Diyarbakır Yenigün

tunceli escortmersin escortkadıköy escortsivas escortsivas escortescort erzurumerzurum escortelazig escortdiyarbakir escortdiyarbakır escortdiyarbakır escortporno izleporno izlekonulu pornoporno izleanal pornotokat escortdidim escortısparta escortucak biletiucuz ucak biletievden eve nakliyatisparta escortyemek tarifihukukkonya escort

“Anlıyorum ama konuşamıyorum”

“Anlıyorum ama konuşamıyorum”
Ridvan Kosen
Ridvan Kosen( rdvndjwr@gmail.com )
1.971
02 Ocak 2019 - 9:00

Merhaba

Sizce de başlık çok ilgi çekici değil mi?

Hemen hemen hepimiz günlük yaşantımızda bu cümleyi duymuşuzdur. Belki de çoğumuzun kullandığı bir cümledir. Genelde kullanıldığı ortamda espiri mahiyetinde söylenir. Ve yine genelde toplumumuzda ikinci bir dil öğrenme eğilimi içerisinde olan insanların kullandığı bir cümle olarak görülür.

Cümleyi açıklamaya çalışırsak sanki uykusuzluğun kafanızın üzerinde oturduğu anlarda algı hızınızın düşüşüyle suyun altındaymışçasına söylenenleri dinler ama tepki göstermek için yeterli gücü bulamazken, üzerinize daha fazla gelinmesin diye sarf edebileceğimiz bir cümle. Bu durum kimilerine göre gerçekten yaşanılan bir durum olarak görülse de kimilerine göre yabancı dil biliyormuş havası verme efektidir. Aslında şöyle düşünmek gerekir; Bir dil konuşmak o dilde konuşulanı anlamayı takip eder. Dolayısıyla birisi o dilde konuşamıyorsa konuşulanı çok az anlıyor demektir ki buna anlamak da denmez. Peki, bu olay gerçekten sadece yabancı dil öğrenme çabası içerisine giren insanların kullandığı bir cümle mi? Hayır! Toplumumuzda gördüğümüz kadarıyla ana dilleri Kürtçe olmasına rağmen Kürtçe konuşamayan kişilerin kullandığı bir cümle olarak da yer edinmiş durumda.

Bununla ilgili geçenlerde “Yeni nesil artık Kürtçe konuşmuyor” diye bir haber okumuştum. Haberin içeriğinde Türkiye’deki Kürt kentlerinde Kürtçe konuşanların oranının gittikçe azaldığından ve Kürtçe okuma-yazma oranının da gittikçe düştüğünden bahsediliyordu. Haberin sonuna yakın bir yerde İsmail Beşikçi Vakfı Diyarbakır Şubesi Başkanı Said Veraj’ın düşüncelerinin yer aldığı paragrafta “Kürtler kendi dillerine önem vermiyor; hatta bazıları dillerinden utanıyorlar. Doğal olarak bu kesim egemen dilin etkisi altına giriyor ve kısaca bu bir amaçtır.” cümleleri ilgimi çekti. Gerçekten ana dilimizi konuşmaktan utanıyor muyuz? Bunu biraz geniş kapsamlı düşündüğümüzde ne yazık ki evet böyle bir durum söz konusu. Yeni nesil artık o kadar kötü bir hal almış ki otobüste, sokakta hatta evlerinin içinde bile ana dillerini konuşmuyorlar. Tamamen bir asimilasyona kurban gidiyorlar.

Peki, bu yanlışı sadece yeni nesilin üzerine yıkmak ne kadar doğru? Asıl yanlışın sahibi ebeveynler değil mi? Evet ebeveynler! Peki ebeveynler neden çocuklarını Kürtçe’den soyutluyorlar? Bunun cevabı da geçenlerde yaşanan, ana akım medyada yer bulmamasına rağmen alternatif medyada çığlığını duyuran bir haberde saklı. Haberde Sakarya’nın Hendek İlçesinde bir baba ve oğlu sırf kendi aralarında Kürtçe konuştular diye kendini bilmez birinin magandalığına maruz kaldıklarından ve babanın magandanın silahından çıkan kör kurşuna kurban gittiğinden bahsediliyordu. Bu yüzden aileler bu olaydaki gibi yaşanılan ötekileştirmenin kendi başlarına gelmesinden korktukları için çocuklarını ana dillerinden soyutluyorlar. Ve çocuklarının konuşmayı yeni öğrendiği dönemlerde kendi babalarının, dedelerinin, atalarının dili yerine toplumda egemen statüsündeki dili aşılıyorlar çocuklarına. Yani bir nevi yıllardan beri bize dayatılan asimilasyonu artık kendi kendimize uyguluyoruz. Peki şu an yazının başında espiri mahiyetinde kullanıldığını söylediğimiz “Anlıyorum ama konuşamıyorum” cümlesinin ne kadar acınası bir cümle olduğunun farkına varmışızdır. Bu durumun önüne geçmek için sizden ricam anlıyorum ama konuşamıyorumun arkasına saklanmaktan vazgeçin ve ana dilinizi özgürce kullanın ve anladığınızı öğrenin, ezberleyin, konuşun…  Sağlıcakla kalın.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.