Parlak: “Darbe değil, işgaldi”

0
101
Siyasetçi Alaattin Parlak, 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin arkasında Amerika ve Avrupa bağlantılar olduğunu iddia etti. 15 Temmuz günü Türkiye’de darbe girişimi değil bir işgalin yaşandığını, bu işgalin en büyük hedefini büyüyen Türkiye’nin önüne engel kurmak olduğunu söyledi

Cihannüma Derneği Diyarbakır İl Temsilcisi ve siyasetçi Alaattin Parlak, FETÖ Terör örgütü tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen Darbe girişimini ve sonrasını Yenigün Gazetesi’ne değerlendirdi. Türkiye’de bir daha darbe girişiminin olabileceğini düşünmediğini ifade eden Parlak, Türkiye’de darbe girişimi değil bir işgalin yaşandığını, bu işgalin en büyük hedefini büyüyen Türkiye’nin önüne engel kurmak olduğunu söyledi. Bugün en büyük sesin HDP’den çıkması gerekirken, HDP’nin üzerine düşen görevi yerine getirmediğine işaret eden Parlak, “Ancak, Şuna inanıyorumki; HDP tabanı içerisinde ciddi anlamda darbeye karşı çıkacak insanlar var” dedi.

 

İşte Parlak ile yaptığımız röportajın tamamı şöyle;

15 Temmuz akşamı FETÖ Terör örgütü üyelerince yapılan darbe girişimini değerlendirebilir misiniz?

 

“Türkiye’de bir darbe olacağını düşünmemiştim”

Aslında doğrusunu söylemek gerekirse, ben Türkiye’de bir daha darbe olabileceğini düşünmemiştim. Yani özellikle 27 Muhtırasından sonra hükümetin muhtırayı ve darbeyi gerçekleştirenlere karşı o dönem yaptığı açıklamalardan sonra bir daha Türkiye’de darbe ve darbe benzeri girişimin olabileceğine dair ciddi şüphe ve kaygılarım vardı. Ama maalesef 15 Temmuz günü Türkiye’de bana göre işgal, kimilerine göre darbe denilen bir hareket ile karşı karşıya kaldık. Tabi olayın ilk anında darbe olduğuyla ilgili haberler geçince gerçekliğine inanmadık. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakan’ımızın açıklamalarından sonra Türkiye’nin çok ciddi bir süreçten geçtiğine yönelik kanaat oluşmaya başladı. O anda bizlerde hemen darbeye karşı ne yapabiliriz? Dedik. Bizler 1960–70 ve 80 darbelerini tarih kitaplarında okuduk. Ve maalesef darbe girişimlerinde dedelerimiz ve babalarımız sokağa çıkmadı.

 

Darbe girişimine anında tepki verdik

Bizim 15 Temmuz’da bir şey yapmamız gerekiyordu. Yapacağımız tek şey sivil olarak bu darbeye nasıl karşı çıkabiliriz? Onunla ilgili ilk etapta bir organizasyon içerisine girdik. Ve hemen anında sivil toplum kuruluşları, darbe karşıtı olan birçok yapı AK Parti İl Teşkilatı önünde buluştu. Ve darbeye anında tepkilerini vermeye başladılar. Tabi Diyarbakır İstanbul ve Ankara’dan biraz daha farklı. Asıl darbenin gerçekleştiği yer İstanbul ve Ankara, çünkü şimdiye kadar 338 tane şehidimiz, bin 500’e yakın da yaralı ve gazimiz var. Diyarbakır bu anlamda biraz daha sessiz geçti ama sonuçta Türkiye’nin 81 İl’inde işgal girişimine karşı sivil insanların kendi özgürlüklerine, kendi iradesine sahip çıkma anlamında meydana indiler ve gerekli cevabı da verdiklerini düşünüyorum.

 

Diyarbakır halkı darbeye karşı tepkisini gösterdi

Bu anlamda Diyarbakır halkının gerçekten çok fazlasıyla görevini yerine getirdiğini düşünüyorum ki şu açıdan bence önemlidir; Acaba bu darbe girişiminden sonra Kürtler ne yapacak? Kürtlerin tepkisi nasıl olacak? Gibi bir algı da vardı. Çünkü tam tersine dönme ihtimali de olabilirdi. Ama maalesef bütün bu beklentileri Kürtler boşa çıkardı.Ve bu darbe girişimine karşı diğer 81 İl’de olduğu gibi gösterilmesi gereken bütün tepkilerini gösterdiler. Ve yaklaşık 22 gündür meydanlarda milli irade nöbetine devam ediyorlar.

 

Diyarbakır halkı demokrasiye sahip çıktı

Diyarbakır halkının gerçekten demokrasiye sahip çıktı diyebilir miyiz?

