“Sanatım bilinçaltımı yansıtıyor”

0
27
45 yaşındaki Diyarbakırlı heykeltıraş Erdinç Üstün, Ankara Hacettepe Üniversitesi heykel bölümünü kazandıktan sonra okulu bazı nedenlerden dolayı bırakmak zorunda kaldı. Okulu bıraktıktan sonra da sanatla uğraşmaktan vazgeçemeyen Üstün, adından söz ettirecek projelerinde yer aldı. Şimdilerde ise kendi atölyesini açan Üstün, ağaç yontarak hem geçimini sağlıyor hem de vazgeçemediği aşkı sanatını icra ediyor. Sanat dışında başka bir dil bilmediğini söyleyen Üstün ,‘Çok para kazanmak gibi bir idealim yok, ekmek param çıksın yeter’ diyerek işini çok sevdiğinin altını çiziyor

Neval AKYÜZ/Yenigün Özel
DİYARBAKIR’LI heykeltıraş Erdinç Üstün, açmış olduğu sanat atölyesinde duygularını yontmuş olduğu ağaçlara yansıtıyor. Daha önceleri birçok projede yer alan ve bir birinden başarılı çalışmalara imza atan Üstün, sanat dışında başka bir dil bilmediğini söylüyor. Çok para kazanmak gibi bir idealinin olmadığını sadece “ekmek param çıksın” mantığı ile aşık olduğu sanatını icra ettiğini belirten Üstün, ağaçlara olan ilgisinin ise babasının marangoz olmasını bağlıyor. Bir birinden ilginç sanat çalışmalarını sergilediği atölyesinde Erdinç Üstün ile yapmış olduğumuz söyleşide bize sanata olan tutkusunu şu sözlerle dile getiriyor;
“Sanat dışında başka bir dil bilmiyorum”
“45 yaşındayım. Sanat dışında başka bir dil bilmiyorum politik, sosyal ekonomik kendimi anlatmak adına bir türlü başka dili beceremedim. Bu işi yapmaya başka bir dil bilmediğim için yapmaya karar verdim. Öyle bir sancı vardı onun sonrasında bir sanat eseriyle, sanatla, sanatçıyla, zanaatla uğraşanlarla tanıştıktan sonra huzurlu olduğumu fark ettim. sonra sanat okumaya sanatla uğraşmaya karar verdim. Ankara Hacette Üniversitesi heykel bölümüne gittim ama bazı sorunlardan dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım. Okulu bıraktıktan sonra sanattan kopamadım ilk heykel atölyemi 1998 de açtım, kendime bir atölye tuttum ve heykel yapmaya başladım. Ama heykeli sergilemek, eleştirileri almak heykele bakmak başka heykele bakmak gibi bir kültür yoktu bende oluşmamıştı. Zaten ona ihtiyacım da yoktu. Bir yandan da para kazanmam lazımdı geçinmek için. Yerel ve ilçedeki tiyatrolara sahne, kostüm tasarımı dekor ve afiş tasarlamaya başladım.”
“Hayata bir sıfır mağlup başladım”
Çok uzun yıllar boyunca dekor tasarım işini yaptığını belirten Üstün, “Dekor işinde başarılı olunca tasarım işine geçtim ondan sonra bir türlü sanat ve zanaat arasında gidiyorum ama sanata olan aşkımı yenemedim. Sonra profesyonel olarak piyasaya girdim Mezopotamya da ilk profesyonel bronz heykeli olan özgürlük heykelini Batman’da ben yaptım. Sonra sergiler festivaller diye devam etti. Sonra bir şey fark ettim bende tacı atılmış mahallede büyüdüm. Hayata bir sıfır mağlup başladım. Zaten çocuklara çok ilgiliyim. Sur belediyesiyle ortaklı bir proje geliştirip plastik sanatlar çocuk heykel sanat atölyesi açtım. Benim sanat aşkım bir yana çocuklara bir duruş sağlamak lazım, burada yaşayan bir birey olarak bu sorumluluk bana da düşüyordu bilinenin aksine insan çocuklardan çok şey öğreniyor insan olmayı öğrenir en azından. Şuan da geçimimi sağlayamıyorum ama atölyede olmamın birçok sebebi var. Bunlardan biri direnmemin en büyük göstergesi bildiğim işi yapıyorum. Bildiğim şekilde mücadele ediyorum. İkinci nedeni hayatta kalmaya çalışıyorum çünkü çok zor yaşamın kendisi üçüncü nedeni ise sisteme diyorum ben buyum yani değiştiremedin değiştiremeyeceksin de. Budur yani burada oluş nedenim budur sanatın kendisi politiktir zaten. Yani çok mu para kazana cam zaten öyle bir idealim yok sadece karnım doysun yeter” diyor.
“Ağaçlar tanrının heykelleridir”
Sanat hayatı boyunca güzel dostluklar güzel arkadaşlıklar sanatla ilgilenenler, el sanatıyla ilgilenenlerle bir sürü insanla tanıştığını anlatan Üstün sözlerine şöyle devam etti;
