Gerekçe enflasyon: Kırmızı et ve hububatta gümrük vergisi düşürüldü

0
19
Kırmızı et ve hububatta enflasyonu düşürmek için gümrük vergisi yüzde 40'lara çekildi. Bu kapsamda canlı büyükbaş hayvanlarda yüzde 135 olan gümrük vergisi oranı yüzde 26’ya, büyükbaş hayvanların etinde 100-225 arasında değişen gümrük vergisi oranları ise yüzde 40’a indirildi. Buğdayda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 45, arpada yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 35, mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 25 oldu

Canlı hayvan, kırmızı et ve hububatta gümrük vergileri düşürüldü. Enflasyonu düşürmek gerekçesiyle canlı büyükbaş hayvanlarda yüzde 135 olan gümrük vergisi oranı yüzde 26’ya, büyükbaş hayvanların etinde 100-225 arasında değişen gümrük vergisi oranları ise yüzde 40’a indirildi. Buğdayda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 45, arpada yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 35, mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 25 oldu.

Üretim maliyetleri düşürülmeli
Gümrük vergilerinin indirilmesinin, üreticinin elindeki hububat fiyatlarını baskılamaktan başka bir yararı olmayacağını belirten CHP Bursa Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Orhan Sarıbal, “Çözüm üretim maliyetlerinin düşürülmesinde ve üretim planlamasında aranmalıdır” dedi.

Evrensel’de yeralan habere göre,  Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal potansiyeli yeterince değerlendirememekte olduğunu dile getiren CHP Bursa Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Orhan Sarıbal “Üretimini ve ihracatını artıramamakta, buna karşılık ithalata bağımlılığı devam etmektedir” dedi. Gıda güvencesinin ve dış ticaret dengesinin ihracat yönünde sağlanmasının, ancak üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun olarak kullanılması ve istikrarlı politikalar izlenmesiyle sağlanabileceğine dikkat çeken Sarıbal şunları söyledi:
“Çiftçimizin en başta gelen sorunu yüksek girdi maliyetleridir. Türkiye üretimin en önemli girdileri olan tohum, gübre, tarım ilacı ve mazot bakımından ithalata bağımlıdır. Bu nedenle dövizdeki yükselme üretim maliyetlerini artırmaktadır. İzlenen politikalar dışa bağımlılığı azaltmak yerine giderek artırmakta; üretimi sürdürülemez hale getirmektedir. AKP hükümetlerinin uyguladığı tarım politikaları, küreselleşen piyasalar ve acımasız rekabet koşulları nedeniyle ürün/girdi paritelerindeki çiftçi aleyhine gelişmeler; üretim maliyetlerini aşırı şekilde artırmış, buna karşılık ürün fiyatları reel anlamda yerinde saymış, hatta bazı ürünlerde gerilemiştir. 1980’li yıllara kadar büyük ölçüde kendini besleyebilen ülkelerden biri olan Türkiye’de; daha sonra uygulanan neoliberal politikalarla tarımı çökertme sürecinin temelleri atılmıştır. O yıllarda başlatılan ‘üreticiyi ithalatla terbiye etme’ politikası, günümüzde çok daha vahşi bir şekilde uygulanmakta; arz eksikliği nedeniyle fiyatı artan her ürünün fiyatının ithalatla düşürme kolaycılığına başvurulmaktadır. İthalatın çözüm olmadığı (pirinç, kuru fasulye, sap- saman ve kırmızı ette) defalarca görülmesine rağmen bu politika ısrarla sürdürülmektedir. Enflasyonu düşürmek bahanesiyle bu dönemde gümrük vergilerinin indirilmesinin, üreticinin elindeki hububat fiyatlarını baskılamaktan başka bir yararı olmayacaktır.”

‘Terbiye edici ithalat politikasından vazgeçilmeli’

Çözümün ‘çiftçiyi terbiye edici’ ithalat politikasında olmadığını dile getiren Sarıbal, şu önerilerde bulundu: “Üretim maliyetlerinin düşürülmesinde, destekleme politikasında ve daha da önemlisi üretim planlamasında aranmalıdır. Hububat ekim alanlarında ortaya çıkan daralmanın üzerinde önemle durulmalı; çiftçi tarafından boş bırakılan tarlalar yeniden üretime kazandırılmalıdır. Tarımın en önemli sorununun yüksek girdi fiyatlarıdır. Öncelikle mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı; diğer girdilerdeki vergi yükü azaltılmalıdır. Hububatta 8 yıldan bu yana yerinde sayan destekleme primleri artırılmalıdır. Türkiye ithalat yaptığı ülkelerin çiftçisini değil, kendi çiftçisini desteklemelidir.”

‘Türkiye’de hayvan varlığı yetersiz’

Türkiye’de hem hayvan varlığının yetersiz olduğunu dile getiren Orhan Sarıbal, “Hem verimleri düşüklüğü hem de gerçek üretimin ilan edilenlerin de gerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Son yıllarda ülkenin gündeminden düşmeyen kırmızı et krizini bu süreçte hızlanmış ve sorunun yine ithalat yoluyla çözülmesi için, 30 Nisan 2010 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla EBK’ye sığır eti ithalatı yapma yetkisi verilmiştir. Geçmişte olduğu gibi, bu girişim de sorunun çözümünün değil büyümesinin başlangıcı olmuştur. Nitekim aradan altı yıldan uzun bir düre geçmesine rağmen kriz aşılamamış, hatta büyümeye devam etmiştir” dedi.

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here