DOLAR 8,1845
EURO 9,8628
ALTIN 471,95
BIST 1.330
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 30°C
Çok Bulutlu
Diyarbakır
30°C
Çok Bulutlu
Per 27°C
Cum 27°C
Cts 29°C
Paz 28°C

Bir arsanın yüzyıllık hikayesi 1

31.01.2019
A+
A-

Eski DİHA muhabirlerinden Deniz Tekin yerleşim sınırları gün geçtikçe genişleyen Diyarbakır’da herkes tarafından merak edilen imara kapalı bir arsanın hikayesini haberleştirmiş.
Deniz Tekin’in haberini yaptığı arsa Bağlar ilçesinde Seyrantepe’den Batıkent’e kadar olan 400 dönümlük arsa. Gerisini kendi haberinden dinleyelim:

Göç ve hızlı kentleşmeyle sınırları Ergani ve Siverek ilçelerine dayanan Diyarbakır’ın göbeğinde, binalar yerine buğday ve arpa başaklarının yükseldiği 400 dönümü aşkın bir arazi dikkat çekiyor.

Etrafı yüksek binalar, asfalt yollarla çevrili Bağlar ilçesindeki arazinin sınırları, Elazığ ve Urfa Karayolu’nun kesiştiği Seyrantepe’den Batıkent Kavşağına kadar uzanırken, demir yolu ise arsanın ortasından geçiyor.  Bugüne kadar bir-iki bina dışında arazide başka inşaat yapılmazken, araziyi ise 1978 yılından beri İbrahim Lale isimli yurttaş işletiyor. (Lale )

Türkiye’de bir kent içinde boş kalan tek arazi özelliği taşıyan tarlanın bir dönümüne emlakçıların, 1 milyon TL değer biçtiği belirtiliyor. (Bence kıymet olarak daha fazla)

Birçok Diyarbakırlının hayallerini süsleyen arsa aynı zamanda dedikodu ve efsanelerin de kaynağı.

Arazi ile ilgili 1954 yılından bu yana devam eden davadan habersiz olan birçok yurttaş, 1970’li yıllarda Diyarbakır’da kadastro memuru olarak görev yapan Abdullah Öcalan’a ait olduğu için devletin el koyduğuna dair yaygın söylentilere aşina.

Ancak arazinin gerçek hikâyesi, 1915’te yaşanan Ermeni Soykırımı’ndan kaçan veya öldürülen Ermenilere kadar uzanıyor. Dava konusu arazinin önemli bir kısmının, soykırımdan önce Diyarbakır’da yaşadığı belirtilen ancak kendisinden bir daha haber alınamayan Şurupçu Agop Efendi’ye ait olduğu belirtiliyor.

Ancak Diyarbakır’da 1950 yılında başlayan kadastro çalışmaları sırasında birçok kişi adına tapulanan arazi, uzun yıllar süren anlaşmazlığı da beraberinde getirdi.

Bir türlü paylaşılamayan arazi davasının geçmişi 1954 yılında başlıyor. Arazinin sahibi olduğunu belirten Hüseyin Uluğ ile Mehmet ve Ahmet Arcak, 26 Şubat 1954’te  Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak,  350 dönüm arsalarının kayıtlarda 147 dönüm gösterildiğini ileri sürüp düzeltilmesini isteyerek dava açtı.

Daha sonra Nuri Özbostancı ve mirasçıları, 1950 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında kendi adlarına kaydedilen araziyle ilgili, davacıların sahte belgelerle tapu tescili almaya yoluna gittiğini, davanın reddedilmesini istedi. Devam Edecek

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
30 Ocak 2019
2 Şubat 2019
30 Nisan 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."