Diyarbakır Yenigün

Bir kent düşünün ki

Bir kent düşünün ki
Osman Ergun
Osman Ergun( oergun21@gmail.com )
16 Şubat 2019 - 15:19

Osman ERGÜN
oergun21@gmail.com

Halil Değertekin’in “Diyarbakır Anıları” isimli kitabının önsüzünde tüm değerleriyle eski Diyarbakır’ı anlatmış. İçinde kilise de var, cami de, türk, kürt, ermeni, süryani, yahudi ve arap da var.
Okuyun ve bugünle kıyaslayın istedim…
Diyarbakır’ı yazmak için elli üç yılımı verdim yine de tam olarak bu kadim şehri ve Güzel insanlarını tam olarak yazdığımı söyleyemem…
Çünkü:
bir kent düşünün ki; mitanniler, aramiler, inaloğulları, selçuklular, helen ve roma, bizans, artuklular ve osmanlılar gibi medeniyetlere ev sahipliği yapmış olsun…
bir kent düşünün ki; bedenleri (surları) 5 kilometre uzunluğunda, 10-12 metre yüksekliğinde ve 3-5 metre genişliğindedir. sur içindeki alanın boyutları 1700-1300 metre olsun…
bir kent düşünün ki; peygamberler diyarı/ evliyalar şehri olsun…
bir kent düşünün ki; binlerce yıl türk, kürt, ermeni, süryani, yahudi ve arap halkları iç içe yaşasın…
bir kent düşünün ki; dört ayağı dört mezhebi simgeleyen şeyh matar (dört ayaklı minare), 5. haremi şerif olarak kabul edilen ulu cami, minaresinin harcına karıştırılan bitkilerden (minarenin kılıfı cuma akşamları açılırmış) çıkan mistik kokudan dolayı safa ismiyle (parlı), diyarbakır’ınaraplardan alınışı sırasında şehit düşen 27 sahabenin yattığı meşhed’ihz.süleyman olsun…
bir kent düşünün ki; surpgiragos ermeni, protestan, meryem ana süryani kadim, marpetyunkeldani veya saintgeorgi (kara papaz) gibi kiliseleri olsun…
bir kent düşünün ki; yeni (dicle), urfa (rum), mardin (bab-el tel-tepe) ve dağ (harput) kapısıyla, hancıya mekân/yolcuya yol olsun…
bir kent düşünün ki; deliller (hüsrev paşa), hasanpaşa, sülüklü ve kervansaray gibi hanları olsun…
bir kent düşünün ki; hamravat, kara köprü, on gözlü, malabadi gibi köprüleri olsun…
bir kent düşünün ki; tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi dini ilimlerin yanı sıra edebiyat, felsefe, mantık, kimya, matematik, fizik ve astronomi gibi müspet bilimlerin de okutulduğu zinciriye, mesudiye ve ali paşa gibi medreseleri olsun…
bir kent düşünün ki; dünyada ilk robot proje ve güneş saati (el cezeri’nin yaptığı ve yaklaşık 900 yıldan fazla bir geçmişe sahip güneş saati ulu caminin avlusunda bulunmaktadır) çalışmalarını yapan el cezeri gibi bir bilim insanı olsun…
bir kent düşünün ki; dostlukları yaygın ve samimi olsun… insanlar birbirlerini gördüklerinde “ne yapisan hayran” ayrıldıklarında “başım gözüm üstüne” diye söze başlasın ve bitirsin.
bir kent düşünün ki; şehrin hemen her mahallesinde ali paşa, kadı, deve, saray, vahap ağa gibi hamamları olsun…
bir kent düşünün ki; ali emiri, ahmed arif, cahitsıtkıtarancı, esma ocak, faik ali ozansoy, kadri göral, ihsan biçici, orhanasena, sezaikarakoç, süleymannazif, ziya gökalp gibi şair ve yazarları olsun…
bir kent düşünün ki; “şarkın bülbülü” celal güzelses’i olsun…
bir kent düşünün ki; delilo, halay, esmer, çaçan, tekayak, çiftayak ve çepik gibi halk oyunları olsun…
bir kent düşünün ki; “hasır bilezik”, “kişniş gerdanlık” gibi o yöreye has kuyumculuk el sanatları olsun…
bir kent düşünün ki; esnafında “senin kazanmana yardım ederim, benim kazanmama yardım edersin” tutumu hâkim olsun.
bir kent düşünün ki; yemekleri duvaklı pilav, habenisk, kaburga dolması, kibemumbar, meftune, nardanaşı, pıçık, tırşık olsun…
bir kent düşünün ki; geleneğe uyarak doğana “nazar değmesin” doğuranın odasına bir baş sarmısak asmış olsun…
bir kent düşünün ki; başparmağını emmesinden vazgeçirmek için çocuğun kolu kundağımın içine hapsedilsin…
bir kent düşünün ki; ekmeği pide, çöreği mahlepli olsun…
bir kent düşünün ki; her evin eyvanında komşularla birlikte mahalleliye şehriye kesilsin…
bir kent düşünün ki; meyvesi karpuz, leylası e’reb kara höbür, sebzesi kenger olsun…
bir kent düşünün ki; tatlısı elma düzmesi, paluze, kadayıf ve serbizer olsun…
bir kent düşünün ki; içeceği, karacadağ suyu, meyan kökü şerbeti olsun…
bir kent düşünün ki; sumak ve kişniş gibi yöresel baharatları olsun…
bir kent düşünün ki; çayı kaçak, kahvesi dibek olsun…
bir kent düşünün ki; dertliye deva, hastaya şifa olsun…
bir kent düşünün ki; su sert, insanı mert olsun…
bir kent düşünün ki; taşı kara, bahtı açık olsun…
bir kent düşünün ki; delisi veli olsun…
bir kent düşünün ki; yaşarken, yaşatsın…
bir kent düşünün ki; damdan düşenlerin sayısı ağaçtan düşenlerden fazla olsun…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım