75 yıllık Sur aşkı: Zekiye nine

0
26
Diyarbakır’ın tarihi Sur İlçesi kimi vatandaşlar için apayrı bir anlam taşıyor. Bunlardan biri de 75 yaşındaki Zekiye Tanrıkulu. Zekiye nine Sur’da doğup büyüdü, yasak ve çatışma zamanında bile Sur’dan hiç ayrılmadı. Nedenini de şöyle dile getiriyor “Sur annemdir, babamdır, ömrüdür. Tüm hatıralarım burada. Buradan çıkarsam ölürüm.” Zekiye nine onun ve komşularının evlerini boşaltması için tebligat gönderildi, ancak evini bırakmak istemediği için mahkemeye başvurdu

Sertaç KAYAR/Yenigün Özel
DİYARBAKIR’ın tarihi Sur İlçesi’nde tarihten bu yana kesintisiz bir yaşam sürüp geldi. Öyle bir yaşam ki farklı dillerin, dinlerin ve renklerin bir arada yaşadığı bir alan oldu. Tarihten bu yana 90’lı yıllar dahil olmak üzere yoksullara ve göçmenlere kapılarını açan Sur şimdiler de yaralı bir ilçe. Sokağa çıkma yasakları ve çatışmalarla bir bölümü yıkılan Sur’da yaralar sarılmaya çalışılıyor ve hayat devam ediyor. İlçenin en önemli özelliklerinden biri olan ve bir kültür haline gelen kapı önlerindeki sıcak sohbetlerden birine konuk oluyoruz. Lalebey Mahallesi’nde TOKİ tarafından bir bölümü yıkılan bir bölümü de yıkılacağı belirtilen mahallede vatandaşlar harabeler içinde yaşıyor. İki farklı görüntünün yer aldığı mahallede küçük ve şirin bir dükkan önünde oturan genç yaşlı kadınlar ile sohbet ederken 75 yıllık bir Sur aşkına tanık oluyoruz.
Ömrü bakkalında geçti
Zekiye Tanrıkulu, 75 yaşında. Yüzyıllar önce dedeleri Malazagirt’den Diyarbakır’a göç etmiş ve Sur’a yerleşmişler. Zekiye nine de burada doğup büyüdü. Evlerinin yanında 60 yıldır işlettiği küçük ve şirin bir bakkal var. Ömrü bu bakkalda geçti Zekiye ninenin. Çatışmalar nedeniyle bir süre kapalı kaldı ama ondan önce her zaman açık kalarak mahalle çocuklarının uğrak yerlerinden biriydi. Şimdiler de pek iş yok ama yine de açık. Zekiye nineye nedenini sorduğumuzda “Benim ömrüm burada geçti. Hatıralarım hepsi burada, iş yapmasa da onunla nefes alıyorum” diyor.
“Sur Benim ömrümdür”
Zekiye nine yasak ve çatışmalar zamanında bile evini terk etmedi. Birçok komşusu gitti ama o birkaç komşusu ve 2 çocuğuyla kaldı. Riskli olması nedeniyle “Neden çıkmadınız?” diye sorduğumuzda şöyle cevap veriyor: “Sur benim annemdir, babamdır, ömrümdür, anılarımın ve hatıralarımın olduğu yerdir ben nasıl terk edeyim?” Söylerken bile yüzündeki gerginlik ses tonuna da yansıyor. Bu denli bir bağlılık ve sevgi ile dile getirdiği Sur’u övüp övüp bitiremiyor, haksız da değil tabi. Zekiye nine gazetecilere pek konuşmuyor. Niye diye sorunca da “E hani sorunlarımıza bir çözüm buldunuz mu ki” diyor. Sohbet aralarında tanıyoruz onu. Bakkalın önünde oturan mahalleli kadınlar ile hem akşam yemeğine hazırlık yapıyorlar hem de yaşadıklarını anlatıyorlar. “Bırak bizi derdimiz çoktur” sözleri üzerine ısrar sonucu konuşup döküyorlar içindekilerini.
Mahkeme başvurdu
Lalebey Mahallesi’nin bir bölümü TOKİ tarafından yıkıldı, geri kalan kısmı da evlere tebligat gönderilerek boşaltılması isteniyor. Harabe evler içinde evlerinde yaşamaya devam eden mahalleli kadınların kaygısı evlerinden ve Sur’dan olmak. Bir çözüm arıyorlar ama yasaklı mahallelerin akıbetine bakınca kaygıları daha da artıyor. Birçok aile gelen tebligat üzerinde evlerini terk etmek istemedikleri için mahkemeye başvurdu ve mahkeme sürüyor. Zekiye nine ile sohbete devam edip “Sur dışında başka bir yerde yaşayabilir misin?” diye sorunca atılıyor hemen “Asla yaşayamam. İnsan yaşamını bırakabilir mi? Bırakamaz. Ben buradan çıkarsam ölürüm. Ömrüm burada geçti, ömrüm…”

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here