“Burası bir diyalog kapısıdır küçüktür şirindir ama bir diyalog kapısıdır. Yani ne olur nereye gider bilmiyorum ama soluk aldığım sürece ben sanat yapa cam. Mekânı büyütmenin bir anlamı olmaz. Ama tasarımdan çıkıp heykele dönecem. Buralar biraz özgürleşince tabii ki de ortaya çıkardığım ürünleri sergilemek isterim. Atölyede heykel yapıyorum seramik mozaik yapıyorum, tasarımla uğraşıyorum oldukça yapıyorum. Ağaçlara farklı bir ilgim var. ‘ağaçlar tanrının heykelleridir’ ağaçlar ne yaşarsa çevresinde neyi görürse onu açıkça belirtir bir şeyden kaygısı yoktur, acıyı kederi tepkisi her şeyi onun yaralarında dokularında görebilirsin. Ona baktığında kaç yaşında olduğunu, neler yaşadığını kaç kış geçirdiğini anlayabiliyorsun. İnsan ağaç gibi değil insan her şeyi saklıyor. İnsan her şeye eğilimlidir. Bencildir çıkarlarını koruyor. Yani bir insan gidip çok şık giyinebilir bakım yapıp ortalıkta gezebilir. Onu tanımak ne düşündüğünü bilmek için içinde olmak lazım onunla yaşamak lazım. Ama ağaç öyle değil ağaca bakarsın anlarsın salttır, durudur ve doğaya aittir.
“İnsan doğanın içinde sıra dışı duruyor”
Doğaya ait olmadığını iddia eden tek varlık insandır bu yüzden doğanın içinde çok sıra dışı duruyoruz. bu yüzden çok göze çarpıyoruz. Yani özüne dönmek gerek ağaç özünü kaybetmiş bir formdur belki bu yüzden müthiş bir ilgim var ama babam marangoz yani oyma ustasıydı belki bunun içindir de ağaca bu kadar ilgiliyimdir. Sürdürülebilirlik diye bir şey vardır. Eskiden de böyleymiş, dedelerimizin zamanında da bu böyleymiş para hükmetmiyormuş. Herşeye dostluk arkadaşlık kavga hükmediyormuş. İnsanlar her şeyi kullanıyorlardı ve insanlar çok güzel bir iletişim aracı geliştirmişler takas ediyorlarmış her şeyi sizin işine yaramayan bir şey benim işime yarayabilir. Bunun büyük nedenlerinden biri yoksulluk ama yoksulluk kadar güçlü olan bir şey varmış paylaşmak. şimdi insanlar kuru bir ağaç olarak bakabilir ama bu işi yapıp kendi buraya köyümü inşa ettiğimde bir aydınlatma armatürü olarak satıyorum ama aslında ayrıntılara bakarsan bu kavuklar bu güvercinler var ya benim kültürümde babamın kültüründe onun babasının kültüründe vardır. Ben kentin göbeğinde büyüdüm ama Mardin kapıda o merdivenlerde çıktım çocukken üstünde oturdum. Bilinçaltımda bunlar var aslında ben nereye aidim. ait olduğum yeri aramak anlamında bir şeydir aslında dikiş makinesinin altıdır evet şimdi bir dikiş makinesi değil simdi benim çalışma masamdır. yine işlevseldir yine bir formdur ama dikkat edersen özünden bir şey kaybetmediği için bakar bakmaz onun dikiş makinesi onun ise ağaç olduğunu anlıyorsun ama yeni bir form kazandırıyorum yani yine doğada olan şeyleri etrafına koymuşum gördüğüm şeyleri takdir etmişim ortaya bir köy çıkarmışım. .yani bilmiyorum daha önceki yaşamımda bir köyde mi yaşadım, bilinçaltımda bir köyde mi yaşamak istiyorum. köylerim yakıldı bakacak bir köyüm yok mudur? yani bir sürü nedeni var onun için oraya bir köy inşa ettim. tel örgülerin olmadığı kavga yok top yok tüfek yok hiçbir şey yok baktığında yeşil kuşların uçtuğu tahta merdivenlerin olduğu çocukların olduğu bir köydür. Sanatsal değeri var mıdır yok mudur ekonomik değeri var mıdır yok mudur bununla pek ilgilenmiyorum. Yani bazen sigara paramı bile çıkaramıyorum ama mutsuz değilim.”
“Sanatla direniyorum”
Beş sene akıl hastanesinde çalıştığını ve orada da heykel atölyesi kurarak bir heykel bahçesi oluşturduğunu anlatan Üstün sözlerini şu şekilde tamamladı;
“Orada bir şey öğrendim. Psikiyatri de hastaların iyileşmesi için dünyada bir yer kapladığını bir işe yaradığını hatırlatınca hastalar iyileşiyormuş. Her insan için bu geçerlidir. Bir işe yaradığını düşünüyorsan bir şey yaratabilirsen bunu sanat anlamında söylemiyorum sadece her anlamda söylüyorum. Emekçi olmak, üretmek, paylaşmak anlamında söylüyorum kahvede bir çırak da olabilirsin. Sonuçta bir şey üretiyorsun, emek sarf ediyorsun ve karşılığında para alıyorsun o parayla kendine ve ya başka birine bir şeyler alıyorsun. Bu bir paylaşımdır insanlar kendini iyi hisseder. Zor bir coğrafya da yaşıyoruz büyüyoruz. Zor coğrafya da seviyoruz, zor bir coğrafya da direniyoruz. Böyle olunca çok az şeyimiz kalıyor hayatın kendisiyle hayatın getirdikleriyle savaşmak için. Benim yöntemim de budur. Çünkü bunu biliyorum başka bir yol, dil bilmiyorum.”

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here