DOLAR 7,8678
EURO 9,3731
ALTIN 472,17
BIST 1.318
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 14°C
Az Bulutlu
Diyarbakır
14°C
Az Bulutlu
Sal 16°C
Çar 15°C
Per 15°C
Cum 13°C

Av. Sertaç Eke Yazdı: Yargı ve Siyaset çatışamaz

21.10.2020
1.095
A+
A-

Devleti var eden üç büyük erk bir bütündür. Bunlardan birinin diğerine üstünlüğü vesayeti ya da tahakkümü kabul edilemez. Bunlar arasındaki uyum eşgüdüm ve yeri geldiğinde dayanışma devleti güçlü kılar. Yasama ve Yürütme arasındaki ilişki başkanlık sisteminde doğasında var olduğu gibi iç içe girebilmektedir; ancak yargı bu iki erkten farklı olarak özgün, bağımsız ve güçlü olmak zorundadır.

Güncel tartışmalarda vareste olarak yargı her zaman başı dik olmalıdır. Rüzgara göre yön değiştirmemelidir. İktidarların siyasal vizyonuna göre hareket etmemelidir. Yargının bağımsız olması hukuk güvenliğinin teminatıdır. Aslında ülkedeki tüm siyasal, sosyal ve ekonomik sorunların temelinde hukuka olan güvenle ilintilidir. Millet yargısına güvendikçe yani Hukuka güvendikçe tüm sorunların üstesinden gelir

Siyaset ve yargı her alanda örtüşmek zorunda değildir. Belli konularda birbirlerinden farklı değerlendirmeler ortaya çıkabilir. Burada önemli olan husus iki erkin birbirlerine karşı ötekileştirici, toplumsal algısını ve değerini azaltıcı iş, eylem ve sözlerden mutlak uzak durmalıdır. Aksi bir durum olduğunda bu süreci dengeleyebilecek kurumlar arası ilişkiyi olması gerektiği gibi olması gereken noktalara çekebilecek bir mekanizma olmalıdır. Anayasamızda bu mekanizmanın ne olduğu ve nasıl olması gerektiğine ilişkin hükümler vardır. İşte burada Cumhurbaşkanlığı makamının önemi ve değeri çok net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Ülkemiz çok zor bir dönemden geçmektedir. Bu zorlu dönemi her zaman söylediğimiz gibi ORTAK AKIL, ORTAK VİCDAN ve olmazsa olmazımız HUKUK DEVLETİMİZ ile aşmak zorundayız. Bu değerler bizi biz yapan değerlerdir. Bu değerle bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün ve sosyal refahımızın var oluş nedenleridir.

Kurumlar arası çatışma bizi çağdaş uygarlık hedefimizden alıkoyacaktır. Erkler arası ahenk, uyum bizim uygar Dünyadaki yerimizi belirler. Türkiye rotasını Cumhuriyet değerlerine çevirmelidir. Laik ve sosyal Hukuk Devleti Cumhuriyetimizin olmazsa olmaz değerleridir. Devlet tüm kurumlarıyla ve kurallarıyla bu eksende hareket etmelidir. Bu değerlerden uzaklaşıldığında ise demokratik düzeninden uzaklaşır, yolsuzluğa ve yoksulluğa mahkûm olmamız kaçınılmazdır.

Siyasetin yargıya müdahalesi ne kadar tehlikeli ise; yargının da siyasete müdahalesi ya da yön vermesi kabul edilemez bir durumdur. Herkes kendi işini yapmalıdır. Sınırlar aşıldığında telafisi imkânsız zararlar doğabilmektedir. Devlet aslında teamüllerle işler; bu teamüller aslında bizim uygulama pratiklerimizdir. Bugün yaratılacak en küçük olumsuz bir örnek yalnızca bugünlere dönük değil; geleceğe de kötü bir miras bırakacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlettir. Tarihsel misyonuyla, devlet gelenekleriyle ve yönetim anlayışıyla diğer emsallerinden farklı bir örnek sergilemektedir. Her kurum bu bilinçle hareket edip; mevcut konumlarına yakışır bir hareket tarzıyla görevlerini ifa etmelidir

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.