Diyarbakır Yenigün

28 Şubat Davası’nda yaptığım savunmam – I

28 Şubat Davası’nda yaptığım savunmam – I
Cüneyt Alphan
Cüneyt Alphan( [email protected] )
557
28 Mayıs 2020 - 0:10

Tarihe not düşmek açısından virgülüne dahi dokunmadan, 28 Şubat Davası’nın duruşması sırasında müşteki olarak, mahkeme huzurunda, müşteki, mağdur ve sanık paşaların önünde yaptığım savunmayı dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Sayın Başkanım; 

Başta sizleri, heyetinizi ve bu salondaki herkesi saygıyla ve bütün dünyaya egemen olmasını istediğim sevgimle selamlıyorum.

Bugün burada Üstünlerin, Şahların, Padişahların, Paşaların, Düklerin, Prenslerin, Teokratların, Aristokratların, Monarşilerin, Oligarşilerin, Firavunların ve Diktatörlerin hukuku değil de; hukukun üstünlüğünü görmekten, makamı, şanı, şöhreti ve sosyal statüsü ne olursa olsun herkesin adaletin ve hukukun önünde hesap verebilirliğini görmekten, ülkem, milletim ve şahsım adına kıvanç duyduğumu ifade etmek isterim.

Gelecek nesillerimiz, yarınlarımız olan çocuklarımız adına, Türk demokrasisi, Türk hukuku ve bütün insanlık hukuku adına umut taşıdığımı da ifade etmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve bütün insanlık tarihinin ayıplı sayfalarında yer alacak, kendi öz be öz halkına zulüm, adaletsizlik ve hukuksuzluk yapan, 28 Şubat darbesini gerçekleştirenleri yargılayan bu mahkemenin vereceği karar; kuşkusuz hem insanlık ve hem de ülkemizin tarihinde kayıt altına alınacaktır. Yüce mahkemenin vereceği karar ne olursa olsun, atılan bu adımı bir devrim ve yüce mahkemeyi de, Evrensel adaletin gerçekleştirilmesi ile vazifelendirilmiş bir mahkeme olarak gördüğümü de ifade etmek istiyorum.

Ayrıca bu davanın iddianamesini cesurca hazırlayan Sayın Savcımızı da iki yönden kutlamak istiyorum.

Birincisi:

İddianamenin, Öyle sanıkların iddia ettiği gibi sahte belgelerle değil, kılı kırk yararak araştırılan ve ortaya çıkarılan kanıtlara dayandırılmış olduğuna inandığım için,

İkinci olarak ta; iddianamenin sonuç bölümünü, bana göre her akademisyenin, her tarihçinin, her sosyologun, her hukukçunun, her aydının ve her bireyin de okuması gereken bir bölüm olarak gördüğüm için kutluyorum.

“Peki, Cüneyt bu tablodan mutlu musunuz?” diye sorarsanız sayın başkanım; ben ancak hayatımdaki bütün mutluluğumu Şair Nazım’ın “bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin? Ölsem gam yemem gayri’nin resmini yapabilir misin Abidin?” mısrasıyla ifade edebilirim.

Çünkü gerek 28 Şubat darbecilerinin ve gerekse önceki egemen militarist anlayışın bize dayattığı ve uyguladığı zulüm, yakma, yıkma, fişleme ve yaşam karartma neticesinde hiç mi hiç gün yüzünü göremedik.

Pişmiş tavuğun başına gelmeyen ama benim başıma gelenleri de yine yabancı bilim adamı StAgustine’nin “senin hiç düşmanın olmadı mı? Bu nasıl mümkün oldu? Sen ya gerçeği hiç söylemedin ya da adaleti sevmedin”dediği gibi bende bütün hayatımda hem gerçeği söyleyip yazdığım ve hem de adaleti sevdiğim için adaletsizlikler ve hukuksuzluklarla meşru dairede ve asla şiddete bulaşmadan mücadele etmek zorunda kaldım.

Sayın Başkanım;

Daha önce başıma gelenlerle ilgili yüce mahkemeye sunduğum delil ve belgelere, zamanınızı fazla almamak adına burada tek tek değinmeyeceğim.

