Diyarbakır Yenigün

28 Şubat Davası’nda yaptığım savunmam III

28 Şubat Davası’nda yaptığım savunmam III
Cüneyt Alphan
Cüneyt Alphan( [email protected] )
868
30 Mayıs 2020 - 0:05

Yine 1996 yılında devletin namusuna emanet edilen ve devletin himayesinde olan Diyarbakır cezaevinde yatan tutuklu ve hükümlülere yönelik yapılan baskında 12 tutuklu ve hükümlü katledilmiş ve 24 tanesi de yararlanmıştır.

Bir Sayın Avukat savunma sırasında Türkiye’deki Hizbullah’ı anlattı ve söz konusu Hizbullah’ın İran bağlantılı olduğunu ima etmeye çalıştı. Ayrıca 1996 yıllarında gazetecilerin baskı, işkence, hapis vs haksızlıklara uğramadığını da iddia etmeye çalıştı. Daha çok mevcut hükümet olan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti döneminde baskı yapıldığını iddia etti.

Birde defa böyle bir iddiada bulunmak bu milletin, bu devletin, bu mahkemenin ve bütün dünyanın aklıyla alay etmektir. Sayın Avukat bölgede hiç yaşamadığı ve gerçekleri bilmediği için işkembeden atıp durdu. Önce Sayın Avukata hemen; 28 Şubat iddianamesinden de yer alan ve dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’in TSK’nin şikayeti üzerine basına uyguladığı baskıdan bir örnek vereyim.

Demirel diyor ki; “Nasıl halledeceğim? Biraz düşünmem lazım. En büyük zorluk yerel TV ve radyolardadır. Bunlar dibimizi oyuyorlar. RTÜK’e gittim, “Çare bulun” dedim.”diyor. Bundan da başta Diyarbakır ve bölgede televizyon ve radyolara nenden RTÜK tarafından sık sık kapatma ve para cezasını da verildiğini de öğrenmiş oldum.

Sorarım Sayın Avukata; Batman’daki Hizbullah kampına silah, lojistik ve mühimmat desteği veren Albay kimdi?

JİTEM’ci Murat Demir, Murat İpek, Abulkadir Aygan’lar kimin eseriydi? Bu eser Teoman Koman ve Arif Doğan’ın eseri miydi yoksa İran Hizbullah’ının eseri miydi? Gonca Kurişler’leri domuz bağıyla işkence edip öldürenleri, Diyarbakır ve bölgede hunharca cinayet işleyenleri ve devletten himaye görenlerini, İran veya Lübnan Hizbullahıylailintilendirmek tarihi ve tarihin ahlakını saptırmaktır.

28 Şubat sürecinde Gazeteciler baskı görmedi diyor Sayın Avukat. Doğru baskı görmediler yekten katledildiler, öldürüldüler.

Tıpkı o dönemde katledilen Gazeteci-Yazar Musa Anter, Mehmet Şenol, Namık Tarancı, Halit Gülgen, Haşim Yaşa, Metin Göktepe, Hafız Akdemir, Aysel Malkoç gibi onlarca gazetecinin öldürüldüğü gibi. Ölümden kurtulan Orhan Miroğlu gibi. Benim gibi fişlenen onlarca gazeteci gibi.

İşte size bir örnek daha;

Nüfusa kayıtlı olduğum Silvan ilçesi Dutveren köyünde bir gün misafirdim. Akşam saatlerinde askerler geldiler. Baba Mehmet Ali Işık ile oğlu Cengiz Işık’ı aldılar. Ana cadde üzerine götürüp orada tarayıp öldürdüler. Yetmedi geldiler, evlerini ateşe verdiler. Evin içinde yaşayan 1 yaşındaki Devrim Işık yanarak can verdi. Köye de rastgele ateş açtılar.  Sonraki gün askerler sabahleyin geldiler ve biz ne dediler biliyor musunuz?

“Bu insanları kim öldürdü? Bu evi kim ateşe verdi? Söyleyin yoksa sizde suça ortak olursunuz.”dediler. Adeta insanları aşağılayarak, horlayarak ve insan yerine koymayarak konuştular. Yetmedi akşam devletin TRT televizyonunda şöyle bir haber yapıldı.

