Kapitalizmin altın kepçesi, endüstriyel futbol

0
81
Mehmet Uğur ÇAKIL    M1.ugur.cakil@gmail.com
MEHMET UĞUR ÇAKIL

Hatırlayanlar bilir. İtalya Seri A ve İngiltere Premier Ligi TV 8’den, İspanya La Liga’yı NTV’den ve Fransa Ligue 1’i ise Kanal a’dan izleyen bir nesil vardı. Futbol o dönemde de büyük bir endüstri haline getirilmişti fakat günümüzdeki gibi iş raydan çıkmamıştı. Dünyanın önde gelen liglerini herhangi bir pakete üye olmadan izleme şansımız olurdu. Bu saydığım kanallarda birçok futbolcuyu biz ünlü yaptık. Cristiano Ronaldo’yu ilk kez Manchester United’da bu dönemde izledik. Shevchenko’nun leblebi gibi goller attığı dönem yine futbolu bu kanallarda izlediğimiz dönemlere tekabül ediyordu. Messi’yi NTV’de yayınlanan dünya gençler şampiyonasında ekstra bir ücret ödemeden izlerken bu adam dünyanın canını yakacak dediğim zamanı anımsıyorum.  Şenol Güneş’in efsane bir sözü vardır. “ Futbolu eskiden fakirler oynar, zenginler seyrederdi. Şimdi ise futbolu zenginler oynuyor, fakirler ise seyrediyor” diyordu. Bu söz her zaman çok önemli  kabul edilirdi lakin son zamanlarda yaşananlara bakacak olursak bu sözün dünyada yaşanan gelişmelerden sonra önemini yitirdiğini söyleyebiliriz.

Çünkü Süper Lig, İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga, Fransa Ligue 1, İtalya Serie A’nın yayın haklarını satın alan beIN SPORTS’un , gelecek sezondan itibaren TFF 1. Lig maçlarını da yayınlayacağı açıklandı. Konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmezken; yayıncı kuruluşun yeni sezon öncesi eklediği paketler içerisinde ‘TFF 1. Lig maçları’ ibaresi de yer aldı. Yani bu artık futbolu oynayan da izleyen de zenginler olacak anlamına geliyor. Bu yüzden Şenol Güneş’in sözü önemini yitirdi diyorum. Eskiden mahalle aralarında oynanan masum futbol günümüzde Neo-Liberal dünyanın en büyük endüstrisi olmuş durumda. Neredeyse takımların armasının yer aldığı donların bile üretilip fahiş fiyatlara satıldığı futbol gitgide kapital düzenin çamuruna saplanıyor.

Elbette ki futboldan belli bir ölçüde  para kazanılacaktır lakin bu denli uçanı kaçanı her şeyi paraya çevirme hırsı bu işi anlamsız bir hale getiriyor. Artık futbol, insanların duygularını bile ticari hale getiren para karşılığı oynanan bir etkinlik olmaya başladı. Katar şirketi beIN SPORTS’un 1. Lig maçlarını yayınlaması kulüplere elbette ki bir getirisi olacaktır. Hemen hemen bütün Anadolu takımları maçlarının televizyondan yayınlanmasını doğal olarak istiyordur. Asıl sorun olan artık maçların TV paketleri alabilecek olanlar tarafından izlenecek olması. Katar şirketi beIN SPORTS 1. Lig maçlarını da yayınlarsa -ki bu yüksek bir ihtimal gibi görünüyor-. Ekonomik yönden sıradan vatandaşlar kategorisinde yer alanlar bu maçları evlerinde izleyemeyecek.

İnsanların ilgi alanına giren her şeyi paraya çevirmeye çalışan kapitalizm adeta futbolu altın kepçesi gibi kullanıyor. Günümüzde kulüplerin profesyonel şirketlere ve popüler futbolcularında reklam panosuna döndüğünü/dönüştürüldüğünü görüyoruz. Hal böyle olunca futbolda kazanılan astronomik rakamlar ahlaki çöküntünün yaşanmasına da sebep oluyor.  70 yaşındaki bir adamın reklam panosuna dönüşmüş bir futbolcu tarafından darb edilip ana avrat sövülmesinin arka planında endüstriyel futbolun getirdiği astronomik gevşeklik yatıyor. Genç yaşta kazanılan milyon dolarlar, lüks arabalar ve reklamlarla birlikte futbol-ahlak diyalektiği insani sınırların ihlal edilmesinde büyük rol oynuyor. Endüstriyel futbolun tribünleri ve tribün kültürüne de yok edip, taraftarları da tek tipleştiridiğini söyleyebiliriz. İngiltere ve İspanya Ligi’nde fahiş fiyatlarla satılan biletler ve kombine bilet uygulamaları ile birlikte tribünlerdeki futbol tutkusunun da gitgide yitirildiğini gözlemlemek acı veriyor. Endüstriyel futbolun atomlarını oluşturan ‘zenginler’ ,aldıkları kombine biletler ile birlikte tribünlerdeki yerini alarak 12. Adamın futbol tutkusunun sahanın çimlerine ulaşmasına engel oluyor. Tribünlerde uyuşuk bir biçimde gayet elit bir resim oluşturan endüstriyel futbol tüketicisi seyirciler, futbolun anlamından ve tadından uzak bir şekilde maçları takip etmeye başlayınca tribünlerde haliyle  kirleniyor. Tribünlerdeki bu durum genel itibari ile böyle olmasına rağmen futbolun güzelliğini her haliyle yaşayan taraftarlardan da söz etmek mümkün. Özellikle Almanya’nın Borussia Dortmund takımı endüstriyel futbola kendi çapında direnen, biletleri ucuza satarak taraftarlarına müşteri gözüyle bakmayan bir  futbol kulübü olma özelliğini taşıyor. Dortmund takımı hemen hemen her maçını sahası olan İduna Park’ta 60-70 bin taraftarının önünde oynayan, genel anlamda futbolculara astronomik rakamlar ödemek yerine alt yapıdan futbolcu yetiştiren bir kültüre sahip.

