Diyarbakır Yenigün

Download Instagram Photos

Lice’den Elazığ’a değişen bir şey yok

Lice’den Elazığ’a değişen bir şey yok
Mahmut Bozarslan
Mahmut Bozarslan( mahmut.bozarslan@gmail.com )
970
29 Ocak 2020 - 0:05

Hayatımda yaşadığım ilk deprem 6 Eylül 1975’teki Lice depremiydi. 6.8 şiddetindeki depremde, aralarında iki kardeşimin de olduğu, 2 bin 385 kişi hayatını kaybetti. O günden sonra deprem neredeyse hayatımdan çıkmadı. Civarda yaşananların çoğunu hissettim, çoğunda da görev gereği olay yerine gittim. Aradan geçen 45 yılda ne değişti derseniz, sadece binaların şekilleri değişti. Hiç yol almadık desek de yalan olur, yeterince yol aldık desek de.

Hadi 1975’te depremi, fay hatlarını bu kadar tanımıyorduk. Yıl olmuş 2020, deprem neredeyse önceden bilinir hale gelmiş ama hala insanlar pisipisine ölüyor. Hala binalar yeterince sağlam yapılmıyor, hala çürük binalara göz yumuluyor, hala bilinçsizlik, hala kadercilik…

Artık şunu anlamak lazım, deprem kader değil, yağmur, kar, fırtına gibi doğa olayıdır. Evinizi sağlam yapmazsanız, yağmur içeri girer, fırtına çatıyı uçurur, deprem de yıkar. Kader, ancak siz bütün önlemleri aldıktan sonra, yapabilecek bir şeyiniz kalmadığı noktadan sonrasıdır. Öncesi ihmaldir. Japonya gibi dinin neredeyse olmadığı ülkelerde daha şiddetli depremlerde, daha az insanın ölmesi kaderle açıklanamaz.

Ya deprem sonrası yaşananlara ne demeli?

Deprem sonrası kameraların bulunduğu noktalarda yoğunlaşan yardım faaliyetleri, diğer yerlerin ihmal edilmesi, siyasi şovlar, tam anlamıyla mide bulandırıcı…

Ben siyasilerin yerinde olsam kurtarma çalışmalarının sürdüğü alanlara asla gitmezdim. Bir saniyenin bile değerli olduğu çalışmaların sekteye uğradığına defalarca şahit oldum. Elazığ’daki deprem bölgesine ilk gelenlerden biri de Diyanet İşleri Başkanı oldu. Ne yapacaktı, nasıl bir fayda sağlayacaktı, doğrusu anlamadım.

Ve en önemlisi sosyal medyada ortaya çıkan ırkçılık!

Google’da ‘Elâzığ Kürt mü?’ diye sormak, HDP belediyelerinin yardımlarını engellemek topluma depremden daha fazla zarar verdi. Depremin yarası iyi kötü sarılır da bu yara nasıl iyileşir bilemiyorum. Neyse ki bunların toplumda çok karşılığı yok…

Hasıl-ı kelam, Lice’den beri iki ileri, bir geri gidip geliyoruz. Deprem yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’na yatırım yaparsak, daha çok gözyaşı dökeriz. Bu kafalar değişmedikçe her depremden sonra ağlar sızlarız, üç gün sonra unuturuz… Bir kez daha gördük ki, bu ülkede her zaman olduğu gibi işler ‘dostlar alışverişte görsün’ mantığıyla yürüyor…

Bu arada kurtarma ekiplerinin hakkını teslim etmek istiyorum; gerçekten çok iyi iş çıkardılar. Ellerine, kollarına, yüreklerin sağlık.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - DİYARBAKIR WEB TASARIM İNSERT BİLİŞİM