Celal Güzelses: Nam-ı diğer Şark Bülbülü-II

0
13
RAMAZAN KARATAŞ
Ramazan KARATAŞ rkaratasyenigun@gmail.com

Celal Bey konserine kara gözler uzun havası ile giriş yaptı. Sesi Alemdar Sinemasının duvarlarını sarsarken izleyenlerden çıt çıkmıyordu. Çok içliydi. Celal Bey Kürtçe Gevrê eserinden etkilenerek derlediği gül ektim evlek evlek uzun havasını da ilk defa o gece okudu. Çok terlemişti. Size izleyenlerin coşkusunu anlatamam. Gece bitmiş alkışlar, etrafını saranlar bitmemişti. Uzun süre bizi Ulus’daki büyük otele götürmelerini bekledik. Diyarbakırlı talebelerin duyguları taşmış sel olmuştu. Nihayet hocamızla birlikte otele geldik. Hocamız terli terli orada bir kez daha üşümüştü. Otele gelir gelmez hemen yatağa girdi. Titreme başladı, gittim kendi battaniyelerimizde getirdim. Sızdı.

Ben yarınki radyo programını düşünmeye başlamıştım. Bir yanda hocamın hali diğer yanda yarınki program beni ürkütüyordu, telaşlanmıştım.
Sabah kalktık hocam halsizdi. Kahvaltımızı yaparken radyoyu açtık. Radyoda bir anons duyduk: Diyarbakır’dan Ankara’ya misafir olarak gelen Celal Güzelses bu akşam yurttan sesler programına konuk olacak.

 

Dönüp hocama ‘’Hocam hastasınız, sesiniz kısık, bu halde nasıl program yapacaksınız dedim’’. Celal Güzelses hocam sadece şunu dedi: Oğlum HÜSNÜ akşama daha çok var Allah kerimdir. O arada Muzaffer Sarısözen arayarak bir araba gönderip kendilerini aldıracağını ve devlet konservatuarında programdan evvel sohbet etmek için beklediğini bildirdi. Bir müddet sonra araba geldi. Davet edilen yere gittik. Sarısözen üstadın odasında bir süre sohbet ettik. Daha sonra akşam için prova yapmaya başladık. Celal Bey benden muhalif bir taksim geçmemi istedi. Hocam okumaya başladı. Ancak sesi ses değildi. Orada bulunan Aliye Akkılıç ,Nezahet Bayram, Saniye Can, Muzaffer Akgün şaşkın bir şekilde Celal Beye baktılar.  Çünkü ses o ses değildi. Akşam program için radyoya gittik. Sazlar yerini aldı. Fakat beni ekibe almadılar. Celal Bey Muzaffer beye bunun nedenini sordu. Sarısözen üstad, ‘Şimdi sizinle gelen bu genç, keman çalarsa İstanbul Radyosu duyduğunda aldığımız kararı bozduğumuz için ayıp olur üstadım’ dedi. Bunun üzerine Celal Bey, ‘Hüsnü Keman çalmazsa ben okuyamam’ dedi ve benim yanımda ısrar etti.
Bunun üzerine beni de ekibe aldılar. Canlı yayın başlamıştı. Ben kemanımla bir uzun hava taksimi yaptım. Taksim sırasında her kes hepimiz nefesimizi tutmuş Celal Bey’e bakıyorduk. Çünkü hocam hastaydı ve sesi kısıktı. Taksim bitince Celal Bey;

 

gül ektim evlek evlek
dadandı kara leylek
yazı beraber geçirdik
kışın ayıracak felek.
gül ektim gül bittimi
yara haber gitti mi
işittim yar evlenmiş
başı göğe tetti mi..
uzun havasını okudu.

 

Sanki hasta o değildi. Çok güzel okudu, sesi geri gelmişti. Diğer eserleri de peş peşe icraa etti. Programı başarı ile bitirdik. Her kes hayretler içindeydi. Programdan sonra dayanamadım, Hocam ben çok korktum okuyamayacaksınız diye. Asıl sesiniz birden geri geldi. Bu nasıl oldu” diye sordum. Celal Bey bana döndü baktım hafifçe tebessüm etti ve ‘’Sen taksimi geçerken ben içimden Şeyhime yalvararak beni mahcup etmemesiniz diledim ve dileğim yerine geldi hepsi o kadar” dedi.

Programı bitirmiş stüdyodan tam çıkacakken, tanburi Cemil Beyin oğlu Mesut Cemil Bey yanımıza geldi ve Celal Beye Diyarbakırlı şair Remzi’nin “Vechi Pakin seyreder aşıkların hayran olur’’eserini okumasını rica etti. Hocam bu isteği kırmadı. Kendinden geçmiş dinleyenler arasında Ekrem Güyer hüngür hüngür ağlıyordu…

Babam Celal Güzelses Hüsnü beyle Ankara’dan dönmüşlerdi.

 

Ben o sıra tekrar Batman’a dönmüştüm. Babamamın döndüğünü Diyarbakır’a geldiğini ve çok hasta olduğunu öğrenmiş ve hemen Diyarbakır’a evimize gelmiştim. Günlerce yataktan çıkmadı babam. Rufai Tekkesine çok küçük yaşta annesinin imkansızlıkları içinde birazda sahip çıkılsın diye Şeyh Zeki Efendinin yanına verilmiş ne öğrendiySe bu tekkede öğrenmiş ve Hz Rufai Şeyhine manevi sırtını dayamış Allahtan başka yardımcısı olmayan hakkın yolundan başka yol bilmeyen bir hayat yaşamıştı. Hatırlarım hep derdi. Ben iki kez daha çok hastalandım. İkisindede Hz. Rufai şeyhim rüyama gelip. Oğlum Celal niye yatıyorsun dediğinde, ‘Ben, şeyhim çok hastayım’ demiştim O da bana, ‘Kalk oğlum kalk bir şeyin yok’ demişti ve kalkmıştım…

Haftaya: Çocuklar sanırım babanız yakında aramızdan ayrılacak

 

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here