Kesinlikle demokrasiye sahip çıkmıştır. Son zamanlarda sivil anlamda yapılan en büyük eylemlerden bir tanesidir. Çünkü bölge çok hassas. 40 yıla yakın bir çatışma ortamı var. Ciddi anlamda terör olaylarıyla karşı karşıya kaldık. Ve son Sur, Cizre, Nusaybin’i de arka planda düşünürsek, acaba insanlar nasıl bir tepki gösterecek diye bir kuşku vardı. Ama şunu ifade etmek lazım; İnsanlar daha ilk dakikalardan itibaren göstermesi gereken bütün tepkileri gösterdiklerine inanıyorum ve halen göstermeye devam ediyorlar.

 

Darbenin Amerika ve Avrupa bağlantıları var

Türkiye’de bir normalleşmeye ne zaman gidilecek? Bunun için erken mi?

Halen darbe girişiminin artçı sarsıntıları devam ediyor. Bu yapının kimlerle hangi ilişki içerisine girdiklerini bunların savcılıkta verdiği ifadelerle ortaya çıktığını görüyorum. Ortadan hakikatten FETÖ dediğimiz bir terör örgütü var. Bu terör örgütünün tek başına bir darbeye kalkışmadı. Bunun Amerika ve Avrupa bağlantısı var. Çünkü İncirlik’te yapılan toplantıları biliyoruz. Darbe öncesi CİA ajanlarının Türkiye’de hangi toplantılar yaptığını ya da Türkiye’deki FETÖ Terör örgütü üyelerinin Amerika’ya hangi zamanlarda gidip geldiklerini göz önünde bulundurursak, çok profesyonel ve organizeli bir darbe girişimi içerisinde girdiklerini görüyoruz. Burada şu nokta belki önemli; Genellikle darbeler gecenin geç vaktinde yapılması gerekirken, daha önce erkene alınıyor. Bunda da Allah’ın yardımı olduğunu düşünüyorum. Yani eğer daha geç saatlerde olmuş olsaydı, belki çok daha büyük facialarla karşı karşıya kalabilirdik. Ama saat 08.30–09.00 gibi insanların ayakta olduğu zaman darbe olursa çok rahat tepki gösterebileceği dönem oldu. Şuanda yapılan operasyonların tamamında geçmiş yıllarda özellikle 17–25 Aralık sürecinden sonra bu FETÖ Terör örgütüyle alakalı bulunan insanların tamamıyla ilgili yapılan işlemlerdir. İçlerinde masum olabilecek insanlar yok mu? Büyük ihtimalle olabilirler. Fakat bu darbenin sürecine bakmak lazım. Olay daha sıcak. Şimdi Sayın Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız defalarca ifade ettiler. Varsa böyle masum insanlar önümüzdeki dönemlerde ayıklanacaklar. Gerekli hukuki anlamda da süreç işlenecek. Ama doğrusu ben yıllardır, tanıdığım, bildiğim, medyadan izlediğim bu yapının böyle bir darbe ile ülkeyi karşı karşıya kalabileceğini düşünmemiştik. Çünkü 17–25 Aralık öncesi çok farklı organizasyonlar yaptı ama özellikle milletin göz bebeği dediği askeriyeyi içine sokarak bir darbe girişimi yapması Türkiye’deki bütün kitleleri, burada sadece AK Parti kitlesinden bahsetmiyoruz.

 

Alanlarda sadece Akparti’liler yok

Çünkü bugün alanlarda sadece AK Parti’li yok. Birçok farklı siyasi parti mensubu, farklı ideolojilere sahip insanlar var. ‘Ben darbeye karşıyım’ diyen özellikle 80 darbesinde işkence gören çok sayıda insanları meydanlarda gördük. Darbenin ne kadar kötü olduğunu söyleyen insanları meydanlarda gördük. Darbeyi kim yaparsa yapsın, ister FETÖ, ister daha sonraki yıllarda farklı yapılar olsun bugün insanlar bugün darbeye aynı tepkilerini göstereceklerdir.

 

HDP üzerine düşen görevi yerine getirmedi

HDP’nin darbeye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? HDP’den darbe karşıtı söylemleri cılız kaldı deniliyor. Sizde aynı fikirde misiniz?

 

Doğru. Burada HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı ‘sokağa çıkmayın’ açıklaması çok önemlidir. Şimdi burada bir tezatlık var. Her zaman HDP ya da PKK’nin yöneticilerinin ifade ettiği bir nokta var; “Biz 40 yıldır savaşıyoruz. Kiminle savaşıyoruz. İşte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ordusuyla” sürekli bir çatışma halinde olduklarını ifade ediyorlardı. Ve bu ordu içindeki bir kesim darbe yapmaya kalkıyor. Aslında bugün en büyük sesin HDP’den çıkması gerekirken, maalesef HDP üzerine düşen görevi yerine getirmemiştir. Şuna inanıyorum; HDP tabanı içerisinde ciddi anlamda darbeye karşı çıkacak insanlar var. Zaman zaman görüyoruz. Ama üst yönetim kadrosu darbe konusunda sessiz kalmıştır. Çok cılız açıklamalarda bulunmuştur. Bir anlamda da Darbeyi destekleyecek anlamda sessizliğini koruyor. Aslında halkın yanında yer alması gerekiyor. Örgütün 80 yılındaki darbe sonrası Diyarbakır Cezaevindeki işkencelerden doğduğunu herkes biliyor. O gün bu işkenceleri yapan zihniyetlerin bir benzeri 15 Temmuz’da sahaya çıktı.