“Diyarbakır ili Silvan ilçesi Dutveren köyünde güvenlik kuvvetleriyle teröristler arasında meydana gelen çatışmada 3 terörist silahlarıyla birlikte ölü ele geçirilmiştir.”denildi. Hadi baba-oğul terörist diyelim yahu bir yaşındaki kundaktaki bebek nasıl terörist oluyor?

Bunu da yüce mahkemenin ve bütün insanlığın vicdanına ve adalet duygusuna bırakıyorum. Hatta bu olayın da yüce mahkeme tarafından araştırılması ve sorumluların ortaya çıkarılması da insanlık adına da yararlı olacağına inanıyorum.

Şimdi savunma sırasında başta Sayın Çevik Bir, Sayın Çetin Doğan gibi paşalarımız insanların inançları, din ve vicdan hürriyeti üzerinde baskı yapmadıklarını dile getirmeye çalışırken, kimi benimde annemin başı örtülüydü, kimi dedem sakallıydı, kimi akrabalarım inançlıydı ve kimi de sakallı insanlara nizamiyeye girmelerine izin verdiklerini söyledi.

Hatırlayalım Sayın Dursun Çiçek’te “benim annem örtülüdür. Ailem dindardır.” Vs diyordu. Önce inkar ettiği imzasını sonradan kabul etti. “tek yapamam, yukarıdan, üstlerimin emir ve talimatları aldım” demişti.

Evet, örtünme bir Allah’ın emridir ve Cenab-i Allah örtünmeyi emreder. İlk İslam tabutu da örtünmeden dolayı yapılmıştır. Bu yüzden ilk İslam tabutuna konulan Resülüllah’ın (a.s)  kızı Hazreti Fatima sadece kefeni yeterli görmediği, nazarın günahından sakındığı için ağaçtan yapma tabutu vasiyet etmiştir. Dolaysıyla hem insanlığın ve hem de İslam’ın ilk tabut da örtünme nedeniyle yapılmıştır.

Sayın Başkanım; Size şöyle bir örnek vereyim:

2000 yılında Çanakkale’de yani yedi ecdadımızın koyun koyuna yattığı yerde. 116 Jandarma Er Eğitim Alay Komutanlığı Mescidinin içerisinde asılan Mescit talimatnamesinde yazılan maddelerden biri de şuydu: Tabii o talimatnamenin altında bir komutanın imzası vardı. Diyordu ki; “Subay- Astsubay ve bütün muvazzafların bu mescide girmesi yasaktır.” Bu ne demek? Görevli olan subay ve ast subaylar namaz kılamaz ancak ve ancak er ve erbaşlar kılabilir demektir.

Yine unutmayalım ki; Ak Parti’nin kapatma davasındaki gerekçelerin tamamı irtica ve din faaliyetleri idi. Örneğin Denizli’de Kutlu Doğum haftası bile irtica delili olarak gösterilmiştir. İlahi yarışmaları dahi delil olarak gösterilmiştir. Yine Denizli’nin köyünde, okulda boş ders saatlerinde kadınlara din eğitimi veriliyor diye kapatmaya gerekçe gösterilmiştir. Bu Denizli olayı verilen 27 Nisan Muhtırasının birinci maddesi idi.

Hatırlayalım lütfen; Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş, okulun birinde depo gibi bir yerde namaz kılıyorlar diye savcıya yazı göndermiş ve bunu da kapatmanın gerekçesi olarak sunulmuştur.

Şimdi bütün bunlar yapıldıktan sonra “eee valla benim annem de örtülüydü, sakallılara izin verdim, akrabalarım dindardı. Ben yaptığımı hatırlamıyorum, haberim yoktu, yalandır, iftiradır. Aradan 16 yıl geçti nasıl hatırlayayım… vs” demenin hiçbir inandırıcı tarafı yoktur.

Ayrıca Sayın Çetin Doğan’ın sakallılara izin verdiğini söylemesi de doğru değildir. İşte size Sayın Doğan döneminde yaşanan bir olayı anlatayım: Gerçi o bunu da inkâr edecek, ben yapmadım, hatırlamıyorum, haberim yoktu diyecek ama olsun ben yine de söyleyeyim. Devam Edecek

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. - - Diyarbakır Web Tasarım

Salihli escortKoçarlı escortOrtaca escortRefahiye escortKilimli escortOnikişubat escortŞefaatli escortSaray escortUlubey escortTavşanlı escortFethiye escortEtiler escortPatnos escortErzurum mutlu son