Diyarbakır Yenigün

buy Instagram followers

Bilimsel Bir Macera

Bilimsel Bir Macera
Kezban Özdemir
Kezban Özdemir( kezban.oz@hotmail.com )
1.873
21 Mayıs 2019 - 7:00

Bu bir ders değil. Bu, psikoloji biliminin çok kabaca hazırlanmış bir tanıtım yazısı sayılabilir.

İki bebek geldi dünyaya haziran sıcağında,son derece sıradan bir günde, yalnızca iki dakika arayla. Cümle cihan her zaman olduğu gibiydi. İkisi de erkek. 9 ay 10 gün yan yana büyüdüler, aynı besinden beslendiler, aynı yumuşak karanlıkta güvende hissettiler. Derken seneler geçtikçe serpildiler, değiştiler, geliştiler. Biri futbol izlemeyi tercih etti, amatör bir boksör oldu; diğeri Charlie Chaplin filmlerine taktı kafayı. Biri elektronik cihazlara merak saldı, zaman zaman onları parçaladı, açtı, içlerini gördü; böyle böyle öğrendi tamir etmeyi. Diğeri ise anı yakalamanın heyecanıyla gördüğü tüm güzellikleri fotoğraflamakla uğraştı durdu. Beriki Tesla’yı, Edison’u okudu, kafelerde ardı ardına içtiği çayları yudumlarken bu insanları anlattı; öteki ise odasının duvarlarına Steve McCurry’nin, Jimmy Nelson’un fotoğraflarını astı. Derken bir savaş çıktı yurtlarında; biri çok uzaklara gitti, diğeri ise makinesini sessizce köşeye bıraktı Steve McCury ile göz göze gelmemeye gayret ederek. İki dakika büyük olan daha ağır başlıydı o güne dek, ayakları yere daha sağlam basardı. Küçük olan ise kabına sığmazdı, meraklıydı, sonucu vakti gelince yaşayarak görmek isterdi, hesaplarla uğraşmazdı ağabeyinin aksine.

Peki neydi aynı anne karnını aynı zamanda paylaşan, saniyeler arayla dünyaya gelen, aynı ebeveyn tarafından yetiştirilen, bir evde büyüyen, bir masada toplaşan bu iki insanı birbirinden bunca ayrı kılan faktörler?

Eski Yunan filozoflarına dayanır bu merakın kökeni. En bilinenleri Sokrates, Platon ve Aristoteles. Bilinç neydi? İnsanlar doğuştan mı mantıklı ya da mantıksızdır? Özgür irade diye bir şey gerçekten var mıdır? Böylece günümüzdeki bilişsel yaklaşımın temellerini attılar. Derken Hipokrat fizyolojiden bahsetti; vücudumuzdaki organların beyin tarafından yönetildiğine dair gözlemlerde bulundu. Hipokrat’ın kattıklarıyla psikolojinin biyolojik kısmının ilk basamakları atıldı. Tüm bunlar dikkat çekiciydi. Sonra ‘insanların dünyaya gelirken bir bilgi birikimi ve gerçeklik algısıyla geldiğini’ savunan ‘doğa görüşü’; mesela Descartes. Ardından ‘bilginin, deneyimler ve dünyayla girilen etkileşimler doğrultusunda kazanıldığını’ savunan ‘çevre görüşü’; mesela John Locke. Pek çoğunuz duymuşsunuzdur ‘zihin, boş bir levhadır’ diyen o filozofu; hah işte o John Locke! Bu görüşle ortaya çıkan ‘bağlantısal psikoloji’ ise ‘insan zihninin duyular yoluyla gelen düşüncelerle dolduğunu ve daha sonra bu düşünceler arasında benzerlik ve karşıtlık gibi prensipler doğrultusunda bağlantı kurulduğunu’ öne sürdü.  Bunların hepsi birbirinden farklı ve birbirini tamamlayan düşüncelerdi. Biliyor musunuz hala doğa-çevre konusundaki tartışmalar günümüzde ‘doğa ve çevre insan psikolojisini şekillendirirken nasıl bir araya gelmektedir?’ şeklinde devam etmekte psikoloji dünyasında fakat tabii başka yollarla.

