Diyarbakır Yenigün

tunceli escortmersin escortkadıköy escortmardin escortsivas escortescort erzurumerzurum escortelazig escortdiyarbakir escortdiyarbakır escortdiyarbakır escortdiyarbakır escortporno izlesikiş izlekonulu pornoliseli pornoporno izletokat escortisparta escortucak biletiucuz ucak biletievden eve nakliyatisparta escortyemek tarifi

Kim suçlu?

Kim suçlu?
Ferit Gumus
Ferit Gumus( ertogan21@hotmail.com )
875
24 Haziran 2019 - 7:15

Günümüzde hemen hemen her ebeveynin lafa gelince şikâyetçi olduğu, fakat icraata gelince göz yumduğu çocuklardaki internet ve telefon bağımlılığı konusuna değinmek istiyorum.

Geçen günlerde hastanedeyken şahit olduğum bir mevzu açıkçası aklımı günlerce karıştırıp durdu.

Sabaha karşı hastanenin acil giriş kapısının yanındaki sandalyede oturup, polis memuru bir ağabeyle hasbihal ediyorduk. O sırada orta yaşlarda bir çift geldi. Annenin kucağında iki yaşlarında çok tatlı bir erkek çocuğu vardı. Çocuğun elinde de kocaman bir android cep telefonu. Şaşırdım. Bu yaştaki bu çocuğun elinde telefonun ne işi vardı?

Bir anlık maziye daldım. Bizim zamanımızda bırakın telefonu elimize almayı, telefonun T’sini bile bilmezdik…

Neyse daha da şaşırtıcı olan ise, annesinin hemen dert yanarak hayıflanmaya başlaması. Yok çocuk şöyle telefon bağımlısı, yok bilmem telefonsuz duramıyor. Sürekli ağlıyor vs…

Ablacım öyle diyorsunuz da, el kadar bebek kendi kendine alışmadı ya. Telefonu eline alıp alıştıran sizsiniz. Anne ve babası. Daha konuşmayı bilmeyen melek yüzlü bu çocuk, ne bilsin neyin ne olduğunu.

İnsanoğlu işte, çok garip değil mi?

Hâlbuki kendi rahatlığı için, çocuk ağlamasında ne isterse yapsın düşüncesine sahip olduğu için, çocuğunu daha iki yaşındayken telefona bağımlı hale getirmiş ama farkında değil.

Yazık!!!

Ya da farkında da umurunda değil. Ondan sonra lafa geldi mi de başlarlar eleştirmeye.

Geç o işleri kardeşim.

“Ne ekersen, onu biçersin!”

Tabi ben bu olaya şahit olunca 10 yaşlarındaki çocukların bilgisayar başlarında zaman geçirmelerini, internet bağımlısı olmalarını açıkçası normal karşılamaya başlamadım desem yalan olur.

Yani demem o ki, bu çocukları bu hale getirenler en başında ebeveynleridir. Boşuna demiyor atalarımız, ‘ilk eğitim ailede başlar’ diye.

Peki çocuklarımızı bu durumdan nasıl kurtaracağız?

Okuduğum bir kitaptan bir örnek vererek konuyu pekiştirmeme müsaade edin lütfen.

Livaneli’nin “Serenad” romanını okurken, dikkatimi çeken ve bu yazımın konusunu yakından ilgilendiren bir duruma değinmek istiyorum. Kitabın başkarakteri ‘Maya’ isimli kadın, eşiyle boşanmış ve çocuğuyla birlikte yaşamaktadır. Üniversitede araştırma görevlisi olan bu kadın, her sabah işe gitmeden önce çocuğunun kahvaltısını hazırlar, servise geç kalmamasını söyler ve çıkıp işe gider. Çoğu gün çocuk okula gitmez bile. İş dönüşü ise, her gün çocuğunun bilgisayar başında zaman geçirdiğine şahit olur. Tabi bu durum çok canını sıkar. Fakat bir süre buna müdahale etmek için hiç bir şey yapmaz. Bu arada çocuğuyla çok kopuk bir ilişkileri vardır.  Bir gün çocuğun bilgisayarını, girdiği internet sitelerini kontrol etmeyi akıl edip kontrol ettiğinde, uygunsuz sitelerde dolaştığını fark eder. Neyse konuyu fazla dağıtmadan kısa keseyim. Maya, kendisine soğuk olan evladının ilgisini çekmek için bazı konular hakkında çocuğundan araştırmalar yapmasını ister. Ve bu çocuğu ile arasında gün geçtikçe ilişkilerinin normalleşmesini sağlar. Çocuk, bulduğu bilgileri gelip annesine anlatmaya başlar. Annesinin onu öpmesine, saçlarını, yanaklarını okşamasına kızmamaya, müsaade etmeye başlar. Kadın daha çok çocuğuyla vakit geçirmeye ve daha çok ilgi göstermeye başlar. En önemlisi de ikisi de bu durumdan mutluluk duyar ve yüzleri güler.

Tabi hikâye uzadıkça uzar da sizleri fazla sıkmak istemiyorum. (Sonra çok uzun yazıyorsun, okuyamıyoruz diye şikayette bulunan bazı arkadaşlarımın eleştirisine maruz kalıyorum.)

Dikkat ettiyseniz Maya, başta çocuğuna ilgisiz olduğu için, (tabi eve internette bağlatmış. Çocukta internette gezinerek zaman harcamaktan annesine yük olmuyor.) Sağlıklı bir çocuk olarak yetişmiyordu. Ne yüzü gülüyor ne de annesiyle muhabbeti vardı. Ne zamanki anne, çocuğuna doğru bir şekilde yaklaşmaya başlayıp, gerekli ilgiyi gösterene kadar…

Peki, burada kim suçlu?

İlgi göstermeyen annemi, yoksa annesini umursamayan çocuk mu?

Ebeveyn olarak kendinizle yüzleşerek, çocuklarınıza karşı olan tutum ve davranışlarınızı gözden geçirmeniz ümidiyle, sorunun cevabını siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - DİYARBAKIR WEB TASARIM İNSERT BİLİŞİM

ataşehir escort ümraniye escortporno brazzersantalya escort kadıköy escortümraniye escortataşehir escort