Hakikat ve erdem, anne ve çocuk…

0
350
Sertaç KAYAR sertackayar@gmail.com

Çok yazıldı ve çizildi. Hep kayıplar, haksızlıklar, hukuksuzluklar, alışmışlıklar, alışmamışlıklar, önyargılar, çatlaklar, patlaklar, çok ileri gidenler, geri kalanlar, yürüyemeyenler, tutunanlar, tutunamayanlar, kuyruk olanlar, ayakta kalanlar falan da filan. Herkes bir noktayı anlatma çabasında. Lakin anlattıkça virgüller artarken, yüklemin belirsizliği, özenin gizliliği konuyu darmadağın ediyor. Zira anlatılacak o kadar şey var ki…
Yine de yetmiyor dizeler yaşanan bu kör ve kara zamanı.
Her şeyi bir tarafa bırakıp şimdi gelgelelim bu quzilqurt sürecin psikolojisine. Öyle tehlikeli bir sürecin eşiğindeyiz ki herkesin düşünsel anlamda cephede olduğu ve mevzilendiği, kimsenin başkasının acısını görmediği, herkesin birbirini anlamaktan uzak olduğu ve “Biz” ile “Siz” arasında giderek büyüyen çelişkinin büyük ölçüde kendini hissettirdiğine tanık oluyoruz.
Herkes birbirinin düşünsel yoğunlaşması karşısında savunma pozisyonuna geçmiş, anlamaktan uzak, çatışmaya yakın bir noktada duruyor. İktidarın tüm nimetlerini yüklenip seçimden seçime karakter değişikliğine giden, özünde bir harfin 2/1 karakterine sahip yoksunların karakter yoksulluğu içler acısı.
Ancak unutulmamalıdır ki erdem, hakikat başkasının mevcut karakter yapısı, ruh hali ve psikolojisine göre değişkenlik göstermez. Tek hakikat vardır ve hakikate giden yol da bir erdemdir. Ya düşman olarak gördüğünüze benzersiniz ya da düşman olarak gördüğünüzü kendinize benzetirsiniz. Hakikat ve erdem ikincisindedir…
Salt yanlışlar üzerinden yola çıkarak tüm doğruları silmek en büyük yanılgılardan biridir. Öncelikle doğruların öne çıkarılıp yüceltilmesi gerekir ki söz konusu yanlışlar o doğruların altında ezilsin.
Böylesi bir iletişim ve ilişki biçimine o kadar çok ihtiyacımız var ki… Özlemini duyduğumuz barışa ancak erdem hakikat aşkıyla ulaşabiliriz. Hepimiz çok konuştuk, o kadar çok konuştuk ki artık duymuyoruz, görmüyoruz, yaşamıyor ve hissetmiyoruz.
Susalım, o yüksek ses tonunu düşürüp artık biraz da dinleyelim ve dinlenelim. Anlamın kıyısında kendimize dönüp tüm çelişkilerin farkına vardıktan sonra, umudu, özlemleri, barışı, özgürlüğü, aşkı ve sevgiyi kuşanıp düşelim yola. Bu yolda söz olsun, öz olsun ki erdem hakikate giden bir patika olsun.
Belki bugün değil ama elbet bir gün tüm halkların özlemini duyduğu barışı bir anne ve bir çocuk müjdeleyecektir bize.
Anne hayatın bir hakikati, çocuk temiz ve masum duruşlu bir erdemdir…

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here