Diyarbakır Yenigün

tunceli escortmersin escortkadıköy escortmardin escortsivas escortescort erzurumerzurum escortelazig escortdiyarbakir escortdiyarbakır escortdiyarbakır escortdiyarbakır escortporno izlesikiş izlekonulu pornoliseli pornoporno izletokat escortisparta escortucak biletiucuz ucak biletievden eve nakliyatisparta escortyemek tarifi

Son Kurşun: DTH (2)

Son Kurşun: DTH (2)
Mehmet Aslan
Mehmet Aslan( aslan2099@gmail.com )
876
11 Haziran 2019 - 7:15

DTH’lere müdahalenin kaçınılmaz olduğunu belirtmiştim. Bu ölçüde iddialı olmak istemem; ancak AKP ülkenin bütün kaynaklarını hızla tüketiyor ve çok fazla da şansı kalmadı. Batı için son kullanma tarihi dolan Erdoğan’ın raflardan indirilmesi gerekiyor. Türkiye, son kullanma tarihi geçen bu ürünü tüketmeye devam ettikçe bağışıklık sistemini çökertecek enfeksiyon riskini de taşımaya devam edecektir. AKP ve Erdoğan, aslında çoktan enfekte olmuş bir ürünün tüketilmesi için toplumu ikna etme çabası içerisinde. Bu ikna çabası, çoğu totaliter rejimde olduğu gibi neredeyse tamamı kontrol altında tutulan medya aygıtları üzerinden gerçekleştiriliyor. Dünyanın diğer diktatörlerinde olduğu gibi, sabah akşam kutsandığı, yere göğe sığdırılamadığı bir medyaya sahip. Medya, diktatörün kerametlerini manşetlere sığdıramazken, kulaktan kulağa yüksek erdemlerinin fısıldanmasını da sağlıyor. Raf ömrünün sonuna gelen her diktatöre yapıldığı gibi“hikmetinden sual olunmaz” bir iklim yaratılıyor.

Ele ayağa dolanan demokrasiyi oyun dışı bıraktığınıza, diktatörün ömrünü ülkenin doğal olarak sahip olduğu zenginlik kaynakları belirler. Petrolünüz, doğalgazınız, altın madenleriniz veya rezerviniz bir anlamda size ömür biçer. Bu kaynaklara sahip ülkelerde diktatörün cebine attığından çok daha fazlası rezerv olarak durur. Ancak Türkiye gibi ülkeler zenginliğini üretimden alır. Kaynaklar sınırlıdır ve zenginlik için sürekli pedal çevirmeniz gerekir. Suudi Arabistan, Katar, İran, Kuveyt, Kazakistan, Türkmenistan, Malezya, Angola, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Venezuela vs. gibi ülkeler onlarca diktatörü taşıyacak kaynağa sahiptirler. Diktatörlerin maliyetleri bu ülkelerde dönemsel etkiler yaratır. Bu dönemsellik içerisinde siyasal istikrarsızlıklar, dış müdahaleler, rejim değişikleri, ayaklanmalar yaşanır; ancak sahip olunan kaynaklar yeniden ayağa kalkmayı kolaylaştırır. Ne yazık ki Türkiye böyle bir şansa sahip değil. Bir diktatörü taşımak ülkenin en az 50 yılına mal olur. Kaybedilenlerin yerine yenisini koyacağınız rezervlere sahip değilsiniz. Üreterek elde ettiğiniz kazanımlarınız bir anda sıfırlanır ve yerine yenisini koymak için bir 50 yıl daha çalışmanız gerekir.Şu anda Türkiye 50 yıllık kaynaklarını, dolayısıyla da geleceğini hızla tüketiyor. Varlık Fonu konusunda daha önce ayrıntılı bir yazı yazmıştım. Üç ay kadar önce 12 Mart 2019’da Varlık Fonu’nun borçlanabilmesi için Resmi Gazete’de bir tebliğ yayımlandı. Bu tebliğe göre Varlık Fonu para ve sermaye piyasası araçları ihraç edebilecek, yani borçlanabilecek. Peki, bu borçlanmanın sınırları nelerdir?

Varlık Fonu borçlanması ve bunun sınırları konusu teknik bir konu ve sıkıcı gelebilir. Bu konuda bir kayıt düşmek gerektiğine inandığım için sıkmadan yazmaya çalışacağım; çünkü burası gerçekten çok önemli J

Önce 12 Eylül 2018’e gidelim. Bu tarihte yayımlanan 30533 sayılı Resmi Gazete’de, Cumhurbaşkanı tarafından Varlık Fonu yönetim kurulu üyeleri ve başkanı atanmış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararnameyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. Biraz karışık oldu biliyorum. Düzeltmek için özetlersem Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini Varlık Fonu başkanı olarak atadı (aslında burası sağlam bir emoji istiyor ama neyse). Erdoğan, Erdoğan’ı başkan olarak atarken, damadını da başkan yardımcısı olarak atadı (hukuk ne güzel değil mi?). Geldik o sevimsiz, teknik kısma: 12 Mart 2019 tarih ve 30712 sayılı resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile Varlık Fonu’na, sadece Hazine gibi borçlanma yetkisi verilmedi, ondan çok daha öte ve oldukça istisnai bir yetki verildi. Şu ana kadar bu konuda yazılan ve çizilenlerden, bu konuya değinildiğini duymadım. Ya gözden kaçmıştır, ya da değinilmesi riski bulunduğu için üzerinde yorum yapılmamış olabilir. İşin özü şöyle:

19 Temmuz 2013 tarihinde çıkan ve varlık fonlarına ilişkin esasları düzenleyen tebliğin 24’üncü maddesi, varlık fonlarının kötü kullanılmasını engellemek ve onları korumak amacıyla bazı sınırlar ve kurallar getirilmişti;

  1. Türev araçlar nedeniyle maruz kalınan açık pozisyon tutarı fon toplam değerini aşamaz.
  2. Fon portföyünün en fazla %20’si Takasbank Para Piyasası işlemlerinden oluşur.
  3. Fon, açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemi yapamaz.