 

Toplum bu tutumu sorgulayacak ve yadırgayacaktır

Onlarda bugün sahada olup, aynı darbeye karşı durması gerekirken, özgürlükten, demokrasiden bahseden yapının bugün saha da olmaması toplumun gözünde maalesef kaçmıyor. Toplum bunu sorgulayacak, yadırgayacak. Çünkü kendisini sorgulayan yeni bir yapı var. Bakın bugün Demokrasi nöbetinin 23. günüdür her gece alandayız, meydanlardayız. İnsanlar meydanları dolduruyor. Bu meydana gelenlerin hepsi AK Parti’ye oy vermiyor. Çok farklı kesimden insanlar var. Buna kulak verilmesi gerekiyor. Bu açıdan HDP göreviniyerine getirmemiştir.

 

 

OHAL’le ilgili toplumsal açıdan bir sıkıntı yok

Bundan sonra süreç nasıl işleyecek? Atılacak adımlar neler olacak? Bildiğiniz gibi OHAL kararı alındı…

OHAL ilan edilmesine rağmen toplumsal yaşantıda bir sıkıntı yok. İnsanlar istedikleri gibi özgürlüklerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Ama bugün KHK’larla çok da hükümetin mevcut bürokrasiyi daha hızlı işletme anlamında ciddi şekilde kararnameler çıkardı. Çıkarılan bu vergi yasaları ilgili ciddi maddeler çıktı. Çok ciddi algılar geliyor. Normalleşme biraz daha sürecek gibi. Ama burada önemli olan şey, bir daha Türkiye’de darbe veya darbe benzeri olayların olmaması adına milletin bu sıkıntılarına rağmen kendisini biraz da sıkacak. Bu sıkıntılara rağmen önümüzdeki döneme güvenle bakması lazım. Çünkü bizim gidecek başka bir yerimiz yok.

 

suriyEliler de alanlarda darbeye tepki gösterdiler

Bakın önümüzde bir Suriye gerçeği var. 3 milyona yakın Suriyeli Türkiye’de. Ve biz bugün miting alanlarında Suriyelileri görüyoruz. Onlarda tepki veriyor. Bizim ülke olarak gidebilecek başka bir yerimiz yok. Biz bu birlikteliği sağlamak zorundayız. Toplumsal mutabakatı sağlamak durumundayız. Ben özellikle bu 7 Ağustos’ta yapılan mitingin buna ciddi şekilde adım aralayacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin bu darbe ve işgal girişiminden sonra başka bir alternatifi kalmadı. Hepimiz birbirimiz gibi düşünmek zorunda değiliz. Tabiî ki farklılıklarımız olacaktır. İnançlarımız, düşüncelerimiz farklı olacak. Ama mesele ülke meselesi olduğunda bütün ideolojik tabularımızı bir kenara bırakacağız ve bu mesele de insani, özgürlükler ve demokrasi anlamında yapmamız gereken ne varsa biz bunların adımlarını atmaya çalışacağız. Yoksa bir daha bizim toparlanmamız, aynı toplum içerisinde birlikte yaşamamız mümkün olmayacak.

 

Darbenin en büyük hedefi büyüyen Türkiye’nin önünü kesmekti

Bu ülke kolay kolay kurulmadı. Bu ülkenin kurulmasında Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin katkıları var. Madem bu ülkeyi biz beraber kurduk, birlikte yaşıyoruz. O zaman bundan sonraki süreci de aynı adımlarla ilerletmemiz lazım ki, ben bunun ikinci bir cumhuriyet olduğunu düşünüyorum. Güzel bir atmosferi ve ortamı yakaladık. Liderlerimiz, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında muhalefetimizle, bürokrasimiz, Genelkurmayımızın tamamı el ele verirsek bu süreci rahatlıkla atlatırız. Ve artık Ortadoğu’da tutulamayacak büyük bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız ki bu darbenin en büyük sebebi budur. Türkiye’nin büyümesini istemeyen güçler, dış yapılar, istihbarat örgütleri Türkiye’nin önünü almaya çalışıyorlar. Geldiğimiz noktada da millet iradesini gösterdi. Millet sokaklara indi. Evet ben darbeye karşıyım. Ben bu özgürlüğümü kimseye vermeyeceğim. Bu ülkeyi biz kolay kurmadık. Ve sonuna kadar bu mücadeleye devam edeceğim diyor.

Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı

"PAYLAŞIRSAN BÜYÜRÜZ"

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here