Borussia Dortmund dik duruşu ile saygı duyulan bir kulüp olurken, Türkiye’deki futbol kulüplerinin ve futbolseverlerin durumunu da bir örnekle anlatacak olursak Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden söz etmek istiyorum. Kahvede Galatasaray- Fenerbahçe maçının en heyecanlı yerinde ekrana yansıyan bir reklam görselinde kahvedekilerin birbiri ardına sıraladığı küfürleri hatırlıyorum. Kahvede yankılanan o küfürlerin aslında tam olarak endüstriyel futbola yönelik olduğunu  anlamak güç değildi. Maçın en heyecanlı anında bile futbolun kapitalist patronlarının  emrettiği tek bir şey vardı ; TÜKETİN. Bu da endüstriyel futbolun, insanların duygularını bile  sattığı anlamına geliyordu.

Futbol para için mi yoksa sanat halk için mi.? Futbol sadece futboldur. Dediğim gibi elbetteki futbolun  getirisi olacaktır ve bu kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Asıl yanlış olan futbol kültürünün tamamen paraya yenik düşürülmesi meselesi. Peki futbol nasıl paraya yenik düşüyor.? Endüstriyel futbolun getirdiği bahis zımbırtısına bulaşıp intihar eden binlerce insanı hatırlatarak futbolun parayla nasıl kirletildiğini Gaziantepsor örneği ile anlatmak istiyorum.  Bu sezon Gaziantepsor çok büyük sorunlarla boğuştu. Takımın Çek futbolcusu Rajtoral evinde intihar etti. Nitekim takım da düşme potasındaydı ve ligin bitimine haftalar kala 27 yıldır Süper Ligde mücadele eden Gaziantepsor küme düştü. 33. Haftada kendi sahasında şampiyon Beşiktaş’ı ağırlayan Gaziantepspor’da son kez taraftarlarının önünde mutlu ayrılmak ve sevenlerine galibiyet armağan etmek gibi bir alternatif varken kafalar yine paraya döndü. Bilet fiyatları çok fahiş seviyelerde satıldı ve stat da büyük çoğunluğunu Beşiktaş taraftarları sağladı. Kafalardaki düşünce şuydu; “Amacın yoksa idealin de olamaz. Amaç yoksa para kazanacaksın”. Genel görüş bundan ibaretti. Maçı Antep’te Beşiktaş 4-0 gibi net bir skorla kazanmış ardından herkes evine dağılmıştı.

Gaziantepsor camiası ve kentin önde gelenleri bu başarısızlığı analiz etmek yerine yine esnaflık yaptı. Maçın ardından kentte Gaziantepsor’un acınası durumu tartışılacağına İstanbul’dan Antep’e gelen taraftarların bol bol baklava aldığı ve bunun da kente önemli bir katkı sağladığı mutlulukla dile getirildi. Bir yerde başarısızlıktan önce baklava konuşuluyorsa ve konu futbol ise orada futbolun tutkusu ve güzelliği paraya yenik düşmüş demektir.Yakında ata sporumuz olan kepçe izlemek de ücretli olursa şaşırmamak gerekir.

Javi Poves’in isyanı
 Endüstriyel futbola karşı gerçekleştirilen nadir isyanlardan birini anlatmak istiyorum. Sokak aralarında oynanan masum futbolu büyük paralar kazanmasına rağmen endüstriyel futbola  karşı savunan koca yürekli bir futbolcu kardeşimizden söz ederek olayı noktalayalım.  İspanya’nın Sporting Gijon takımında  forma giymiş olan defans oyuncusu Javi Poves 2011 Ağustosun’da futbolun kapitalizm tarafından kirletildiğini söyleyerek futbolu bıraktığını açıklamıştı. Poves, “ futbol dünyasındaki paraya dayalı kirli düzenden bıktım” diyerek  sansasyonel bir karara imza atmıştı. Bu karar belki tartışılır ama düşüncenin takdire şayan olduğunu belirtmek gerekiyor. Sporting Gijon kulübünün basın sözcüsünün açıkladığı kararda çarpıcı açıklamalar bulunuyordu. Kendisini anti-sistem futbolcusu olarak tanımlayan Poves, bankacılık sistemini reddettiği için kulüpten alması gereken son maaşını da geri çevirdi. Futbolcunun İspanya kaynaklı internet siteleri ve gazetelere yansıyan açıklamalarında kullandığı “Futbolun içinde kalmaya başladıkça her şeyin parayla ilgili olduğunu görüyorsunuz. Bu çok acı bir şey” ifadeleri futbolseverlerin hafızasından silinmiş değil. Futbolun içinde Javi Poves gibi idealist futbolcular bulunsa da genel anlamda astronomik paralar kazanan futbolcuların endüstriyel futbola isyan ettiğini söylemek bir hayli güç.

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here