Bilindiği gibi türev araçlar ile piyasada kaldıraçlı işlem yapabilirsiniz. Uluslararası piyasalarda genellikle 100 kaldıraç uygulanır. Türkiye’de 2017’den bu yana 10 kaldıraç uygulanmaktadır. Bunun da türev piyasalarında 1 liraya karşılık 100 liralık işlem yapabilirsiniz anlamına gelir. Bunun iki anlamı var; çok hızlı para kazanabilirsiniz veya bir gecede hesabınızı sıfırlayabilirsiniz. Fon açısından bakarsak, diyelim ki fonda 100 liranız var. Birinci madde, açık pozisyon tutarınız fon toplam değerini aşamaz diyor. Eğer 10 liralık işlem yaptıysanız, kaldıraç oranınız 10 olmalı. Bu durumda 10*10=100 TL’lik işlem yapmış olursunuz. Bu da sizin fon değerinize eşit olduğundan, yasal olarak mümkün bir seviyedir.

İkinci madde kısaca fon varlığının en fazla %20’lik kısmını kullanabilirsiniz diyor. Üçüncü madde ise açığa satış yapamayacağını hükme bağlıyor. Açığa satış konusunu kısaca elinizde mevcut olmayan bir para piyasası aracını, riskinin üstlenilerek satılması durumudur.

12 Mart 2019 tarihli tebliği yayımlayan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tebliğin 3’üncü maddesinde “fon türü bazında”, yukarıda açıklamaya çalıştığım oranları değiştirebileceğini söylüyor. İlgili maddeyi aynen aktarırsam: “Kurul(SPK), fon türü bazında fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin olarak bu Tebliğde yer alan oranlardan farklı asgari ve/veya azami oranlar belirleyebilir.

SPK kısacası şunu diyor, ben yatırım fonları için daha önce koyduğum kuralları değiştirebilir, Varlık Fonu için yeni oranlar belirleyebilirim.

Son zamanlarda özellikle ekonomideki gelişmelere bakıldığında Varlık Fonu için geniş bir hareket alanı oluşturulduğu görülüyor. Varlık Fonu kendi değerini aşacak düzeyde işlem yapabilir. İşlemlerde portföy değerinin % 20’sine uymak zorunda olmaz ve dolayısıyla açığa satış yapması mümkün olabilir.

Şimdi buradan hareketle Ziraat Bankasının geçtiğimiz ay ortalarından itibaren satmaya başladığı ve ihtimalen 5 milyar doları bulan kaynağın nereden geldiğini anlamaya çalışalım. Öncelikle kesin olan Ziraat Bankasının böyle bir kaynağının olmadığıdır.Mart ayının sonlarına doğru, bankadan yapılan açıklamada 1 milyar 425 milyon dolarlık sendikasyon kredisi sağlandığı duyurulmuştu. Sağlanan kredinin miktarı oldukça ciddi. 22 ülkeden 40 bankanın yer aldığı bir konsorsiyumdan alındı bu para. 22 ülke içerisinde Asya, Avrupa, Amerika ve Güney Amerika ülkeleri var. Sendikasyon kredisinin detaylarına baktığımda, sağlanan kredinin yaklaşık 1,2 milyarlık kısmı vadesi gelen borçları kapatıyor. 2018 yılı karı 2,3 milyar TL (yaklaşık 400 milyon Dolar)olan, 1 milyar 425 milyon dolar için 22 ülkeden, 40 bankanın kapısını çalan ve krediyi aldığında büyük bir yaygara yapan Ziraat Bankası bir anda 5 milyar dolarlık nakit ile sahne alıyor.

Bildiğiniz gibi Varlık Fonu A.Ş’deki kuruluşlardan biri Ziraat Bankası ve banka varlığının % 100’ü Varlık Fonu’na ait. SPK’nın tebliğiyle Varlık Fonu, tıpkı hazine gibi itfa yapabilecek. Berat Albayrak, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada kamu bankalarının mali yapısının güçlendirilmesi için 3,3 milyar Euro tutarında DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) ihraç edileceğini söylemişti. 5 milyar doların kaynağı burası mı, Varlık Fonu üzerinden Ziraat mı borçlandırıldı yoksa yine Varlık Fonu üzerinden yüksek faizle borçlanma mı sağlandı bunu bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var; Varlık Fonu son zamanlarda borç bulmak için kapı kapı dolaşır oldu. Çin Sanayi ve Ticaret Bankası (ICBC) ve Citigroup ile varılan yakın zamanla bir anlaşmayla da 1 milyar Euro civarında bir kaynak tedarik edildiği basına yansıdı. Varlık Fonu, dünyada oluşan diğer fonlardan farklı olarak, fon yaratan değil, borç bulmaya çalışan bir yapıya dönüştü. Bu gidişle Varlık Fonu’nun Türkiye’nin ikinci Düyun-u Umumiye macerası olması kaçınılmaz görünüyor.

S-400, seçim sonrası, DTH bir sonraki görüşmeye…Devam Edecek

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - DİYARBAKIR WEB TASARIM İNSERT BİLİŞİM

ataşehir escort ümraniye escortporno brazzersantalya escort kadıköy escortümraniye escortataşehir escort