“Seyyar Meyhane”yle yolculuk… Orta sıra yanaş…

0
130
Nurullah ERGÜN
Diyarbakır kent trafiğinde yaşanan keşmekeşlik herkesin malumu. Trafikte orantısız araç artışı, buna paralel toplu taşımanın gelişmemesi, park sorunu, trafik terörü daha neler neler…

Yaşanan bu gibi sorunlar kentteki araç sahipleri ve yaşanan trafik keşmekeşliğini etkilerken, kent insanını da olumsuz olarak etkiliyor.

Şehir trafiğinde yaşananlarla ilgili birçok şey yazmak mümkün ancak bu başka bir yazının konusu olsun deyip asıl konuya geçelim…
Ben, bugün toplu taşıma araçlarında yaşanan ve ortalama tüm vatandaşları rahatsız eden bir konudan bahsetmek istiyorum.
Malumunuz Diyarbakır’da toplu taşımadan muzdarip olmayan vatandaş bulmak neydeyse imkânsız. Özellikle otobüs ve minibüslerin kapasitesinin üzerinde yolcu almaları vatandaşları canından bezdiriyor. Ne yazık ki binlerce şikayete rağmen bu sorun bir türlü çözüme kavuşmuyor.

Direk kendi deneyimlerimden biriyle bunu paylaşayım. Mesafe gözümün kesmediği uzaklıkta ya da havanın durumuna bağlı olarak rutin yaşam aktivitelerimden biri de toplu taşıma araçlarına binmektir. (Siz buna mecburiyette diyebilirsiniz).
Yine öyle bir sabah evden çıkıp gazeteye gitmek üzere bir otobüse bindim. Araca binip yerime henüz oturmuşken; sanki müessesenin müşterisine ikramıymış gibi birden yüksek sesle arabesk bir müzik çalmaya başladı.
Olabilir araç sürücüsü akşamdan kalmış, ya da gönül ilişkisinde ters bir şey vardır, gençtir deyip hoş görünün sınırlarını zorluyorum. (Siz buna yine mecburiyet deyin)
Bu şekilde tabiri caizse “Seyyar Meyhane” misali ilerlemeye başladık. Müziğin slov ve iç parçalayan ritmi bulaşıcıymış gibi benim ruh halimi de etkiledi. Hani demli bir çay olsa da içsem dedim. İkram da çay yok olsa da o süratte giden bir araçta içmek ne mümkün…
Biz yine şoföre dönelim. Çalınan şarkıların efkârından olacak (!) herhalde şoför arkadaş, hız limitlerini alt üst eden, attığı makaslarla bunu destekleyen hız denemelerine başlayınca harbiden korkmaya başladım. Araç içinde söylenmeler, şikayetler ne fayda…
Araç bu hızla yol aldıkça içerisi de yavaş yavaş dolmaya başladı. Araç doldukça müziğin sesi kısıldı, gaza gelen arkadaşımız duruldu ve normal seyrinde devam etti. Yani şoför normale dönmeye başladı. Belli bir süreden sonra damar şarkılar yerini neydeyse tüm şoförlerin klasik olarak kullandığı para toplama ve yolcuları hizaya getirme ayinine dönüştü.
“Arakaya doğru ilerleyelim. Aynadan görüyorum. Orta sıra ve arka basamak boş” sesi yankılanmaya başladı. Bu lafın üzerine yolcularda bir birlerine bakarak araç sürücüsünün “boş” olarak tabir ettiği yeri görmeye çalıştı, ancak nafile çünkü araçta tek bir santim bile boş yer yoktu.
Yarın: Sihirli ayna

Nurullah ERGÜN

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here