Yaşamımızdan eksilenler: Tarık Akan

0
103
Foto:Arşiv
Sinemanın yakışıklı ve uzun çocuğu Tarık Akan, Türkiye siyasi tarihinin en çalkantılı ve kanlı döneminde aramızdan ayrıldı.

hababam-sinifi-tarik-akan-1Ajanslar Tarık Akan’ın ölüm haberini verirken, yaşam öyküsünü de neredeyse aynı kaynaktan aktardı bize…

Asıl adının Tarık Tahsin Eregül olduğunu da o gün öğrendim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde makine mühendisliği bölümünü yarıda bırakıp Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğrenim gördüğünü de. Bakırköy’deki plajlarda cankurtaranlık, işportacılık yaparken 1970 yılında dönemin ünlü dergisi Ses’in açtığı oyunculuk yarışmasına katılarak birinci geldiğini de…
Filiz Akın ve Ekrem Bora’yla ilk filmi olan “Emine” ile oyunculuk kariyerine adım attığını ve sanat yaşamı boyunca yaşadığı değişim de…
70’lerin sonlarında Vasıf Öngören ile tanışmasından sonra farklı bir sinema anlayışına bürünerek, toplumsal içerikli filmlerde rol almaya başladığını. “Baraj”, “Nehir” gibi filmleri 1978 yapımı, Yavuz Özkan’ın yönetmenliğini yaptığı “Maden” filmiyle sinema anlayışındaki değişimin adı olduğunu…
“Maden” filmi sayesinde Yılmaz Güney’le tanışması, ardından Zeki Ökten’in yönettiği senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı “Sürü” filminde yer alması; 1982 yılında ise Yılmaz Güney ile Şerif Gören’in senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini yine Şerif Gören’in yaptığı “Yol” filminde izleyici karşısında çıkmasını; Bu filmin Cannes Film Festivali’nde büyük ödül olan Altın Palmiye’ye değer görülürken, Tarık Akan’ın ise “en iyi erkek oyuncu” dalında aday gösterilmesini, yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle gidemediğini,
1988’den 1991’e kadar yargılanıp 3 ay hapiste kaldığını, bu dönemde neler yaşadığını, cezaevinde yazdığı “Anne Kafamda Bit Var” kitabında anlattığını,
1980’den sonra bir süre ticari taksi kiralayarak çalıştığını,
1991 yılında daha önceleri kendisinin de okuduğu Taş Özel İlkokulu’nu yap-işlet-devret sistemi ile alarak Özel Taş Koleji’ni kuran Akan, Aziz Nesin’in ölmesinden sonra görevini devir alan oğlu Ali Nesin’den vakıf başkanlığını devir aldığını,
Nazım Hikmet Vakfı’nda Başkan Vekili olarak çalışıp, vakıf için beş belgesel çektiğini, altıncısı üzerine çalışmaları sürdüğünü yeni öğrendik…

Sosyal medyada da geniş yer bulan ölüm haberinin bölgede bulduğu karşılık (az da olsa) diğerlerinden farklıydı.
Bölgede çatışmaların yaşandığı geçen Ekim ayında başını ulusalcıların çektiği bir grup sanatçının ‘Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet‘ metnine Tarık Akan’ın verdiği desteğe gönderme yapılarak yapılan bir çoğu da insani olmaktan uzak yorumlar da yeraldı sosyal medyada…
Onlardan en romantiği şöyleydi: “Benim çocukluğumda tertemiz masmavi emekten ve emekçiden yana özgürlükçü bir jöndü Tarık Akan. Ama sonra ben büyüdüm O kirlendi; benim düşlerimi kanatanların arasına girdi. Şimdi Tarık öldü çok özülüyorum çünkü benim çocukluğum da öldü…
Onlara en güzel mesaj yine sosyal medyadan geldi:
Tarık Akan, Türkiye sinemasının çok değerli bir sanatçısıydı. Çok önemli filmlerde rol aldı, hepimiz de onun filmlerini defalarca izledik. Ölümüne çok üzüldüm. Saçma sapan ideolojik saplantılara takılıp kalan arkadaşlar, siz bir film izlerken o filmde yer alan bütün oyuncuların idelojisini bilip ona göre mi izliyorsunuz? Eğer öyleyse ruh haliniz pek iyi değil. Kemal Sunal’ı hepimiz filmlerden sevdik. Kemal Sunal’ın hangi ideolojide olduğuna bakmadık. Tarık Akan’dan çok mu demokrattı. Ya da Yaşar Kemal çok mu devrimciydi. Tarık Akan, Türkiye’nin değerli bir sanatçısıydı. Ulusalcı da olabilir; ölümüne üzülüyoruz diye hepimiz ulusalcı olmuyoruz. Bu kadar idolojik saplantılara girmeyin. Biraz dünyaya insancıl bakabilirsiniz. Kendisi birçok defa da işçilerin emekçilerin yanında yer alarak onlara destek vermiştir. Bazıları demiş ki; “Tarık Akan’a üzülenleri, rahmet dileyenleri sayfamda sileceğim” diye. Bu nasıl bir kin bir nefrettir. Bu arkadaşların hepsini zaten sayfamda sildim bile. Siz üzülmeyin ama susun bırakın onlarca filmi ile güldüğümüz, ağladığımız bir insanın ölümüne biz üzülelim…
Yaşamın neresinde durarsak duralım, bizi birleştiren ya da ayrıştıran unsurları sahiplenen insanların duruşu bizi etkiliyor… Yaşamın bir kısmını birlikte yaşadığımız bu insanların eksilişi, bizim aslında ne kadar eksildiğimizin de resmi olarak düşüyor önümüze.
Uğurlar olsun güzel insan…

Cemile MÎRANİ

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here