Benim rahmetli babam 6 yaşındayken dedem Rus harbine gitmiş ve şehit düşmüştür. Kuşkusuz dedem sadece Diyarbakır için değil 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları için şehit düşmüştür.  Ve kaderin cilvesine bakın ki bende 6 yaşındayken rahmetli babam vefat etmiştir. Eğer evim askerlerce yakılmasaydı ve yine askerlerce fişlenmemiş olup hayatım karartılmasaydı belki sizin gibi ben de adalet dağıtmak durumunda biri olabilirdim.

16 Haziran 1991 tarihinde yani lise 2’ye giderken köyümüzde güvenlik kuvvetleriyle PKK militanları arasında çıkan çatışmada evimiz askerlerce yakıldı. İlgili mahkeme kararını yüce mahkemeye sunmuştum. Evimizin askerlerce yakılmasından sonra köyden Diyarbakır’a rahmetli annem ve kardeşimle taşındık. Aynı ayda aileme bakmak için küçük bir bakkaliye dükkânı açtım.

Açtıktan 15 gün sonra, Halepçe katliamından kaçan peşmergelerden dükkânda satmak üzere birkaç karton sigara aldım ve dükkânın camekânına koydum. Söz konusu sigaraların yasak olduğunu da bilmiyordum. Polis geldi sigarlarımla birlikte beni emniyete götürdü ve akşama kadar gözaltında kaldım. Mahkeme 184 TL ceza verdi ve onu da maliyeye yatırdım.

Dolaysıyla ilk fişlenmem, fişleme tutanağında görüleceği gibi 1991 yılında, Lise 2’de okurken kaçak sigaralardan ötürü yapılmış ve bana insanlık ayıbı olan “kaçakçılık” damgası vurulmuştur.

Hani utanmasalar belki de anamdan doğduğum gibi fişleyeceklerdi beni. İşte fişleme tutanağı.

Hani Sayın Çevik Bir ve Sayın Çetin Doğan “biz hiçbir sivili ve hiçbir TSK mensubunu fişlemedik” dediler ya, işte zulmün ve adaletsizliğin abidesi fişleme belgeniz burada sayın paşalarım.

Bu bir boru mu yoksa bir kâğıt parçası mı sayın paşalarım?

Sayın Başkanım;

O dönemde başta SSK, Tekel, Sağlık ve Maliye bakanlığının açtığı tüm sınavlara katıldım ancak hep elendim. Fişlendiğimi bilmiyordum ki sayın başkanım…

Hatırlanacağı gibi; 28 Şubat sürecinde merhum Sayın Başbakan Erbakan’nın“dağdakiler de kardeşimiz ve onları dağdan indirmeliyiz.”açıklamasından sonra Yazar İsmail Nacar Sayın Başbakanla görüşmüş, MGK, Genelkurmay, MİT ve Sayın başbakanın bilgisi dahilinde PKK Lideri Öcalan’la telefonla beş saatlik bir konuşma yapmıştır. Nacar’ın bu görüşmesinden sonra bende bir gazeteci olarak konuyla ilgili bir program yapmaya karar verdim.

Diyarbakır’da yerel yayın yapan Can Tv.’de 23.08.1996 tarihinde “Güneydoğu Sorunu” adı altında canlı olarak yayınlanan programıma katılan konuklarla birlikte telefonla İsmail Nacar, dönemin Diyarbakır milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu, CHP Erzincan milletvekili Mustafa Kul, Yazar EtyenMahcupyan, Yazar Hüseyin Aykol ve yazar Ahmet Hakan katılmışlardır.

Program yaptığım sırada, televizyon stüdyoları polis baskınına uğradı ve konuklarımla birlikte gözaltına alındık. Diyarbakır DGM Savcılığınca, hakkımızda “terör örgütü propagandası yaptığımız ” iddiasıyla iddianame hazırlandı.

Diyarbakır 4’nolu DGM hakkımızda Kamu davasını açtı. Ben ve konuklarım, bu asılsız suçlama neticesinde ilgili mahkemece yargılandık ve beraat ettik. Söz konusu beraat kararını da yüce mahkemenize sunmuştum. Devam Edecek

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım

Salihli escortKoçarlı escortOrtaca escortRefahiye escortKilimli escortOnikişubat escortŞefaatli escortSaray escortUlubey escortTavşanlı escortFethiye escortEtiler escortPatnos escortErzurum mutlu son