Uzak bir anı gibi: Demirciler Çarşısı

0
38
Gelişen teknolojiye direnen Tarihi Demirciler Çarşısı, yaşanan çatışmalarla beraber uygulanan sokağa çıkma yasağının ardından ülkenin siyasi belirsizliğinden payını almış durumda. Çarşıyı ayakta tutan ise fabrikasyon aletletlere itibar etmeyen bölge köylüsü…

DİYARBAKIR – Demircilik dendiğinde bölgede Demirci Kawa’nın zalim kral Dehhak’a karşı giriştiği hak mücadelesi akla geliyor. O yüzden demirciliğin ayrı bir yeri var bölgede… Yıllar yılı büyük örsler üzerinde arda arda ama ahenkli bir o kadar da bilinçli ve ustaca vurulan darbelerle şekilden şekle sokulmuş yeryüzünün en yaygın madeni demir.
Bu duygularla girdiğimiz tarihi Sur ilçesinin Balıkçılarbaşı semtindeki tarihi Demirciler Çarşısı’nın eski günlerinden uzak olduğunu görüyoruz. O ahenkli çekiç sesleri eski yoğunlukta gelmiyor kulaklarımıza. Her şeyden önce eski insan sirkülasyonu yok sokakta. Sanki tek başlarına kalmışlar, ya da kaderlerine terk edilmişler gibi.
Yanlarındaki Sülüklü Han kadar kıymet görmediklerinden, çatışmaların izlerine; gelişen teknolojiden siyasi gelişmelere kadar her şeyin üstüne üstüne geldiği bir sürecin son ustalarını ziyaret ettik…
Tarihi Demirciler Çarşısı, ilçede geçen yıl yaşanan çatışmalar ve yasaklardan en fazla etkilenen yerlerden biri oldu. 100 günden fazla kapalı kalan Çarşı, çatışmalı alanın hemen yanı başında olmasına rağmen fiziki olarak zarar görmedi ama ekonomik olarak çatışmalardan çok etkilendi. Çatışmalar sonrası bazı esnaflar, işyerlerini devir edip terk-i sanat etmiş.
Çoğunlukla geleneksel tarım aletlerinin imalat ve satışının yapıldığı çarşıda, beşik, ferfoje, köpekler için tasma ve kurtlar için tuzaklar da yapılıyor.
Çatışmaların ardından daha çok geleneksel tarım aletlerinin imalat ve satışının yapıldığı Demirciler Çarşısı’nın iş yoğunluğu bugünler de yok denecek kadar az. Bunun tek sebebi geçen yıl yaşanan çatışmalar değil. Gelişen teknoloji ile beraber fabrikasyon üretimi de çarşı esnafını olumsuz etkilemiş. Çarşı’da bulunan işyerlerinin Sülüklü Han tarafındaki kısmı Vakıf malı ve kiraların ucuz olması tek avantaj.
Kurt tuzakları ve dikenli tasmalar…
Çarşı esnaflarından Mehmet Yıldız, demirle olan tanışıklığının 30 yılı bulduğunu anlatıyor. Elinde kurtları yakalamak için kullanılan tuzakları yapmakla meşgul o sırada. Yapması da oldukça zor. O mekanizmayı oluşturmak, çalışır hale getirmek bayağı bir zamanını alıyor.
15 yıldır bu tuzakları yapmamasının insani nedenini anlatıyor Mehmet Usta: Bu tuzaklar hayvana zulüm amacıyla kullanılıyor. Bir keresinde şahit oldum. Tuzağa düşen bir kurt yaklaşık 20 gün o tuzağın içinde kalmıştı. Ayağı kan içindeydi artık kımıldamıyordu. Kımıldadıkça ne acı çektiğini tahmin edin artık. Ölmek üzereydi. Tam bir eziyet. ‘Tamam yakaladın ama neden o halde bırakıyorsun?’ diye kızdım… O günden beri yapmıyordum. İşler kötü ve pek yapabilende yok zira zahmetli bir iş…
Çarşı da az sayıda esnafın yaptığı dikenli köpek tasmaları çarpıyor güzüme. Mehmet Usta tasmaların amacı köpekleri kurt saldırılarından korumak olduğunu anlatıyor. Kurtlar saldırı anında en ölümcül darbeyi boğazdan veriyormuş. Genelde çoban köpekleri kullanıyor. Ancak amacının dışında kullananlar da varmış. Bu tasmaları takıp köpekleri dövüştürüp, bahis oynayanlar da varmış…
Artık usta yetişmiyor…
Çarşı da eskisi gibi demirci ustaları yetişmiyor ve bu konuda ciddi sıkıntı var. İyi bir usta haftalık 350-400 Lira arasında maaş alıyor. Ancak iyi bir ustayı çalıştıracak iş yoğunluğu son yıllarda yok denecek kadar az…
Kendi çocuğunu yetiştiren de çok az. Sebebi de meslekle ilgili gelecek kaygısı!
Teknoloji diğer el sanatlarında olduğu gibi demircilik mesleğini de olumsuz etkilemiş…
Fabrikalarda seri üretimin olması sektörü bitme noktasına getirmiş. Buna rağmen yapılan el emeği aletler fabrikasyon aletlere göre daha ucuza satıyorlar. Çarşı da eskiden her dükkanda birkaç usta varken şimdilerde bu sayı bir hayli düşmüş durumda.
Peki, nasıl ayakta kalıyorlar?
Onu da Zülküf Usta’dan dinleyelim…
Zülküf Usta, Diyarbakır’ın eski sanayi sitesinin Demirciler Çarşısı olduğunu söylüyor. Demirle ilgili ne varsa burada yapılırdı. Orak, balta, keser, balkon ve pencere ferfojeleri, asma kilit yerleri, şeytanki…
Şimdilerde daha çok köylere yönelik geleneksel tarım aletleri üretimi yapılıyor. Kürtçe ismi Das olan orak en çok üretimi yapılan alet. Dasa Dar (Ağaç orağı) ve Dasa paleyi (ot biçme orağı) diye iki çeşidi var. Bir de baltalar. Her bölgenin kendine özgü baltası var. Kimisi iri, kimisi daha hafif ve küçük.
Yapılan bu aletler köylere, Diyarbakır’ın ilçelerine ve çevre şehirlere (Şırnak, Hakkari, Mardin…) gönderiliyor. Toptan yapıp oradaki esnafa gönderiyorlar. Bölgede fabrika üretimi aletlere pek itibar edilmiyor. Bizim yaptıklarımızın daha kullanışlı olduğunu söylüyorlar. Bizi ayakta tutan da buralar…
Meslekte yaklaşık 45 yılı geride bırakan Zülküf Usta, kaynı Ahmet ile beraber çalışıyor. Oğlu da gelip kendilerine yardımcı oluyor. Ahmet usta 30 yıldan fazla bir süredir yanında. Beraber öyle ahenkli çalışıyorlar ki, iki kişilik bir sanat resital izler gibi oluyorsunuz…

