DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 34°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
34°C
Parçalı Bulutlu
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 34°C
Per 35°C

Bir arsa hikayesi 4

04.02.2019
A+
A-

Gündüz, eski tapuların sınırlarının muğlâk (anlaşılması zor, karışık) olması, dava konusu arsanın çok değerli olması ve kent içinde kalması nedeniyle ellerinde eski tapu kaydı olan birçok kişinin “bu arazi bizim” diyerek dava müdahil olduğunu söylüyor.

Davayı dört yıl boyunca takip ettikten sonra bırakan Avukat Abdulbaki İzci ise, birçok sorun nedeniyle kadastro davalarının ‘kangrenleşmiş davalar’ haline geldiğini söylüyor. Eski tapu kayıtlarında arazilerinin sınırlarının koordinatla değil, etraflarındaki tarla, bahçe, yol, dere ve dağlarla tarif edildiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Bu nedenle kadastro davalarında ilgili ilgisiz birçok vatandaş ‘bu arsa benim’ diyerek davaya dâhil oluyor. Çünkü tapuda koordinat yok, sınırlar sabit değil, elindeki tapu yanına ya berisini ya da bitişiğini okuyor.  Zamanla bu sayı çoğalıyor, davalardaki taraf sayısı binleri buluyor.”

Davaların uzun sürmesinin diğer bir nedenin de mahkeme kararının taraflara tebliğinin uzun yıllar alması olduğunu dile getiren İzci, “Diyelim ki 50 yıl önce davaya katılan kişi ölmüş, kim olduğu belli değil. İsmi var ancak adresi, TC kimlik numarası yok. Ya da davacı ve davalı gayrimüslimdir. Araştırıyoruz hiçbir yerde bulamıyoruz bu nedenle tebligatların verilmesi iki-üç yılı buluyor. Şu anda birçok dosyamız karara çıkmış ancak tebligatlar yapılmadığı için dava bitmiyor” diyor.

Kadastro davalarının çok uzun sürmesi nedeniyle bir müvekkilinin dava sonuçlanmadan yaşamını yitirdiğini aktaran İzci son olarak şunları aktarıyor:

“Bazı müvekkillerim ‘bu davayı dedem takip etti ömrü yetmedi,  babam takip etti o da gitti. Ben de göremeyecek miyim?” diye soruyor. Ölenlerin mirasçılarının da davaya dâhil edilmesiyle davaya katılan sayısı şişiyor.”
“Şurupçu Agop Efendi’den, Nuri Özbostancı’ya, Hüseyin Uluğ, Mehmet ve Ahmet Arcak’a ve araziyi işleyen İbrahim Lale’ye uzanan arazi sizce nasıl bir sona ulaşacak?” merak ediyorum doğrusu.
Herkesin merak ettiği, ancak haberleştirmediği bu arazi ile ilgili yaptığı haberden (daha çok geçmişi hikayeleştiren) Deniz Tekin’i kutluyorum. Bitti

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

"Bu internet sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla diyarbakiryenigun.com sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir."