“Bel fıtığının temel nedeni yaşam şekli”

0
20
Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Ömer Sanrı, bel fıtığının temel sebebinin yaşam şekli olduğunu vurguladı

DİYARBAKIR – Omurga rahatsızlıkları içerisinde en sık karşılaşılan bel fıtığı ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Özel Genesis Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Ömer Sanrı, omurga rahatsızlıklarının en önemli sebebinin yaşam şekli olduğuna dikkat çekti. Uzun süre oturmanın veya hareketsiz kalmanın omurga rahatsızlıklarına sebep olabileceğini kaydeden Sanrı, bel fıtığının bilinenin aksine günümüzde memur, emekli ve ev hanımı hastalığı olduğunu belirtti. Beyin cerrahisinde en sık karşılaştıkları sorunları anlatan Op. Dr. Sanrı, “Her ne kadar ismi beyin cerrahisi de olsa aslında beyin cerrahi pratiğinde en fazla rastgeldiğimiz hastalık grubu bel ağrıları yani bel fıtıklarıdır. Bel fıtıkları da sadece bize özgü değil, insanların yüzde 90’ı ömründe mutlaka bir defa bel ağrısı yaşar. Tabi her bel ağrısı bel fıtığı demek değildir. Başlangıç şekli budur. Başlangıç belirtileri; bel ağrısı, bacak ağrısı, yürürken bacaklarda uyuşma, özellikle ayakta durmakla, uzun süre oturmakla tetiklenen, belden aşağı topuklarınıza kadar, bacaklarınıza kadar ağrı ve uyuşukluk” dedi.
“Her tipe göre farklı yaklaşım sergilemek gerekir”
Bel fıtığının çeşitli derecelerinin olduğunu belirten Op. Dr. Sanrı, şunları kaydetti:
“Başlangıç aşaması bulging dediğimiz daha ikinci derece olan protüzyon, üçüncü ve dördüncü aşamaları olarak ekstrüzyon ve sekestrasyon olmak üzere. İnsan omurgası üzerinden size örnek vereyim. İnsan omurgası vertabralardan, vertabra dediğimiz kemiklerden iki kemik arasından dışı kıkırdağımsı bir doku içi daha jel kıvamında nükleus pulpozus dediğimiz bir dokudan oluşur. Baskı altında, yük altında bu dokunun yerinden taşması. Burada bir temsili bel fıtığı örneği de mevcut. Tabi bunun düzeyi başlangıç, bombeleşmeden tamamen yerinden kaymasına kadar halk arasında ‘patlamış’ denilen, şu sinirleri baskı altına alan fıtık tipleri mevcuttur. Her tipe göre farklı bir tedavi yaklaşımı sergilemek gerekmektedir. Başlangıç aşaması olan bulging ve protüzyonlarda fizik tedavi metotları, istirahat, fizik tedavinin bu konuda önemli başarı sağladığı birçok metodu var krioterapi, termoterapi, traksiyon gibi, kısa dalga diatermi gibi. Daha üst dereceye varmış yani ekstrüzyon ve sekestrasyon düzeyine gelmiş fıtıklarda artık ameliyat durumu söz konusu.”
“Çağ dışı tedavi şekilleri gördük”
Hastane yerine alternatif tedavi yöntemleri deneyen hastaların durumuna değinen Op. Dr. Sanrı, “Ne yazık ki öyle çok hastamız var. Ne yazık ki öyle sakat kalmış hastamız da var. Kırıkçılar ve diğer metotları uygulayan kişilerin iyi olarak lanse edilen birçok hastası tamamen tesadüfî olarak iyileşen hastalık grubudur. Çünkü bel fıtığının doğası gereği sürekli bir ağrı sebebi değildir. Bir insan bel fıtığında söz gelimi son 5 yılın tamamında ağrı yaşamaz. Spontan düzeldiği, yatıştığı dönemler olur. Muhtemeldir kırıkçılarda, çıkıkçılarda bu tür metotları uygulayan kişiler de bu yünüyle iyileşirler. Bunun dışında da diğer manipülasyonlar, özellikle de bel çektirme, daha önce sosyal medyada görülen asıp sopalama gibi ne yazık ki çağ dışı tedavi şekilleri de gördük. Bunu kesinlikle tavsiye etmiyoruz çünkü birçok hasta bundan fayda görmediği gibi ani olarak her iki bacağında felç, idrar tutamama gibi çok ciddi sorunlarla da karşılaşıyor. Onları acil ameliyata almak durumunda kalıyoruz. Çoğu da kalıcı kalabiliyor. Bel fıtığı ameliyatı yaklaşık bundan bir 10-15 sene evveline kadar açık cerrahiyle, büyük bir kesiyle yapılmak zorunda kalınıyordu. Bu durumda da hastaların ameliyat sonrası memnuniyeti yeterli düzeyde olmuyordu. Bugün artık mikro cerrahiyle, mikroskop altında çok küçük bir kesi, çok küçük bir kemik çıkarımıyla fıtığı düzeltmek çıkartmak mümkün” ifadelerini kullandı.
“Bel fıtığı sadece ‘amele’ hastalığı değildir”
Hastalara uyarılarda bulunan Op. Dr. Sanrı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Yalnız akılda tutulması gereken şey şudur, bel fıtığı kim hangi metotla, nasıl ameliyat ederse etsin tekrarlayabilen bir rahatsızlıktır. Bunun da sebebi kişinin yaşam şeklidir. Yani ne yazık ki toplumsal olarak hem kendi bünyemizi hem kendi çevremizi hoyrat kullanan bir yapıya sahibiz. Bu nedenle de dejeneratif omurga rahatsızlıkları, bel, boyun fıtıkları gibi çok sık rastlanmakta. Bunun en sık sebeplerinden biri kilo almak. Kilomuza dikkat etmiyoruz. Kilo, vücut yükü arttıkça omurgaya, bele binen yük miktarı artmakta bu da dejenerasyonu hızlandıran bir şeydir. Ayrıca uzun süre ayakta beklemek, uzun süre oturarak özellikle anormal vücut postürlerinde, vücut şekillerinde oturmak bel fıtığı yapmakta. Tabi ağır işlerde çalışmak, ağır yük taşımak, özellikle ev hanımları için söylüyorum, sürekli yere eğilerek bir yerleri toparlamaya çalışmak gibi basit nedenleri var. Aslında sanıldığı gibi eskilerin deyimiyle bel fıtığı sadece ‘amele hastalığı’ değildir. Günümüzde ne yazık ki memur, emekli ve ev hanımı hastalığıdır. Bu üç grubun ortak özelliği de hareketsiz olmak.” (İHA)

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here