İhanetin perde arkası

0
300
OSMAN ERGÜN
Osman ERGÜN oergun21@gmail.com

283 şehit, 2 bin 797 yaralının olduğu 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 5 ay geçti. Darbe girişiminin bir numaralı sanığının Fetullah Gülen’in olduğu FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında güvenlik görevlisi, öğretmen, akademisyen ve işadamının da aralarında olduğu binlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı ya da görevden ihraç edildi.
Kamuoyunda yer yer tepkilerin olduğu bu tutuklama ve görevden almaların arkasında şüphesiz devletin kendini koruma içgüdüsü yatıyor. Yaşanan dehşet gecesinin perde arkası darbe girişimine ilişkin detaylar -her ne kadar karanlık noktalar olsa da- gün yüzüne çıkıyor. Ankara Başsavcılığı’nın hazırladığı 15 Temmuz’la ilgili ilk ‘FETÖ’ iddianamesinde TSK içindeki kalkışmanın rakamsal verileri yaşananların vahametini göstermesi açısından önemli. Şöyle ki 283 kişinin ölümüne neden olan kalkışmaya 8 bin 651 askeri personelin karıştığı, TSK’ya ait 35 uçak, 37 helikopter, 246 zırhlı ve 4 bine yakın hafif silah kullanıldığı ifade ediliyor.
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunca hazırlanan ve Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede; 18 sanıktan 17’si hakkında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,’ ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs,’ ‘TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’ ve ‘nitelikli kasten öldürme’ suçlarından 4’er kez, Mihrali Atmaca’nın ise 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ayrıca tüm sanıklar için ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan yedi yıl altışar aydan 15’er yıla kadar hapis talep edildi.

İddianameden bir detayda Özel Kuvvetler Komutanlığı’na yapılan baskında başçavuş Ömer Halisdemir tarafından öldürülen Semih Terzi’nin eşi Nazire Terzi’nin ifadesine yer verilerek şöyle deniliyor: Terzi, eşinin bir hafta önce kendisine cep telefonundan mesaj atıp “Nursel Hanım’ı (Zekai Aksakallı’nın eşini) ara, ‘Annem hasta, Ankara’ya döneyim’ diye söyle, mesajı hemen sil” diye yazdığını anlattı.
Bunun üzerine Terzi’nin Aksakallı’yı arayarak babasının ağır hastalandığını söylediği ve Ankara’ya gitmek için izin aldığı belirtilen iddianamede, Terzi’nin darbe girişiminden bir hafta önceden haberdar olduğu ve eşinin de kendisine yardımcı olmaya çalıştığı görüşüne yer verildi. “Tutanak ve beyanlardan da anlaşılacağı üzere darbeci Semih Terzi’nin ve eşinin darbe olayından ve atama listesinden en az bir hafta önce haberlerinin olduğu, bu nedenle Terzi’nin Ankara’ya bir an önce gelmek için bahaneler ürettiği, durumu bilen eşi Nazire Terzi’nin kendisine yardımcı olmaya çalıştığı, olay günü de Özel Kuvvetler Komutanı olarak yer aldığı sözde atama listesine dayanarak birliği devralmaya geldiği tespit edilmiştir”

Adil Öksüz de toplantıya katılmış
İddianamede, şüphelilerden eski tuğgeneral Halil İbrahim Yıldız’ın ifadesine de yer verilirken, Yıldız’ın darbe girişiminden önce, bayram tatilinde darbe toplantısı yaptığı belirtildi: “Darbe gününden önce dokuz günlük bayram tatilinde Ankara’da bir kısım askerlerle birlikte darbe planlamasına ilişkin toplantı yaptık. Toplantıya katılan Adil Öksüz bize, ‘Ben bu çalışmaları Amerika’ya gidip Fethullah Gülen Hoca’ma sunacağım’ dedi.”

Halisdemir için çağrılan ambulans geri gönderilmiş
Terzi’yi öldüren astsubay kıdemli başçavuş Ömer Halisdemir’in vurulma anı ise iddianamede şöyle anlatıldı: “Karargâh binasına çok kısa mesafe kala Halisdemir, saat 02.16’da vatansever bir asker davranışıyla ÖKK’yı darbecilere teslim etmemek adına Terzi’yi vurarak ağaçlık alana kaçmaya başladı. Binbaşı Fatih Şahin uzun namlulu silahla kısa mesafeden 11-12 el ateş etti, Halisdemir yere düştü. Tim personeli Halisdemir’i sürükleyerek karargâh giriş kapısına getirirken, ambulans çağrıldı. Halisdemir’in durumunun çok ağır olduğu tespit edilmesine rağmen ambulans geri gönderildi. Mihrali Atmaca’nın 02.26 sularında 2 el ateş ettiği Halisdemir şehit oldu. Terzi helikopterle GATA’ya götürüldü.”

Ve ihanetin 50 yıllık arşivi
İddianamede 1966’dan bugüne tutulan bu yasa dışı arşivde, örgütün yasa dışı adli ve önleme dinlemeleri, kendi cihazlarıyla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ile örgütle teması olan öğrenci ve ailelerinin bilgilerinin bulunduğu bildirildi.
Örgütün taşeronluğunu yaptığı güçlerin politikalarını devlete hakim kılmayı amaçladığı belirtilirken “‘FETÖ’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihi boyunca gördüğü en büyük, en tehlikeli ve en organize terör örgütlenmesidir” dendi.

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here