler, elli çeşit biçim alıyor. Asıl mesele, devletin otoritesini yeniden tesis etmektir. Mustafa Kemal milliyetçiliğinin önceleri Kürt düşmanlığı yoktur, ondan sonra bu milliyetçilik Kürt düşmanı bir milliyetçilik haline geliyor.

Kabul edilmeyen bir adam: Ziya Gökalp

Ziya Gökalp tek başınadır, etrafında da üç öğretmen vardır, onun gibi düşünen. Diğerleri hepsi Ziya Gökalp’e karşıdırlar. Kabul edilmeyen bir adam. Ziya Gökalp’in Türkçülüğüne düşmanlığın en somut misali: Bizim müftü Derviş Efendi dolayısıyla Ziya Gökalp’le akrabalığımız vardır. Babamın ana tarafı, müftü Derviş Efendilerle akrabadırlar. Ziya Gökalp ile benim nenem Ümmü Hanım, babamın anası, çok yakın akrabadırlar. Ziya Gökalp gâvur olmuş. diyorlan Türkçülük gâvurluk anlamında kullanılıyor Diyarbakır’da.

Ve bir gün nenem Ziya Gökalp’le karşılaşıyor, bizim evde veyahut onların evinde. Diyor ki “Vah vah Ziya Beg duymuşum ki, sen murahhas-olmuşsan,” murahhas papaz demektir, “keşiş olmuşsun”. Türkçülük gâvurluk gibi algılanıyor. Bu nedenle, Kürdistan’da, hele Diyarbakır’da isyana hazır bir toplum var. Ziya Gökalp da diyor ki, “Ne korkudur ne ümit, Allah’ımı sevdiğimden taparım, bunu söylemek olacak şey midir, sen Allahtan korkmuyor musun?”

Kürtleşmiş Türkler: Kejan, Turgan, Karageçiler

Ziya Gökalp, aynen İsmail Beşikçi gibi, mütecessis, meraklı bir adam. Evlerinden Melik Ahmet Caddesi’ne çıkmak için bir sokak var. O sokağın da başında bir kahve var. Havuzlu kahve. Ziya Gökalp rüştiyede okurken, gelir hep o kahvede oturur. Haftanın muayyen günlerinde Karacadağ’dan gelen Kürtler vardır. Kejan, Turgan. -Bu aşiret de asıl olarak Türktür ama sonradan, Karageçiler gibi Kürtleşmişlerdir- aşireti var, İzol aşireti gibi böyle bir sürü aşiretler. Bunların mensupları, Melik Ahmet Caddesi’nin sağ tarafındaki büyük bahçede yoğurtlarını, yağlarını, peynirlerini, ker mey denen bir bitki var dikenli, bildiğimiz kenger, onlar kemey derler, işte bunları satarlar. Ve bunlar Ziya Gökalp’in hiç duymadığı bir dille konuşuyorlar. Yani Kürtçe’yle.

(Burada Orhan Miroğlu soruyor: Ziya Gökalp’in Kürtçe’yi hiç duymadığını mı düşünüyorsun?)

— Duyuyor tabii, ama onların bir farklılığının olduğunu da görüyor. Giyim kuşamlarıyla, dilleriyle, sosyal vaziyetleriyle filan. Bu farklı bir realite. Bu farklılık kimsenin umurunda değil oysa. Gökalp bunlara sahipçıkmak istiyor bir yerde, onları araştırmak, bilmek, tanımak, Ziya Gökalp’in Yetişme koşulları iyi, Yorgo diye bir hocası var bunun Diyarbakır’da. Bu hoca kendisine, jeolojiyi, biyolojiyi öğretiyor ve İttihat-Terakki’nin adamı. İttihat-Terakki için sürgün edilmiş. Devam Edecek..

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.