Boşaltılacak ama ne zaman?
Çarşı esnafının bir diğer sorunu da sitenin faaliyetlerinin tarihi dokuya zarar verdiğini gerekçe gösteren Koruma Bölge Müdürlüğü’nün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Metal İşleri Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi çarşının taşınması için 2013 yılında aldığı ortak karar. Şimdilik konuşulmasa bile bunun ileride önlerine geleceğini biliyorlar…

Balta da biz sapı da biz…
İsminin yazılmasını istemeyen bir Usta ise yaşanan sürece üstü kapalı vurgu yapıyor. İlçede yaşanan çatışmalara dem vurarak şunları söylüyor: Eskiden sabahları onlarca kişi selam vererek geçerdi dükkanımın önünden. Şimdi o kalabalık yok artık. Bir sürü insan öldü burada, kan aktı… Aramıza kan girdi, ölüm girdi. İnsanlar evini terk edip gittiler. Yarın burada ne yapılacak bilmiyoruz… Belki çok güzel yapacaklar ama inan hiçbir tad kalmayacak burada… Turist gibi gelip gezen insanlar bir süre gelip resimlerimizi çekip gidecek. Yarın öbür gün buralar da kapatılacak o düzenlemenin içinde biliyorum. Siyasete güveninin kalmadığını, insanların ekmek mücadelesinden yorgun düştüğüne vurgu yaparak son sözünü söyleyip bizi kovarcasına uğurluyor: Kafamız celladın önünde bekliyoruz. Balta da biz sapı da biz…

Mesut FİĞANÇİÇEK/Yenigün özel

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here