Tarım alanları yokolurken, ithalatta vergi indirimi

0
18
RAMAZAN KARATAŞ
Ramazan KARATAŞ rkaratasyenigun@gmail.com

Türkiye bir yandan tarım topraklarını kaybederken, diğer yandan da hasat zamanında, ithalatta gümrük vergilerini düşürerek ürün, emek ve alınteri değersizleştiriliyor.

Haziran ayının son haftasında enflasyon artışına önemli oranda etki ettikleri gerekçesiyle bazı gıda ürünlerinde ithalat gümrük vergileri düşürüldü. Bakanlar Kurulu’nun 27 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararına göre, canlı büyükbaş hayvanların ithalat gümrük vergisi yüzde 135’ten yüzde 26’ya düşürüldü. Karkas et ithalatında ise yüzde 100 ile yüzde 225 arasında olan gümrük vergisi yüzde 40’a indirildi.

Gümrük vergisi düşürülen bir başka ürün grubu ise hububat ürünleri. Hasadı yeni gerçekleştirilen buğdayın ithalat gümrük vergisi yüzde 130’dan yüzde 45’e, arpada yüzde 130’dan yüzde 35’e, hasat için hazırlıkları devam eden mısırda ise vergi yüzde 130’dan yüzde 25’e düşürüldü.

 

Hükümetin buradaki mantığı ne?
Hükümet, gıdada fiyat değişkenliğinin en yüksek ülkenin Türkiye olduğunu söylüyor ve ithalatta gümrük vergilerinin düşürülmesiyle iç piyasada yaşanabilecek fiyat artışlarının önüne geçileceğini öngörüyor.
Üreticiler ise fiyatların bir miktar düşeceğini, onun da kısa süreli olacağını, ardından tekrar fiyatların artacağı görüşünde. Bunun sebebini de “İthalatla fiyatları bir süreliğine kontrol edersiniz, üretim gücü elinizde olduğunda ise her zaman kontrol edebilirsiniz. Üretmediğiniz ürünün fiyatını hangi araçlarla kontrol edebilirsiniz ki?” diyerek açıklıyor ve Hasat zamanı alınan gümrük vergisi indirimi kararıyla hububatta alım satımının duracağına ve piyasanın kilitleneceğine vurgu yapılıyor.

Üstelik gıdada ithalat kapılarının açılmasıyla birlikte cari açıkta da ciddi bir yükselmenin olacağı öngörülüyor. Türkiye’nin bunu karşılayacak yüksek teknolojili ürün ihracatı da yüzde 3-4’ler seviyesinde olduğundan oluşacak açığı kapatması hayli zor…

 

Bu konuyu değerlendiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Gümrük vergisinin düşürülmesinin psikolojik etkisiyle çiftçi-tüccar-sanayici zinciri koptu, hububat piyasası bozuldu. Sanayici düşük gümrükle buğday ithal edeceğim diye tüccardan mal almıyor, tüccar mal elinde kalacağını düşündüğü için çiftçiden buğday almıyor. Bu şartlarda TMO acil olarak, hiç beklemeden devreye girmeli, makul bir müdahale alım fiyatı açıklamalı, piyasada istikrarı sağlamalıdır. TMO, piyasaya geç girerek, çiftçimize ölümü gösterip, sıtmaya razı etmemelidir” diyor…

 

Türkiye zaten yıllardır sistematik olarak tarım topraklarını kaybediyor. Türkiye’nin 769 milyon 632 bin dekarlık karasal büyüklüğünün yaklaşık yüzde 30,8’ini tarım alanları oluşturuyor. Bu oran 30 yıl önce yüzde 36 civarındaydı. Son 30 yılda 40 milyon dekar tarım alanı yapılaşmaya terk edildi.

Ayrıca, işlenmese de tarım alanı niteliğindeki arazilerin büyüklüğünde de her geçen yıl azalma var. 30 yıl önce Türkiye’nin karasal büyüklüğünün yüzde 54.5’i tarım arazisi olarak geçerken, bugün bu oran yüzde 49’a kadar düştü. Bölgeler itibariyle bakıldığında ise son 10 yılda ekili alan açısından en büyük kaybı yüzde 37 ile Doğu Karadeniz yaşarken, bu oran Türkiye genelinde yüzde 8,1 oldu. Yani Türkiye 2007’den bu yana 13 milyon dekar ekili alanı kaybetti.

Diğer yandan hayvancılık için son derece önemli meralarda da durum farklı değil. Mera alanlarının yüzde 65’i tahrip edilmiş ve bir kısmı da özel şahıslara satılmış durumda. Kalan meralarda da bitki örtüsünün yetersizliği, erozyon gibi sebeplerle kayıplar var.

 

Tarımsal aktiviteler ve ürün çeşitliliğine bakıldığında iklim değişikliği sebebiyle 2050 yılına kadar çoğu ülkedeki tarımsal verimlilikte yüzde 15 ila yüzde 50 arasında düşüşler görülecek.

Bugün dünyanın karşı karşıya olduğu en stratejik, en kritik konuların başında gıda güvenliği ve su meselesi geliyorken, alınan bu karar zatensıkışmış olan tarım sektörünü daha da köşeye sıkıştıracak.

 

Uzun vadeli politikaların olmayışı, tarımda avantajlı olunan ürünlerde pazar geliştirilememesi, çiftçinin, köylünün üreticilikten uzaklaşarak adeta tüketiciliğe zorlanıyor.

Türkiye’ye özgü iklim ve toprak şartları göz önüne alınarak, üreticinin ihtiyaçlarını giderecek planlı programlı bir tarım politikası uygulanacağına tarım alanlarını yapılaşma ve sanayileşmeye açarken, üreticiyi ithalatta vergi indirimiyle köşeye sıkıştırmanın nasıl bir akılla anlatılacağını merak ediyorum doğrusu.

 

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here