Vicdanın terazisinde Roboski

0
133
Nurullah ERGÜN
Nurullah ERGÜN nurullah@diyarbakir.com

28 Aralık 2011 günü saat 21.39 ila 22.24 arasında, savaş uçakları, Irak sınırında kaçakçılık yapan bir grubun üzerine dört bomba bıraktı. Grupta 38 erkek ve çocukla en az katırlar bulunuyordu. Katırlar petrol ve sigara taşıyordu. Bombardıman sonrası sadece dört kişi hayatta kalabildi. Ölenlerden 19’u henüz reşit bile değildi.
Dün beşer hafızalarımızda vicdanlarımızda kara bir leke olarak duran Roboski’nin 5. Yıldönümüydü. Ve beklendiği gibi Roboskiyle ilgili çok az şey vardı basında dün…
Onlardan birinde bombardımanda 13 yaşındaki oğlu Erkan’ı, 15 yaşında ve 29 yaşında olan kardeşleri Savaş ve Hüsnü’yü kaybeden Mehmet Encü, yakınlarını kaybedenlerin 5 yıldır her gün aynı acıyı yaşadıklarını söyleyip ağlıyordu…
Dün yemek yerken bütün ailenin yine gözyaşlarına boğulduklarını anlatıyor, “Bir insan için bundan daha zor başka ne olabilir?” diye soruyordu.
Oğlunu, akrabalarını, arkadaşlarını kaybettikten sonra hayatın hiçbir anlamı kalmadığını, her günün daha acı geçtiğini, yarım insan gibi yaşadıklarını, onların bıraktıkları hikayeleri tamamlamaya çalıştıklarını söyleyerek sözü tek oğlu olan 13 yaşındaki oğlu Erkan’a getiriyordu:
“Ben en çok da oğlumu top oynamasını özledim. Köyde en güzel futbol oynayan oydu. Daha ilkokul 7’nci sınıfa gidiyordu. Ben ona ‘derslerine çalış’ derdim. Erkan’ım babasını kırmazdı. Ona, ‘oku artık şu futbolu bırak’ dedim o da bana, ‘tamam okuyup kaymakam olacağım, ama futbolu da bırakmam’ dedi. Ben de, ‘tamam o zaman sen bilirsin’ demiştim. Bir gün köydeki arkadaşları eve geldiler ‘Erkan top oynamaya gelmezse hiçbirimiz oynamayacağız’ dediler. Ben de gitmesi için izin verdim. O gidince de merak ettim! Acaba oğlum nasıl top oynuyordu? Ben de onları izlemeye karar verdim. Çok güzel oynuyordu! O günden sonra da hep izledim. Onu izleyince, ‘ne yapmak istiyorsa onu yapsın’ demiştim. O benim evimin tek oğluydu. Kar yağdığında onu dama gönderip dama yağan karı temizletemezdim. O evimin tek ümidiydi.”
Erkan yarım kaldı, Salih, Bedran, Adem, Şivan, Muhammed gibi…
Üşüdünüz mü o soğukta Bilal, Aslan, Mehmet Ali, Savaş, Orhan, Nadir, Celal, Fadil, Mahsun, Şervan, Yüksel, Cemal, Cihan, Vedat, Serhat, Salih, Özcan, Hüseyin, Nevzat, Hamza, Selim, Zeydan, Seyithan, Hüsnü, Selahattin, Osman Kaplan, Abdulselam, Şerafettin…

Edip Berk, Roboski için, “Türkiye’de vicdan terazisidir ve kökleri ta Maraş’a Sivas’a uzayan bir yaradır. Kirli tarih üzerine keyifli hayat kurulamaz, geçmişin paslı tortularını temizlemek gerek, Roboski bu anlamıyla tozlanmayacak tarihi bir kelimedir ve demokratik, özgür geleceğin şifrelerinden biridir” diye yazıyordu.

Ne kadar anlatabilir bilmem ama bir şiir
Bir istiladır sabahtan çöken
Bir tuzaktır karanlıkla gelen
Yüküm ağırdır Ana
Barım ağırdır…
İki bidon mazot, iki paket şeker midir benim katilim…
Bir katırın sırtında dönmek midir benim hakkım
bedenimin yarısını hududun ötesinde bırakarak…

daha yaşım 13 benim
Muhammed derler adıma…
daha yaşım 13 benim…
daha yaşım 13 benim…
nasıl siper ederim bedenimi ben
dört uçağın dördüne birden
benim yaşımdaki çocuklarına
uzaktan kumandalı oyuncak uçak alanlar
benim üstüme dört uçak saldılar
düşman üstüne salar gibi…
Hatırlar mısın daye,
bir at almıştı babam bana beyaz mı beyaz…
O mu gelen bu gece vakti ışıl ışıl,
yoksa alıp götüren bomba mı bedenimin
yarısını şu dağ başında
dedim ya, 13’ündeyim ben ömrümüm
ve hep öyle kalacak yırtılmış,
yanmış kimliğimde yaşım benim.

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here