Diyarbakır Yenigün

Alınan Dersler ve Gidilen Yollar Lev Tolstoy: İnsan Neyle Yaşar?

Alınan Dersler ve Gidilen Yollar Lev Tolstoy: İnsan Neyle Yaşar?
499
25 Temmuz 2020 - 2:01

Lev Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar kitabındaki öykülerin ortak noktası, din üzerinden insanlara dersler vermek. Bunu yaparken melek, şeytan, kral alegorilerinden yararlanan yazar, yine zamansız bir eser ortaya koyuyor. Çeşitli yaş seviyelerine hitap eden kitap hedeflediği dersleri veriyor ve bittiğinde -ki bu ancak bir gününüzü alır- sizi düşündürüp hikâyeleri kafanızda uzun süre döndürmenize sebep oluyor.

Kitap dört öyküden oluşuyor:

İnsan Neyle Yaşar?

Üç Soru

Surat’ın Kahve Dükkânı

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?

İnsan Neyle Yaşar?

Hikâyeye konu olan ana karakter bir ayakkabıcı. Geçim sıkıntısı çekiyor. Günün birinde, yoksul haliyle başka bir düşmüşe yardım eli uzatıyor ve hayatı değişiyor. Oysa yardım eli uzattığı, dünyaya cezasını çekmek üzere ona ödev olarak verilen üç soruya cevap bulmak için gelen bir melek. Başına gelenlerle bu sorularına cevaplarını alıyor ve cezası bitiyor. Bu sorular: İnsanın içinde ne var, insana verilmeyen şey nedir, insan neyle yaşar? Bu sınavdan yüzünün akıyla çıkan melek öykünün verdiği derslere bir yenisini daha ekleyip bu mevzuyu kapatıyor:

“Seven kişi Tanrı’ya yaklaşır ve Tanrı da ona yaklaşır. Çünkü sevgi Tanrı’nın ta kendisidir“ (44).

Üç Soru

Bir gün kralın aklına üç soru takılmış ve bunların cevabını bulmak üzere yollara dökülmüş: Her şeye başlanması gereken doğru zamanın ne olduğu, dinlenmesi gereken doğru kişinin kim olduğu, kimlerden sakınılması gerektiği… Bu soruların cevaplarını sıradan gelişen bir günde, ana odaklanınca yakalayan kral, bu konuda ona yardımcı olan münzevinin verdiği dersle bu bahsi kapatıyor:

“En önemli iş, kişiye iyilik yapmaktır çünkü insan yeryüzüne sadece bu yüzden gönderilmiştir” (51).

Surat’ın Kahve Dükkânı

Dinler çatışmasını bir kahve ortamı alegorisiyle veren hikâye, bizi din, inanç, ibadet konularının içine sürüklüyor. Bunu yaparken zeki bir şekilde yer merkezli evren modelinden güneş merkezli evren modeline geçişi kullanıyor. Doğan güneşi, hakikat bağlamında ele alıp inanların bu hakikat çevresinde toplamaya çalışan Konfüçyüs’ün öğrencisi konuya şöyle bir açıklık getiriyor:

“Bir insan Tanrı kavramını ne kadar iyi bilirse, onu o kadar iyi anlar. Ve onu ne kadar iyi anlarsa, ona kendini daha yakın hisseder. Onun iyiliğini, bağışlayıcılığını ve insan sevgisini taklit eder” (64).

Konfüçyüs’ün öğrencisine yakın durduğunu anladığımız yazarın gerçek hayattaki eğilimi, ona hikâye sürecinde verdiği söz hakkıyla ortaya çıkıyor.

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?

Hikâye, hırslı bir toprak sahibinin başından geçen olayı konu alıyor. Şeytanın oyununa gelen bu kişinin bir dişi birey olması şimdiye dek erkekler üzerinden işlenen hikâyelere başka bir boyut getiriyor. Önceki hikâyelerde, iyilik yapan, sorularının cevabı için arayışa geçen veya dinler tartışmasında orta yolu bulan hep bir eril bireydi ve hikâyeleri mutlu sonla bitti. Ama bu sefer, hırslı ve gözünü toprak bürümüş ve şeytana kafa tutan bir dişi bireyin hikâyesi mutlu sonla bitmiyor. Bu açıdan konu, cinsiyet manasında da düşündürücü. Diğer yandan topraklarına toprak katmak için elinden geleni ardına koymayan bu karakter aslında şeytanın ona oynadığı bir oyunun içinde ve maalesef bu oyundan sağ çıkamıyor. Her gittiği yerde topraklarını genişletiyor ama bunu yapmaya doyamıyor. En sonunda sahip olacağı toprağın sınırlarını kendi çizmesi için verilen şansı iyiye kullanamayıp canından oluyor. Hikâyenin son cümlesi başlığındaki soruya hakkıyla cevap veriyor:

“Pahom’un ihtiyacı olan toprak parçası sadece bir metre seksen santimetreydi” (92).

Nihan Acar Üver-Oggito

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım

Salihli escortKoçarlı escortOrtaca escortRefahiye escortKilimli escortOnikişubat escortŞefaatli escortSaray escortUlubey escortTavşanlı escortFethiye escortEtiler escortPatnos escortErzurum mutlu son