Tarihsel süreçte kaba hatlarıyla yukarıda anlattığım gibi gelişmeye başladı psikoloji. Yaşamın pek çok alanında gösterdi kendini; edebiyatta, felsefede, tıpta, antropolojide, sosyolojide… Daha önemlisi ise bilmelisiniz ki psikoloji bir bilimdir. Peki bir konuya bilimsellik kazandırmak ne demektir? Bilimsellik, verinin toplanmasında kullanılan araştırma yöntemlerinin yansız ve güvenilir olması anlamına gelir. Bir önerme olan hipotez ile başlar her şey. Deneyler yapılır, ölçümler ve istatistikler. Meşakkatli bir yoldur.

Psikoloji bilimin temeli ise tüm bu birikimlerle 19. Yüzyılın sonlarında , 1879’da, Almanya’nın Leipzig Üniversitesi’nde Wilhelm Wundt tarafından ilk psikoloji laboratuvarı açıldığında başladığı düşünülmektedir. Wundt’un ‘içgözlem yöntemi’, hemen ardından E.B. Titcehener’in ‘yapısalcılık’ terimi, sonra ‘işlevselcilik’ ile William James, Watson ve davranışçılık, Gestalt Psikolojisi ve Psikanaliz. Psikanaliz? Evet, evet Freud. Bildiniz! Geldik sonunda.

Bu kadar geniş bir bilim elbette kendi içinde alt dallara ayrılıyor; Biyolojik Psikoloji, Deneysel Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji ve Kişilik Psikolojisi, Klinik ve Danışmanlık Psikolojisi, Okul ve Eğitim Psikolojisi, Organizasyonel ve Mühendislik Psikolojisi. Disiplinler arası yaklaşımlara dayanan psikoloji 21. Yüzyılın başlamasıyla ciddi bir hız kazandı ve önemini de hala sürdürmekte. Bunların içinde özellikle ilgi çekenler ise Bilişsel Nörobilim, Evrimsel Psikoloji, Kültürel Psikoloji ve Pozitif Psikoloji’dir.

Dedim ya, bu bir ders değil. Bu, çok kabaca hazırlanmış bir psikoloji biliminin tanıtım yazısı sayılabilir. İstiyorum ki sırça köşkünden çıksın bilim olan psikoloji. İnanılmaz keyifli ve heyecan verici olan bu bilim hakkında bir fikrimiz olsun. Bunca senelerdir süren deneyler, araştırmalar, veriler… Merak ediyor musunuz dünyanın nasıl değişeceğini, gelişeceğini ve dahası nasıl güzelleşeceğini? Kendimizi tanımakla ve kendimizi değiştirmekle başlayacak her şey. Bu ise öğrenmekle olacak; insanı öğrenmekle, toplumu öğrenmekle, bilimi öğrenmekle… Bilim de popülerleşsin, göz korkutucu gelmesin. Hatta kahvelerde, kısır günlerinde insanlar birbirlerine anlatsınlar mesela farkında olmadığımız dürtülerimizin olduğunu, mesela kendine güvenin değişebilen bir şey olduğunu. Hatta biri çıksın desin ki ‘özgüven; özdeğer, özsevgi ve özsaygının bütünüdür. Yani kendimizi olduğumuz gibi sevmek, kendimize değer vermek ve saygı duymak. Çoğumuzun bildiği sahnede konuşmak, insanlarla kolayca iletişime geçmek, göz teması kurmak filan bunlar kendine güvendir. Kendine güven başkadır özgüvenden.’

Ben anlatmayı severim, yazmayı ise anlatmaktan çok severim. Kem sözlerden, kötü nazarlardan, suçlamalardan, ayrıştırmaktan uzakta ilham veren, yeni ufuklar açan, sorgulatan, başka başka düşünceler oluşturmamızı sağlayan, farkındalık kazandıran, önce kendimizi sonra diğerlerini anlamamızı kolaylaştıran bir dünyadır burası. Belki sizler de arkadaşınıza, komşunuza, çocuğunuza, öğrencilerinize, annenize anlatırsınız dinlediklerinizi. Öyleyse Merhaba herkese!

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - DİYARBAKIR WEB TASARIM İNSERT BİLİŞİM