Diyarbakır Yenigün

Av. Sertaç Eke yazdı: Kutuplaşma değil, kucaklaşma zamanı

Av. Sertaç Eke yazdı: Kutuplaşma değil, kucaklaşma zamanı
Sertac Eke
Sertac Eke( sertac_eke@diyarbakiryenigun.com )
30 Eylül 2020 - 0:05

İlkçağlardan günümüze değin bireylerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini dönemin kuralları belirlemiştir. Bu kurallar manzumesi hukukun ana kaynağını oluşturmaktadır. Hukuk, adalet ile taçlandırılıp, toplumun her katmanı tarafından içselleştirildiğinde demokratik hayatın bir güvencesi olmaktadır. Adalet anlayışından uzaklaşıldığında ise bahse konu kurallar otoritenin salt yazılı kanunlarına dönüşmektedir. İşte, günümüzde tartışılan anayasal devlet ve anayasalı devlet ayrımı da buradan gelmektedir.

Siyasallaşan hukukun, ne hukuk ‘a ne de siyasete herhangi bir katkısının olamayacağı açıktır, zamanla yaratılan hukuk onu bu hale getirenlere karşı da büyük bir tehdit olabilmektedir. Bundan dolayıdır ki; “Hukuk, bir gün herkese lazım olacak” sözü özellikle de yöneten iradenin kulağına küpe olmalıdır.

Hukukun üstünlüğü ilkesi vazgeçilmez bir unsurdur haliyle de siyasetin tahakkümüne teslim edilemez! Örselenen ve baskı altına alınan yargı, zamanla devletin de temelini sarsacaktır. Günümüzde iktidarıyla ve muhalefetiyle, yargıya gereken özen ve değer verilmelidir. Yargının bağımsızlığı ülkenin en temel sorunudur. Yargı bağımsız oldukça güçlenecek ve itibar kazanacaktır. Böyle bir hukuk düzeni sosyal hayattan iktisadi hayata kadar yaşamın tüm alanlarına olumlu yönde sirayet edecektir.

Ülkemizin yeni bir hukuk anlayışına ihtiyacı vardır, hukuk eğitiminden yargıç bağımsızlığından ve yeni anayasaya kadar devrim niteliğinde değişimlerle süreç evirilebilir. İdareyi maslahatlarla sorunların çözülmesini beklemek, günü kurtaran hal ve çareler aramak hayalci bir yaklaşımın tezahürüdür. Peki, bahse konu bu değişim nasıl sağlanacak?  İşte burada çözüm olarak; ülkeyi yöneten tüm paydaşlar, yönetme iddiasında olanlar ve sivil toplumun tüm katmanları ülkenin hal-i hazırda boğuşmak zorunda olduğu içteki ve dıştaki sorunlarını da dikkate alarak demokratik bir zeminde ulusal birlik sağlamalıdırlar. Gün, iktidar her ne pahasına olursa olsun değişsin de ben geleyim değil; birlikte yönetme iradesinin amasız, fakatsız ve lakinsiz olarak ortaya çıkmasının günüdür yani

gün kutuplaşma değil, kucaklaşma günüdür. Bunu sağlamanın da çok farklı yolu ve yöntemleri vardır. Bu, ulusal bir hükümet modeli olabileceği gibi iktidarın ülkedeki tüm kesimleri yönetim anlayışına katarak yahut ortak ederek de o güç birliği sağlanabilir.

Cumhuriyet tarihin en büyük dış tehdidi ile karşı karşıyayız. Bir yandan Doğu Akdeniz meselesi, diğer yandan EGE meselesi ve diğer emperyal tehditler dikkate alındığında içeride güçlü, barışık ve dayanışmacı bir birliği sağlamak zaruridir.

Ülkemiz, hem kendi içinde birliği sağlamak hem de hukukun üstünlüğünü sağlamak konusunda muktedir olmalıdır. Bunlar; birbirinin zıttı kavramlar da değildir. İçeride hukuksuzluk, yasak ve ayrıştırmacı bir yapı hem otoriteyi kurmakta sıkıntı yaratacağı gibi hem de dışarıya karşı bizleri zayıf gösterecektir. Ülke, hukuk devleti ve ulusal birlik temellerinde birleşmelidir.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım