Bunca derdin arasında eğitim

0
80
Geçen yıl çatışmaların yaşandığı yerlerde operasyon ve yasaklar nedeniyle eğitim-öğretim bir dönem aksadı. Cizre, Silvan, Sur, Yüksekova, Nusaybin, Şırnak, Hakkari ve İdil gibi il ve ilçelerde yaşanması lokal aksama olarak kabul edildi. 

Eğitimde yaşanan bu aksamaların giderilmesi için farklı alternatifler uygulansa da pek başarılı olunmadı. Ana akım medyada bir-kaç çocuk üzerinden “başarı hikayeleri” bile bunu örtmeye yetmedi.

Geçen yılı yaşanan bölgesel sıkıntılara bu yıl yenileri eklendi. 15 Temmuz sonrası FETÖ operasyonlarıyla binlerce öğretmen görevden uzaklaştırıldı ya da tutuklandı.
Okulların açılmasına kısa bir süre kala bu kez de çoğu bölgede görev yapan Eğitim-Sen’li yaklaşık 11 bin öğretmen “sendikal grev” gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırıldı.
Görevden almaların en fazla yaşandığı ilde ne yazık ki Diyarbakır oldu. Kentte görev yapan 4 bin 313 öğretmen sendkal hakları olan ve “Sur’a bir ses de sen ver” adı altındaki sendikal grev nedeniyle açığa alındı. Bir kısım öğretmen ise tutuklanarak Cezaevi’ne gönderildi.
Bu görevden almalar iki taraflı mağduriyetlere de sebep oldu.

Mağdurların bence en önemlisi öğrenciler…
Aradan geçen hemen 1 aydan fazla bir sürede öğrenciler eğitimden yoksun günler geçirdi. Görevden alınan öğretmenlerin boşluğu sözleşmeli/ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor.

Geçtiğimiz günlerde gazetemizden okuduğum bir haber bunun geldiği noktayı daha bir belirginleştirdi. Haberde Diyarbakır’da okullardaki öğretmen açığını kapatmak amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü’nce alınan ücretli öğretmen arasında at bakıcıları ve Meslek yüksek Okulu mezunlarının olması yaşanan eğitim mağduriyetinin ne aşamada olduğunu gösteriyordu.

Binlerce öğrencinin eğitimini ve geleceğini belirleyecek birinci TEOG sınavına sayılı günler kala okullarda öğretmen açığının bulunması velileri düşündürmeye başladı. Veliler, Çocuklarını hayatlarına yön verecek olan belki de en önemli sınav olan TEOG sınavına hazırlandığını bir dönemde, zaten eğitim yatırımları bakımından Türkiye ortalamasının gerisinde olan bölge, yaşatılan bu mağduriyetle daha da gerileyecek gibi gözüküyor.
Velilerin konuşturulduğu haberde aynen şöyle deniyordu:

“Yıllarca terörden dolayı okuyamamış öğrencilere reva mı bu? At bakıcılığı bölümünden mezun olan biri ilkokul 1. Sınıfa, iki yıllık Meslek Yüksek Okulu mezunu biri de matematik öğretmeni olarak görevlendirilmiş. Bu bir zulümdür. Bu zulmü çocuklarımıza reva gören idarecileri seslenmek istiyoruz; Madem eğitimdeki kaliteyi artıracağız diyordunuz. Bunu at bakıcısını öğretmen olarak görevlendirerek mi yapacaksınız? Yazık bu çocuklarımıza ve geleceğimize… Biran önce soruşturmaların tamamlanıp, öğretmenlerin görevlerine iade edilmesini bekliyoruz”
Sorun büyük… Anlaşılan hükümet de bu konuda tıkanmış ve çözüm üretemiyor ve bu konuda en büyük mağduriyeti de çocuklar yaşıyor.

Diğer mağdurular ise öğretmenler.
Diyarbakır’da açığa alınan 4 bin 313 öğretmenin ortak noktası “29 Aralık 2015’teki sendikal eyleme” katılmaları…
Sırf bu gerekçeyle görevden uzaklaştırılan öğretmenler, şöyle diyor:
“İdarecilerimize soruyoruz; Siz gerçekten bu 4313 öğretmenin terörle bağlantılı olduğunu düşünüyor musunuz? Bence düşünmüyorsunuz. Bakın madem devlet terör örgütüyle bağlantılı olan öğretmenleri ayıklayacak sendika fark etmeksizin bütün öğretmenleri araştırın. Sendikasız öğretmenler dahil. 29 Aralık grevine katılanlara PKK’li denildi. Bunu şiddetle kınıyorum. Biz PKK’li değiliz. 29 Aralık grevine katılmayan veya o gün rapor alanları araştırsınlar. Uyanıklar ya rapor aldılar ya da greve katılmadılar. O gün ki grev bildirgesini bile açığa alındıktan sonra okuyan öğretmenler var. Açığa alınan 4 bin 313 öğretmenin yüzde doksanı suç olduğunu bilse ki suç değil… Katılırlar mıydı bu greve? Devlet samimiyse tüm öğretmenleri araştırır”

İlkay NUDEM

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here