Yaşamın içinden: Kadın

0
13
RAMAZAN KARATAŞ
Ramazan KARATAŞ rkaratasyenigun@gmail.com

Türkiye 144 ülke arasında eşitsizliğin en çok yaşandığı ülke arasında 15. sırada. Kadının ekonomiye katılımında Türkiye 129. sırada. Kadının eğitime erişiminde Türkiye 109. sırada. Kadının siyasete katılımında Türkiye 144 ülke arasında 113. Sırada ve her 2 kadından 1’i aile içi şiddet yaşıyor…
Bu rakamların yansıttığı gerçekler ve zorluklarla dolu bir yaşam savaşı en çok da toplumda ötekileştirilen ve kadınları etkiliyor. Ancak değişen yaşam şartları kadınları toplumda daha görünür hale getiriyor. Bu sevindirici. Eve sıkışan hayatlar artık yaşamın tüm alanlarında daha özgür, daha dirençli kadınları karşımıza çıkarıyor.
Bunlardan ikisinin kısa hikayelerini okurken, çok etkilendim…
İlki Dicle Üniversitesi Sosyoloji mezunu ve işsiz olan Ruşen Yakut. Üniversite yıllarında başladığı takı tasarımının atanamama ve işsiz kaldığı yıllarda kendine takıntı yapmadan takı tasarımı yaparak sürdürmeye çalışan Ruşen Yakut, kendi deyimiyle kendi emeğinin patronluğuyla hayata ve bir yerde yanlış işleyen zamana meydan okuyor.
Ofis’te Sanat Sokağı’nda başlayan mücadelesini zorunlu bir yer değiştirmeyle
küçük bir dükkana taşımış şimdilerde.
Üç yıldır takı tasarımı yapan Ruşen Yakut, atanamadığı için, el işi ve takı üretme yeteneğini kullanarak yaşamını sürdürdüğünü vurguluyor.
Kadının olduğu her alan daha güzel oluyor ve şöyle anlatıyor mücadelesini Ruken Yakut: “Yaşamda bir amacımız var. Kadın istihdamıdır, özgürlüktür. Dışarıda sokakta olan kadınlar eve kapatmak gibi bir şeyle karşılaşınca bütün inançlar yıkılıyor. Bizde eve kapanmak yerine kendi atölyelerimizi açmaya karar verdik ve bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz”
Ve başka bir noktaya dikkat çekiyor Yakut, “Eğer atanma sorunu olmasaydı, bu işi hobi olarak yapmaya devam ederdim. Yerimiz kuytu köşe olduğu için bizi tanıyanlar alışveriş yapıyor. Sadece ihtiyaçları döndürme temelinde yaptığımız bir iş çok işlek bir yerde olsaydım artık insan emeğini de geçen bir yer haline gelirdi. Fabrikasyon şeylere yönelmek zorunda kalırdık . Ama bizim ki tamamen ihtiyaç doğrultusunda ihtiyacın kadar çalışıyorsun. Bu sektörde insanları tanıyorsun ürettiğin ürünleri hangi kesimin tüketeceğini öngörebiliyorsun. Üretebildikçe ve insanlar tükettikçe büyütmek isteriz ama bu da işin özünden kopmak gibi olur. İşi büyütmek başka sorunlara da yol açabilir. Deneyimlerimi yeteneğimi genç arkadaşlara aktarmak isterim ama kurs tarzı açıkçası beni biraz zorlar. Bu işi öğrenmek isteyen arkadaşlara bu işin pratiğini öğretiyorum. Bende bu işi annemden öğrendim. Eğer bölümümle ilgili atanma sorun olmasaydı bu iş hobi olarak yapardım“ diyor.

Bölgede birçok kadın görücü usulüyle neredeyse çocuk yaşta yaşamın ağır yaükünün altında eziliyor. Bunlardan biride dayısının oğluyla evlendirilen Saime Kaya, evliliğinin ilk günlerinde eşinin uyguladığı şiddetten dem vurarak anlatmış yaşamını: Sevgiyi, aşkı o zamanlar biz bilmezdik. Ailelerimiz istedi bizde evlendik. Bizim zamanımızda ailelerin sözünden pek çıkılmazdı. Zorla evlendirirlerdi. İyi yapmıyorlardı, neyse ki aşıldı bunlar…
Nasıl çalışmaya başladığını şöyle anlatıyor beş çocuk annesi Saime: Eşim kalp hastası, evlendiğimiz zamandan beri evi ben geçindiriyorum. O da zaman zaman pazara çıkıp bir şeyler satıyordu. Bir gün kaçak sigara satarken gözaltına alındı. Bir süre cezaevinde kaldı. Tüm akrabaları, ailesi, arkadaşları sırt çevirdi. Kimse yardım etmedi bize ben çalışıp hem eve, çocuklara hem de ona baktım. Cezaevinden çıktıktan sonra değişti. ‘Sen her koşulda yanımda oldun beni bırakmadın’ dedi. Sonra bir daha da şiddet uygulamadı. Zaten dövmeye kalksa kabul etmem artık. Çalışmaya başladığımda en büyük desteği kadınlardan gördüm. ‘Helal olsun kimseye minnet etmiyorsun. Emeğinle paranı kazanıyorsun’ diyorlardı. Şimdi de tanıyan tanımayan buradan geçen her kadın muhakkak selam verir hal hatır sorar. Bu da bana daha da güç veriyor. Kadınların kaderlerini değiştirmeleri için evlerinden çıkmaları gerek. Erkeğin eline bakmamalı. Çalışıp paranı kazanınca kendine olan güveninde geri geliyor. Annenin tahtı kızın bahtı olurmuş. Ben bu sözü değiştirmek istiyorum. 3 kızım var, benim yaşadıklarımı onlar yaşamasın…
Kadının eve kapatıldığı değil, hayatın her alanına renk kattığı bir yaşam kurtarır bizi…

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here